Nahit Duru | Turgut Özakman hocanın dilinden... ''Şu Çılgın Türkler''

Nahit Duru | Turgut Özakman hocanın dilinden... ''Şu Çılgın Türkler''

Şu Çılgın Türkler, Diriliş Çanakkale 1915 ve Cumhuriyet Türk Mucizesi kitapları ile gençlere Tarihi öğretmenin yanı sıra sevdiren hocaların hocası Turgut Özakman’la yaptığım sözzyleşinin ikinci bölümünü de özetleyerek sunuyorum.

Nahit Duru / ABC Ankara Temsilcisi

Turgut Özakman Milli eğitim Bakanlarının hemen tümünün eğitimin milli olmaması için öaba harcadığını vurgulayarak şunları söylemişti:

“Hasan Ali Yücel’den bu yana, bir iki kısa süreli Milli Eğitim Bakanlığı yapmış olanları bir kenara koyuyorum, hepsi milli eğitim ile oyuncak gibi oynamıştır. Milli Eğitim diyoruz ama milli olmaması için her bakan elinden gelen gayreti sarf ediyor. Bu konuda en başarılıları şimdiki bakan. İngiltere’de okullarda çocuklara ettirilen yeminle bizim andımızı karşılaştırırsa sayın bakan bizim ne kadar medeni olduğumuzu anlar. Siz bir Amerikan kovboy filmi hatırlıyor musunuz ki içinde Amerikan bayrağı olmasın.

TÜRK MİLLETİ DEMEK IRKÇILIK DEĞİL

Biz, birdenbire onların bize yutturmak istedikleri şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir milleti bir arada tutan bütün ortak değerleri, anlayışları, duyguları, heyecanları öldürmeye çalışıyoruz.
Bizi bir arada tutan değerlerden biri de ‘Andımız’dı… Kim istemedi? ‘Türk Milleti’ demenin ‘ırkçılık’ olduğunu söyleyen iktidarın andımızı neden kaldırdığını anlamak için, dahî olmaya gerek var mı?

Hepsinin bir anlamı var. Yani dünyadaki herkes milliyetçi kendi içinde. Ben Almanları çok iyi bilirim. Onlar milliyetçi de değil, ırkçıdır. Bize gelince biz birden bire onların bize yutturmak istedikleri şeyi kabul edip yapmaya çalışıyoruz, bir topluluğu bir arada tutan bütün ortak değerleri, sevgileri, anlayışları, kavrayışları, duygulanmaları, heyecanlanmaları öldürmeye çalışıyoruz.
40 yıldır bunun şahidiyim. Ve utanıyorum. İstanbul’da Parlamenterler Birliğinin bir şubesi var. Orada konferans verirken, Atatürk deyince hepsinin gözünden yaş inerdi. Ben de içimden derdim ki, ‘şimdi ağlayacağınıza vaktiyle iktidarda iken Atatürk deyip kolları sıvasaydınız’.

İKTİDAR YAKIN TARİHİ BİLMİYOR

Ben 5 yıl Anadolu’yu gezdim. Herkese yalvarıyordum ne olur yakın tarihimizi öğrenin, ne olur tarihimizi öğrenin. Öğrenseler aramızdaki birçok sorun azalacak. Yani, devlet demir yollarına yapılan yatırım. Bu devletin Başbakanına eksik, yanlış bilgi veriyorsanız, yanlış söyler. Gerçekler ortaya çıkınca da susmak zorunda kalır. Bu iyi bir şey değil. Bir başbakan mahcup olmamalı. Onun için etrafında, sahiden ciddi danışmanlar bulunmalı. Bir Başbakan her şeyi bilmez ama danışmanlar bilir. Atatürk’ün akşam sofraları danışmanlar toplantısıyla olurdu. Bugün her akşam bir yemekte buluşma şansları yok. Fakat gündüz belirli saatlerde herhalde o danışmanlarla durum değerlendirmesi yapılmalıdır.

Yani bizi yönetenlerin yakın tarihi çok iyi çalışmalarını tavsiye ediyorum. Kaymakam da bilecek bakan da bilecek. Cumhurbaşkanı da bilecek. Cumhurbaşkanı, Nutuk’u okudu mu okumadı mı bilmiyorum.

Turgut Özal, oraya çıktıktan üç sene sonra Nutuk’u okumuş, biraz da şaşmış. Öyle ya kendinden önceki kiracı bir not bırakmış, onun gibi okumuş. Yani Red Kit’i okurken birden bire Atatürk’ün Nutuk’unu okumak darbe gibi gelir insana, şok olmuştur. Bunları okumadan olmaz. Bir kere bunu bir bilelim: Osmanlı İmparatorluğu bir köylü devletiydi. Cumhuriyet de kurulduğu zaman bir köylü devleti olarak kuruldu. Hala yüzde 25 nüfusumuz köylerde yaşıyor. Hayvancılığımız öldü, tarımımız yavaş yavaş ölmek üzere .

Eskiden buğday üreticisi kendi tohumunu üründen ayırırdı. Şimdi yapamıyor…
Çünkü tohumu dışarıdan getiriyoruz. Atatürk zamanında tohum ıslah enstitüleri kurulmuştur. Fidanlıklar kurulmuştur. Özel bahçeler kurulmuştur. Aşı evleri kurulmuştur. Bunların hiçbiri şu anda yok. Dünyadaki en büyük sağlık savaşını Türkiye verdi, sıtmaya karşı 500 doktorla.
..Cumhuriyetin yerine ne koyacaklar yani meşrutiyete dönülmez, komik olur. Yerine ne konur?
Şimdi keşke her evde bir bugünkü harita, yanına Sevr haritası yan yana konsa.

Çocuklarımız, Atatürk ve arkadaşları nereden alıp Türkiye’yi nereye getirmiş olduklarını her gün görseler.

YENİ OSMANLICILIK KOMEDİSİ

Yeni Osmanlıcılık komik bir şey. Onu geçiniz. Bakınız Yahya Kemal’in çok hoş bir lafı var, diyor ki ‘ Bir imparatorluk yıkıldıktan sonra onun rüyasını gören bir kısım uzun yıllar yaşar.’ Doğrudur, bunlar bir rüya görüyorlar. Yahu biz Irak’a giremiyoruz, Viyana’ya mı gireceğiz? Biz adalardaki bir kaya parçasını alamadık. Osmanlıyı alınca ne yapacağız halifeyi mi geri getireceğiz? Sorun bakalım Suudi Araplara bizim halife çıkartmamıza evet diyorlar mı?

Onun için alternatifleri yoksa Cumhuriyet’in içerisinde kalacağız. Bilime döneceğiz, sanata döneceğiz, halkı sevmeye döneceğiz, yukarılarda tartışarak halkı bölmekten uzaklaşacağız. İktidar ve muhalefet çok tedbirli olmalı. Diyelim ki birbirini mat ettiler konuşarak ne faydası olur? Hacivat ile Karagöz işi bu. Her seferinde Karagöz, Hacivat’ı kabaca mat eder. Ne olur? Sonunda hep Hacivat’ın dediği olur.
Şimdi Atatürk, İnönü dönemini tartışmaya açıyorlar. Adamları dinliyorum ben içlerinde hele bir profesör var, ikinci ya da üçüncü üniversitesi bu son 10 yıl içerisinde. Yahu o kadar yalanı uydurmakta çok büyük bir marifet.

Bir başka profesör var, yanına da çok ciddi tarihçi gibi iki tane genç adamı alıyor, Cumhuriyet ne yaptıysa bir ucundan tutarak eleştirmeye bakıyor. Peki iyi bir şey yapmadı mı bu Cumhuriyet? Sizin varlığınız hiç olmazsa Cumhuriyet’in iyi bir şey yaptığını göstermiyor mu? Sen Osmanlı’nın içinde senin gibi bir adam gördün mü hiç? Felsefe var mıydı? Bilim var mıydı? Yalnız tıp çalışıyordu. O da tıp hocalarının fedakarlığı ve meslek arzusuyla.

Bugünkü eğitim sistemi bilimi öldürüyor. Bilim zevkini, bilim ciddiyetini, bilim araştırmasını öldürüyor. Üniversitelerde zaten çocukların araştırma yapma şansları yok.

ATATÜRK’E DUA ETMELİLER

Cumhuriyetle ilgili bir şey söyleyeyim. Yunanlılar giderken ahşaptan yapılmış 8-10 bin köy camiini yaktı. İçine insanları doldurup yaktı. Cumhuriyet ilk iş
olarak sabır ve teselli versin diye bütün camileri yaptırdı. Köylere hibe etti. Polatlı’dan İzmir’e kadar olan bütün köy camileri Cumhuriyet’in eseridir. Para toplayarak yaşıyordu din adamları. Cumhuriyettir ki onları kadrosuna aldı. İmam maaş alıyor. Bunlar ilk defa halka dilenmekten kurtuldular. Bunu yapan Atatürk. İnsan ona bir dua etmez mi?

EN TEHLİKEL, CEHALET DİNDE CEHALET…

1940’ların sonunda yeni Müslümanlar türedi. Bunlara göre herkes kafir, dine göre suçlu. Bir onlar Müslüman ve Allah’ın sevgili kulu. Bir avuç olduklarını zannetmiştik. Olmadıklarını gördük. En tehlikeli cehalet dinde cehalet. Çünkü onu koyun gibi kullanırsınız, dinde cahil olan adamı. İstediğiniz gibi kullanırsınız. Matematik cahili olursanız fazla bir şey değil bakkal kandırır. Ama öbürü çok büyük tehlike…
Türkiye’nin bugün hukuksuz, Cumhuriyet karşıtı haline gelmesine katkıda bulunanlar… Aydın ve solcu geçinenler, 12 Eylül anayasa değişikliklerine ‘Yetmez ama, Evet’ diyenler… Vicdanınız sızlamıyor mu? Rahat uyuyabiliyor musunuz?
…Neyse, tüm yurtseverlerin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.”

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika