Nagehan Alçı’dan şaşırtan İmamoğlu ve Yavaş yorumu

Nagehan Alçı’dan şaşırtan İmamoğlu ve Yavaş yorumu

AKP'ye yakınlığı ile bilinen Nagehan Alçı, İmamoğlu'nun güven kazandığını belirtirken, Mansur Yavaş'ın uzlaşmacı davranacağını yazdı.

AKP'ye yakınlığı ile bilinen Nagehan Alçı, İmamoğlu'nun güven kazandığını belirtirken, Mansur Yavaş'ın uzlaşmacı davranacağını yazdı.

Nagehan Alçı, İmamoğlu'nun güven kazandığını belirtirken, Mansur Yavaş'ın uzlaşmacı davranacağını yazdı. Nagehan Alçı

Nagehan Alçı'nın yazısı şöyle:

En uzun gece

Çok sert, çok kıyasıya bir seçim sürecinin ardından gittiğimiz 31 Mart sandığı büyük bir mücadeleyi ortaya koydu. Saat şu an 02.30 ve halen İstanbul’da sonuç netleşmiş değil.

İstanbul Meydan Muharebesi

Ben sandıklar henüz sayılmaya başlandığında saat 18’de ekranda ‘bu seçim esasen İstanbul’da kilitlenecek. Şu an manşet atsam ‘İstanbul Meydan Muharebesi’ derdim, yorumunu yaptım. Sandıkların yüzde 99’unun açıldığı an itibarıyla bu yorumun son derece isabetli olduğunu görüyorum.

Gece boyu Ekrem İmamoğlu’ndan gelen ‘kazandık’ açıklamaları, Binali Yıldırım’ın yaptığı zafer açıklaması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ’48 saat boyunca uyumayacağız’ sözleri bu seçimin düğümünün İstanbul olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

İstanbul’daki HDP seçmeni

Cumhur İttifakı’nın dili İstanbul’da Kürt seçmeni küstürmüş görünüyor. Binali Yıldırım gibi birleştirici ve güçlü bir isme rağmen HDP seçmeni blok halinde Ekrem İmamoğlu’na gitti.

Güneydoğu’daki sonuçlar AK Parti açısından olumlu görünse de partinin Kürtleri yeniden kucaklayabilmek için ciddi bir özeleştiri yapması gerektiğini düşünüyorum.

Aynı sonucu CHP açısından yorumlayacak olursak ciddi bir başarıdan bahsetmeliyiz. HDP’nin seçmenini İstanbul’da tamamen konsolide etmeyi başarmış görünüyor CHP. Bu çok kolay bir iş değil.

Ben Ekrem İmamoğlu’nun parti kimliğini ön plana çıkarmaması ve yumuşak ve yapıcı bir dil kullanmasının da HDP seçmeni üzerinde etkili olduğu kanaatindeyim.

Ekrem İmamoğlu’nun çıkışı

İstanbul sonuçları netleşmiş değil ancak şu aşamada her halükarda Ekrem İmamoğlu çok iyi bir sınav vermiştir. Krizi büyük bir soğukkanlılıkla yürüttü, provokasyona zemin açmadı, son derece sağduyulu ve rasyonel açıklamalar yaptı ve sakin güç olarak büyük güven kazandı.

İstanbul’u alır ya da almaz, şu aşamada Ekrem İmamoğlu artık Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP liderliği için  en yakın isim. Dünkü çıkışıyla Muharrem İnce’nin önünün tamamen kapandığını düşünüyorum.

Sandığa gömülen diğer 2 isim

31 Mart’ın CHP için 2 anlamı da hem Muharrem İnce’yi hem de Mustafa Sarıgül’ü Kemal Kılıçdaroğlu’nun rakibi olmaktan çıkarması oldu. Sarıgül sandıkta gömüldü, İnce de İmamoğlu’nun yükselişi ile alternatif olma şansını yitirdi. 2023 Haziran seçimlerinde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı büyük olasılıkla Ekrem İmamoğlu olacaktır.

Binali Yıldırım’ın zaferi

İstanbul’u alsın ya da almasın Binali Yıldırım da bu seçimin tartışmasız kazananı. Yapıcı yaklaşımı, alçakgönüllüğü, esprili karakteri ve kucaklayıcı tavrı ile Türk siyasetinde çok önemli bir yere sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu Yıldırım. Ona oy vermeyenlerin de saygı ve sevgisini kazandı.

Ankara sürpriz mi?

Bu seçimlerde AK Parti Ankara’yı kaybetti. Bu, tartışmasız iktidar cephesi açısından ciddi bir kayıp ve bir başarısızlık ancak sürpriz değil.

Mansur Yavaş yapıcı ve uzlaşmacı bir başkan olacaktır. Külliye’ye gidip, Cumhurbaşkanı ile ilişki kuracak ve mevcut kutuplaşmanın kırılmasında rol oynayacaktır.

Mehmet Özhaseki Türkiye’de belediyecilik deyince akla ilk gelen isimlerden ancak Ankara’da kendini yeterince anlatamadığını, bunda AK parti teşkilatlarının da payı olduğunu düşünüyorum.

Ankara ve İstanbul’un el değiştirmesi Türkiye’de makro siyasette bir değişiklik anlamına gelmiyor. Buradan bir sistem tartışması çıkarmaya çalışmak iktidarı sertleştirmekten, Türkiye’de zaten sıkıntılı olan özgürlük ve hukuk alanını daraltmaktan başka işe yaramaz.

Son iki yazımda bu konu ile ilgili kaygılarımı anlatmıştım. Sonuçları bir meşruiyet tartışmasına çevirmek bütün siyasal kesimlere zarar veren bir sertleşme ile sonuçlanabilir.

Genel rakamlar ve el değiştirmeler

Bu seçim sonuçlarını Türkiye genelindeki rakamlar üzerinden okumakla, kazanılmış iller üzerinden okumak çok farklı sonuçlar veriyor.

Rakamsal olarak Cumhur İttifakı 24 Haziran ile kıyaslandığında oyunu koruyor. Yüzde 50’nin altında olup olmayacağı tartışılıyordu yüzde 52’ye yaklaşmış durumda.

Millet İttifakı ise totalde ciddi bir düşüş yaşamış görünüyor. CHP’nin ile İYİ Parti ve Saadet'i topladığınızda yaklaşık yüzde 40 ediyor. HDP’yi eklediğinizde ise ancak 44’ü buluyor. yani yüzde 50’lik denen ‘karşı blok’ta ciddi bir gerileme var.

Öte yandan başta Ankara olmak üzere Antalya, Adana, Bursa gibi illeri almayı başardı. İstanbul için bu yazıyı yazarken halen netlik yok.

Kısacası rakamsal olarak Cumhur İttifakı, önemli noktaları kazanma anlamında ise Millet İttifakı bu seçimin galibi denebilir.

Anketlere yapılan haksızlık

Bu seçimin bir kazananı da isabetli sonuçlara ulaşan araştırma şirketleri oldu. Bilimsel verilerle çalışan, soğukkanlı bir şekilde sahayı okuyan isimler isabetli tahminlerde bulundular.

Maalesef seçim süreçlerinde araştırma şirketleri sıklıkla çeşitli ithamların öznesi oluyorlar. Elbette manipülasyon yapmaya çalışanlar da var ancak bu bir bilim ve bu bilimi ciddiyetle yapana da saygı duymak gerek…

‘Beka’ MHP’ye yaradı

Ak Parti ve MHP’nin ayrı ayrı adaylar çıkardığı Anadolu şehirlerinin tümünde MHP oyunu yükseltti. Bu da ‘beka’ konusunun MHP’ye yaradığını gösteriyor. AK parti Anadolu’da kendi eliyle bir kısım seçmenini MHP’lileştirmiş gibi görünüyor.

DSP balonu

Rakamların bize verdiği başka bir sonuç ise ‘solun gerçek adresi’ diye sunulmaya çalışılan DSP’nin büyük bir hezimete uğraması oldu. Sandıkta adeta çakıldı DSP.

Başta Sarıgül olmak üzere hiç bir isim DSP'yi yükseltmeye yetmedi. Bunda kullanılan fazla saldırgan dilin ve ‘arkasında AK parti var’ algısını yıkamamasının payı çok büyük.

Politika