Nâzım Hikmet Ran, ölümünün 59. yılında anıldı

Nâzım Hikmet Ran, ölümünün 59. yılında anıldı

Moskova'da geçirdiği kalp krizi sonucu 3 Haziran 1963’te hayata veda eden şair Nâzım Hikmet, ölümünün 59. yılında, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Sanatçılar Parkı’ndaki kendi adını taşıyan anıtın önünde bugün düzenlenen etkinlikle anıldı.

Şair Nâzım Hikmet Ran, ölümünün 59. yılında, Beşiktaş’taki Sanatçılar Parkı’nda bulunan anıtı önünde düzenlenen etkinlikle anıldı. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, “Dünyamız oldukça hoyrat, acımasız. Savaş, açlık, yokluk; ne derseniz deyin. Bütün bunlara karşı umudun düşmanı olan yığınla kurum, devlet, insanlara karşı bir şairin, umudun insanları olarak dünyaya barışı, kardeşliği; ülkemize demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti geçireceğimize kesin inancımla sizleri bir kez daha selamlıyor, şairimizin anısı önünde de sevgi, saygıyla eğiliyoruz” dedi.

Moskova'da geçirdiği kalp krizi sonucu 3 Haziran 1963’te hayata veda eden şair Nâzım Hikmet, ölümünün 59. yılında, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Sanatçılar Parkı’ndaki kendi adını taşıyan anıtın önünde bugün düzenlenen etkinlikle anıldı.

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği anmaya, sanatçılar Rutkay Aziz, Taner Barlas, Altan Gördüm, Mazlum Çimen, heykeltıraş Mehmet Aksoy, yazar Kıymet Coşkun, film yapımcısı Baran Seyhan, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, SOL Parti PM üyesi Alper Taş, eski Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile çok sayıda kişi katıldı.

Rutkay Aziz: Umudumuzun zaman zaman azaldığı günlerden geçiyoruz 

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, şunları söyledi:

“Gezi direnişinin 9. yılında, o eylemde emek veren insanlarımızı selamlıyorum. Ayrıca yürekten, içten bir selamı da adaletsizliğin, kanunsuzun hüküm sürdüğü bugünün koşullarında cezaevlerinde tutulan birtakım dostlarımıza gönderelim. Onlar bunu hak ediyorlar. Bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum. Oldukça sinsi, karanlık ve yarınlara karşı belki de umudumuzun zaman zaman azaldığı günlerden geçiyoruz. Dünyamız oldukça hoyrat, acımasız. Savaş, açlık, yokluk; ne derseniz deyin. Bütün bunlara karşı umudun düşmanı olan yığınla kurum, devlet, insanlara karşı bir şairin, umudun insanları olarak dünyaya barışı, kardeşliği; ülkemize demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti geçireceğimize kesin inancımla sizleri bir kez daha selamlıyor, şairimizin anısı önünde de sevgi, saygıyla eğiliyoruz.”

Rıza Akpolat: Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük şair 

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da “İfade etmekte zorluk çektiğimiz günlerden, dönemlerden geçiyoruz. Böyle zamanlarda, böyle baskıcı dönemlerde ifade etmenin her dönem en önemli alanlarından biri olan şiirin en önemli temsilcilerinden, bana göre Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük şair olan Nâzım Hikmet’in ölümünün üzerinden 59 yıl geçti. Bu vesileyle burada toplandık ve tekrar hepinize hoş geldiniz diyorum. Bu kıymetli eserleri buraya kazandıran, bu parkımıza açan önceki dönem belediye başkanımız İsmail Ünal’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Şairin “Yaşamak şakaya gelmez. Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” dizeleriyle seslenen Akpolat, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nazım'ı anlamamız gerekiyor"

İyi bir yaşamın, kişinin sadece kendi yaşamından ibaret olmadığını savunuyordu. O ciddiyet, iyi ihtimalle 80-90 yıl yaşayacağımız bu hikâyenin bizim ömrümüzden daha büyük bir anlam kazanmasıydı. Çünkü o ciddiyetle yaşayanlar, kolları bağlı arkadan, sırtı duvarda yahut kocaman gözlükleri ve beyaz gömleğiyle bir laboratuvarda insanlar için ölebilenlerdir. Yani hayatlarını kendilerinin ötesinde bir mücadeleye, kendi faniliklerinin ötesinde insanlık mücadelesine adayabilenlerdir. Nâzım Hikmet’i ölümünün 59. yılında anarken onun mirasını anlamak için hayatını kendi ömrünün ötesinde bir mücadeleye adayan Nâzım’ı anlamamız gerekiyor. Yani hapiste geçirdiği yılları dünyanın güneş etrafında döndüğü milyonlarca yılla kıyaslayıp mücadeleye devam eden Nâzım’ı anlamamız gerekiyor. Tam da bu sebeple belediyemizin Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile beraber düzenlediği bu anma, sadece büyük şairimizin şiirlerini değil, bu olgun yaşamını anlamlandırma çabasını da temsil etme gayretini gösteriyor.

"Nazım'ın mirası bize iyi bir yaşamın sırlarını veriyor"

Günümüzün çok hızlı, gürültüye gömülmüş zamanlarında hayatı gelişine yaşamak bazen reflekse dönüşebiliyor. Yani anlamdan, anlamlandırmaktan, günün ötesini düşünmekten uzaklaşabiliyoruz. Yaşamı ciddiye almayı unutuyoruz. Oysa Nâzım’ın mirası bize iyi bir yaşamın sırlarını veriyor aslında. ‘70’inde bile mesela zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil. Ölmekten korktuğun hâlde ölüme inanmadığın için’ diyor. Doğrusu, bir vatandaşın ülkesinin geleceği için verdiği mücadele de bu yaşam kavrayışının bir karşılığıdır. Bir annenin çocuklarının eğitimi için verdiği mücadele de bir gencin söylediği özgürlük şarkıları da. Neticede hepimiz, ‘Yaşadım’ diyebilmek için mücadeleye devam ediyoruz. Biliyorum, hepimiz hep beraber ‘Yaşadım’ diyeceğiz. Bugünlerde halkın iradesini demir parmaklıklara mahkûm etmekle yıldıracağını sananlar şunu sakın unutmasınlar. Karşılarında Nâzım’ın umudu, karşılarında halkın ta kendisi var.”

İsmail Ünal: Nazım'ın anıtının yeri Ortaköy'dür 

Eski Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal da şöyle konuştu:

“Ben, sizlere, bu heykelin nasıl vücuda getirildiğini birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım. Işıklar içerisinde uyusun sevgili Tarık Akan ve Rutkay, sürekli birlikteydik. Haftada bir beraber olurduk. Bu iki dostum bana bir çılgını, bir deliyi tanıştırdı. O deli huzurlarınızda, Mehmet Aksoy. Hem İlhan Abi’nin heykeli sırasında hem de Nâzım’ın heykeli, anıtı sırasında kavgalarımız olmuştur lakin bunlar yaşamın içinde. Bunun yeri Ortaköy’deydi sevgili arkadaşlar. Denizin kıyısına ve o denizin kıyısında beton ayakların çukurlarını açtık. Bir gece ilerleyen zamanda dönemin belediye başkanı, zabıtalarıyla orayı bastı. Biz de düşündük ki Nâzım sanatçıdır, Nâzım ustadır. Burayı öngördük ve burada bu eser vücuda geldi. Bilirim ki büyükşehir bizim anlayışımızla yönetiliyor. Büyükşehir Mustafa Kemal Atatürk’ün anlayışıyla yönetiliyor. Beşiktaş, Mustafa Kemal Atatürk’ün anlayışıyla yönetiliyor. Sevgili yontucu Aksoy’un Ortaköy’e tekrar yontacağı bir eseri vardır.”

Mehmet Aksoy: İnsanlık var olduğu sürece var olacak bir insan 

Heykeltıraş Mehmet Aksoy da “59 yıl geçti Nâzım’ı sonsuzluğa uğurlayalı. Romantik bir cümle sanki lakin değil. İnsanlık var olduğu sürece var olacak, yaşayacak bir insandan söz ediyoruz" diye başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kendi vatanındaki sorunları, dünya sorunlarının boyutunda genişleterek onları evrensele taşıyan bir Nâzım Hikmet’ten söz ediyoruz. Bir Fransız yazar, ‘Nâzım artık Türkçe konuşmamakta, Türkçeyle insanlık dilini konuşmaktadır’ diyor. Nâzım, insani olanı, hayati olanı şiirlerinde özne yapmıştır. Yurt içinde ya da duvarların arkasında, hapiste ya da yurt dışında, nerede olursa olsun insan gibi yaşamı savunur. Nazım aktüeldir. Günümüzde de günceldir. Gelecekte de günceldir. Çünkü insanlık dilini konuşmayı becerdi. Üzüntümüzde, kederimizde, sevincimizde, umut ve umutsuzluğumuzda bugün de hep yanımızdadır.”

Nâzım Hikmet’in “Bursa da havlucu Recebe, Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman, fakir köylü Hatçe kadına, ırgat Süleymana düşman, sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman, vatan ki bu insanların evidir, sevgilim, onlar vatana düşman. Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim. Akarsuyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasına alınlarına. Çürüyen diş, dökülen et, bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler ve elbette ki sevgilim elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet” dizelerini dile getiren Aksoy, “Şimdi böyle bir umutta olan bir insan var karşımızda” dedi.

Anıta karanfiller bırakıldı 

Ardından Altan Gördüm, Nâzım Hikmet’in şiirlerini okudu. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in etkinliğe gönderdikleri mesajlar okundu. Mazlum Çimen ve Mehmet Yöntem de eserlerini seslendirdi. Nâzım Hikmet’in anıtına karanfiller bırakılmasıyla etkinlik son buldu.

Önceki ve Sonraki Haberler
Kültür Sanat