NATO-Rusya savaşını kim kazanır?

NATO-Rusya savaşını kim kazanır?

Prof.Dr.Sait Yılmaz yazdı...

Suriye’nin başkenti Şam yakınlarındaki Duma kasabasında meydana gelen kimyasal saldırı sonrası ABD ve Rusya arasında ortaya çıkan gerilim askeri seçenekleri hiç olmadığı kadar gündeme getirdi. Kimyasal saldırı etrafında olan gelişmeler provokasyon kokuyor. Bu provokasyonun ilk amacı, bölgeye dışarıdan bir müdahale için meşru çatı oluşturmak olabilir. ABD, Suriye’ye bir askeri karşılık verme niyetini açıklarken Rusya ise bunun sadece Suriye ile karşılık bulmayacak kadar ağır sonuçları olacağını ilan ederek, ABD’ye karşı silah kullanma tehdidinde bulunmuş oldu. Suriye’de Ruslar da dahil pek çok ülkenin askeri ve vekil güçleri birbirine yakın yerlerde ve kaos için savaşıyor. Rus Genelkurmay Başkanı Valery Greasimov, Rus askerlerinin vurulması halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı. İki büyük güç birbirini vurmak istemiyorsa, hedefleri çok doğru tayin etmeleri veya bir “çatışmasızlık hattı” üzerinde anlaşmış olmaları gerekir. Gelişmeler, iki ülke arasındaki bir çatışmanın kısa sürede alevlenerek, daha büyük bir savaşın çıkma riskini kuvvetlendiriyor. Peki, neler olabilir, taraflar hangi yöntemleri kullanabilir? Bu makalede bu konuları özetlemeye çalışacağız.

1970’lere kadar NATO, konvansiyonel bir Sovyet saldırısının kolayca gelişeceğini ve Rus tanklarının İngiliz kanalına kadar geleceğini hesaplıyordu. İşte burada NATO’nun taktik nükleer silahları devreye girecek, Sovyetlere dünyanın her yerinde ve denizlerde savaş pahalıya ödetilecekti. NATO’nun stratejisinin esası nükleer caydırıcılıktı. Ancak, 1973’deki Yom Kippur Savaşı’ndan sonra Amerikalı askerler, Sovyetleri durdurabileceklerine inanmaya başladılar. Bunun nedeni Golan ve Sinai’de Sovyet tankları isabet güdümlü konvansiyonel mühimmat ile durdurulmuştu. Sovyet tankları ölüm bölgelerine çekilebilir ve Almanya’ya varmadan Sovyet taarruzları kanalize edilebilirdi. NATO saldırıları Sovyetlerin gerisindeki haberleşme ve lojistik alt yapılarına da yapılmalı idi.

1982 yılından sonra Hava-Kara Muharebe Doktrini ile Amerikalı komutanlar Kızıl Ordu’nun taarruz dalgalarını durduracaklarına inandılar. 1980’lerin Afgan Savaşı’ndan beri Batı ve Rus teknolojisi yüksek yoğunluklu bir savaşta karşılıklı olarak test edilmedi. NATO’nun başat ülkeleri, o zamandan beri hava savunması eski teknoloji, hava gücü ve doğru dürüst saldırı kabiliyeti olmayan üçüncü dünya ülkelerine kolayca üstün geldiler. NATO için iyi eğitilmiş ve modern teknolojiye sahip Ruslar ile bir savaş gerçek bir test olacak.

NATO uzun zamandır Ruslarla yapılacak çeşitli savaş senaryolarının simülasyonlarına çalışıyor. Savaş oyunları ile tarafların karşılıklı kabiliyetlerinin taktik ve operasyonel karşılaştırmasını yaparak, yeni üstünlükler ve çözümler üretmek için tespitler amaçlanıyor. Rusya’nın Baltık ülkelerini işgal etme olasılığına karşı NATO’da savaş senaryoları test edildi ve Doğu Avrupa için daha büyük bir hava-kara kuvvetine ihtiyaç olduğu değerlendirildi. Avrupa’da halen 30 bin Amerikan askeri var. RAND Corporation tarafından yapılan çalışmaya göre Ruslar, 60 saat içinde Rus azınlıklarını bahane ederek, Baltık ülkelerini işgal edebilir. RAND’ta oynanan savaş oyununun sonucuna göre; Ruslar Baltıkları işgal edebilir ve bir süre elde tutabilirler. Ancak, bu Ruslara pahalıya ödetilir. NATO kuvvetleri karşılık olarak Kaliningrad, Transnistria ve diğer Rus bölgelerini işgal edebilir. Rus deniz kuvvetleri, NATO denizaltıları ve uçakları tarafından ciddi hasara uğratılır. Uzun menzilli vuruşlar ise Rusların geri kalan hava kuvveti ve hava savunma şebekesini aşındırır. İşte bu anlayış 1949’lardaki Batı savunma stratejisine yani NATO caydırıcılığına dönüştür.

ABD’nin Suriye’yi vurması için ilk akla gelen silah cruise füzeleridir. ABD donanması karadaki hedeflere karşı deniz vasıtalarından atılan Tomahawk ya da B-52 bombardıman uçaklarından daha derin hedeflere atılan CALCM tipi cruise füzelerini seçebilir. Cruise füzelerinin seçim nedenlerinden biri oldukça alçaktan uçmaları nedeni ile radarlar tarafından tespit zorluğudur. Yani S-300V4 ve S400 hava savunma sistemlerini kullanan Ruslar, doğrudan hedef olmadıkça yaklaşan füzeleri angaje olmakta zorlanacaklardır. Bununla beraber, Rus hava sisteminin orta ve yüksek irtifa tehditler için hava savunma kaplama alanı vardır. Amerikalılar, Suriye’yi vurmak için görünmezlik kabiliyeti olan B-2 Spirit ve F-22 Raptor uçaklarını da seçebilirler ki, Rusların bu uçakları S300V4 ve S400’ler ile takip etmesi zordur.

Peki, Amerikalılar Rusları vurursa ne olacak? Ruslar, bunu sadece Suriye ile bir saldırı değil savaş kabul edecek ve kuvvet kullanacaklar. Yani Ruslar için çatışmalar, Ortadoğu ve Avrupa’daki diğer Batılı üsleri de içine alan bir savaş sahasına yayılacak. Batılı silahların atıldığı üsleri ve platformları da vuracaklar. Bu maksatla, uzun menzilli ve tam isabetli füze taşıyan gemiler ve deniz altılar kullanacaklar. Rusların öne çıkan platformları arasında Kalibr cruise füzesi taşıyan denizaltılar ve X-101 havadan atılan cruise füzeleri taşıyan Tupelov Tu-95 ve Tu-160 stratejik bombardıman uçakları var. En büyük tehlike ise çatışmaların büyümesi halinde nükleer silahların kullanılma riskidir.

Batının savaşları hava üstünlüğüne dayanmaktadır. NATO, çok uzun süre modern ve yetenekli bir hava savunma sistemine karşı dayanamaz. Zamanla, NATO savaş uçaklarının masrafları mali bir felakete yol açabilir. Rus S-400 hava savunma bataryaları, her biri farklı menzildeki hava hedefine angaje olan üç çeşit füzeye sahiptir. En uzun menzil 400 km. olmakla birlikte, daha kısa menzilli olanlar manevra yapan hedeflere karşı hızlı yok etme kabiliyetine sahiptir. NATO, balistik füze kullanma niyetinde olmasa da, çok etkili sensörleri olan S-400’ler bunlara da angaje olabilir. Özetle, İskender füzeleri, Su uçakları ve S-400’ler en azından savaşın ilk döneminde Batı savaş yönteminin temel direği olan NATO hava gücünü etkisiz hale getirebilir. Ancak, Ruslar, çok etkili ve entegre bir hava savunma sistemine sahip olmakla birlikte, uçak filoları ABD ve NATO ile kıyaslandığında oldukça küçüktür.

Sonuç olarak, NATO silah sistemleri teknolojik olarak Ruslardan daha iyidir. Bu fark 1980’lerde çok belirgindi ve gittikçe arttı. Ancak, Ruslar ordusu hala NATO’yu vurabilecek kabiliyetlere ve yenilikçi düşünceye sahiptir. Umarız bunlar geçmişte oldukları gibi caydırıcılık için beklerler, birbirlerine karşı kullanılmazlar ancak son yıllarda çözülemeyen siyasi konular, kuvvet kullanma riskinin sürekli artmasına neden olmaktadır.

Şu anda büyük bir savaşın eşiğinde olabiliriz. Her ne kadar asıl büyük dünya savaşı Güney Çin Denizi’nde saklı olsa da Suriye bir dönüm noktası olabilir. Washington, Soğuk Savaş’ın nükleer caydırıcılık ve nükleer silah kullanmadan çatışmaları idare etme konseptini unutmuş gözüküyor. Nitekim 2012’de Libya’da yeni taktik nükleer silahlarını test ettiler. Bugün Suriye’deki savaş, terörle savaştan ülkenin geleceğinde ve topraklarında etki bölgesi kurmak isteyen güçlerin ve vekillerinin savaşına dönüştü. Suriye rejimi ise kaybettiği toprakları geri almak için bir yarış içindedir. Suriye’de tarafların bir an önce bir barış planı üzerinde anlaşması gerekiyor. Batının temel çelişkisi ise yeni döneme geçişin Esatsız olmayacağını anlamak istememeleridir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem