Nazlıaka'dan 'CHP'ye dönüş' açıklaması

Nazlıaka'dan 'CHP'ye dönüş' açıklaması

Selin Yurdakul Yıldız / AnkaraBağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, bu hafta ABC’nin konuğu oldu, gündemdeki soruları yanıtladı.Meral Akşener’in kuracağını ilan ettiği parti için o çevreden kendisiyle herhangi bir...

Selin Yurdakul Yıldız / Ankara

Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, bu hafta ABC’nin konuğu oldu, gündemdeki soruları yanıtladı.

Meral Akşener’in kuracağını ilan ettiği parti için o çevreden kendisiyle herhangi bir temas kuruldu mu? Kılıçdaroğlu’yla yürürken ne konuştu? ''Adalet Yürüyüşü’yle ilgili düşünceleri neler? Partiye dönmek hakkında görüşleri neler?

Bu sorular ve daha fazlasını sorduk, Nazlıaka tereddüt etmeden yanıtladı…

Meral Akşener'in liderliğinde yeni bir parti kuruluyor. Bu konuyla ilgili sizinle görüşmek istenildi mi? Yeni parti hakkında görüşünüz nedir?
Yeni bir partinin kurulmasını, Türk demokrasisi için çok değerli buluyorum. AKP, kurulduğu günden bu yana merkez-sağ-muhafazakar seçmenin oy verdiği partileri ya eritti ya da içine dahil etti. İşte o partilere oy veren kesimler bir alternatif arayışı içerisindeydi. Türkiye'de bazı seçmen davranış kodları var, onları kırmak çok zor. Hep sağa oy vermiş bir vatandaş için sola oy vermek, maalesef tuttuğu takımı değiştirmek gibi bir şey. Bu kalıplaşma sayesinde AKP, tüm sağ partilere oy verenleri yanına çekebildi. Bazı sağ görüştü kişiler gönülden değil alternatifsizlikten AKP'ye oy verdi durdu. Bu yeni kurulacak partinin sağdaki bloku kıracağını ve daha yapıcı, birleştirici, kucaklayıcı bir politika izleyeceğini umuyorum. Bu da demokrasimiz ve siyasi güç dengelerinin değişmesi adına çok önemli. Ben de şu an herkes gibi bu süreci dikkatle izliyorum. Benimle ilgili sorunuza gelince; Meral Hanım ile bu konuda bir görüşmemiz olmadı. Zaten benim rengim çok net, duruşum belli. 

GAZETECİNİN KALEMİNİ KIRAMAZSINIZ

Cezaevi ziyaretleriniz devam ediyor.  Tutuklu gazeteciler ile görüşmelerinizden bizimle paylaşmak istediğiniz noktalar var mı?
Söylediğiniz gibi tutuklu gazetecileri sık sık ziyaret ediyorum ve bu konuya dikkat çekmeye çalışıyorum. İçinde bulunduğumuz dönemde ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğü had safhada gasp edilmiş durumda. Muhalif olan kim varsa FETÖ çuvalının içerisine konularak ya yargılanıyor ya da ihraç ediliyor. Gazeteciler önce tutuklanıp sonra suç gerekçesi oluşturuluyor. Yani tümevarım değil tümdengelim yöntemi uygulanıyor. Bu Türkiye açısından çok vahim bir tablo. Gazetecilik bir suç değildir, onurlu bir meslektir.

O kişiler onurlu bir şekilde anılmaya devam edecekler. Buradan yargıya talimat verenlere sesleniyorum: gazetecinin kalemi kırılmaz, cesur gazetecilik her zaman var olacaktır. Şu an Türkiye'de 160'a yakın tutuklu gazeteci var.  

AMAÇLARI BU İKLİMİ OLUŞTURMAK!

İktidar muhalif gazetecileri tutuklayarak ve uzun tutukluluk sürecini adeta bir cezalandırmaya dönüştürerek Türkiye'de bir otosansür iklimi oluşturmaya çalışıyor. Şu an tutuklu olmayan gazetecilerin özgürce düşüncelerini açıklamalarına engel olmak istiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar cesur gazeteciler her zaman  var olacaktır, onlar her zaman tarih yazmaya devam edeceklerdir. Geçmişte okuduğu bir şiir nedeniyle tutuklanmaktan yakınanların bugün yazılmamış kitaplar, işlenmemiş suçlar için niyet okuyarak birilerini suçluymuş gibi göstermeye hakkı yoktur. Bu durum bizim “adalet'' yönündeki çağrımızın ne kadar doğru olduğunun da bir göstergesidir. Dünya Türkiye'deki gelişmeleri büyük bir dikkatle izliyor. Demokrasinin olmadığı yerde güçlü bir ülkeden bahsedemezsiniz. Buraya yatırım yapacak olan bir firma bile önce adalet var mı diye bakar. Şeffaflık, hesap verilebilirlik yoksa eşit ve adil bir rekabet sistemi yok demektir. O zaman adam niye Türkiye'ye para getirsin ki? Türkiye'nin bir an önce bu ayıplarından kurtulması gerekiyor. Tüm insan hakkı ihlalleri sonlanmalı, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller kalkmalı. Gazeteciler suçları ispat edilinceye kadar serbest bırakılmalı. 24 Temmuz'da Çağlayan Adliyesi'nde bunu bir kez daha haykıracağız.

ATILAN HER ADIM 80 MİLYON İÇİN

Adalet Yürüyüşü'ne ve Adalet Mitingi'ne katıldınız. Nasıl hissettiniz bu süreçte? Kılıçdaroğlu ile görüştünüz mü?
Adalet Yürüyüşü'ne şevkle ve inançla katıldım. Bizler siyasi iktidar gibi ''adalet’ kelimesini hamaset yapmak için ağzımıza almıyoruz. Yürüyüş esnasında attığım her adımla demokrasiyi daha güçlendirdiğimizi, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi daha büyüttüğümüzü, Türkiye'deki adaletsizliklere dair farkındalığın daha yükseldiğini hissettim. Yürüyüşe çok farklı kitlelerden, profillerden, görüşlerden kişilerin katılıp aynı isyan çığlığıyla ve aynı taleple yan yana adım atması çok değerli. Bu adımlar 80 milyon için atıldı. 

AKP'Lİ MİLLETVEKİLİ BİLE ADALETSİZLİKTEN YAKINIYOR

Bugün eğer AKP'nin hukuk kökenli bir milletvekili olan  Burhan Kuzu dahi adaletsizlikten yakınıyorsa, AKP tabanının yüzde 35'i ''Adalet Yürüyüşü’ne hak veriyorsa, AKP'lilerin yarıdan fazlası "Adalete güvenim yok" diyorsa birileri ''kral çıplak’ demeliydi. Bu görevi Cumhuriyet Halk Partisi lideri üstlendi, halk da akın akın destekledi. Böylece bu haklı talep tüm Türkiye'ye ve hatta dünyaya duyurulmuş oldu. Türk demokrasisi açısından tarihsel bir süreç yaşandı. Tarihe altın harflerle yazıldı bu yürüyüş. 

KEMAL BEY BENİ YANINA ÇAĞIRDI…

Şüphesiz hepimizin bireysel olarak uğradığı haksızlıklar var. Ama gün artık bireysel konular üzerinden değil ülke sorunları üzerinden yan yana durma günüdür. Kemal Bey yürüyüş sırasında beni yanına çağırdı, bir süre birlikte yürüdük, sohbet ettik. Daha sonra milletvekili arkadaşlarımız da yanımıza geldi, kol kola girildi. Bu yürüyüşün birleştiriciliğini ben kendi yaşadığım bu deneyimde bile gördüm. Umarım bu eylem ülkenin bizden olan/ bizden olmayan diye kutuplaştırılmadığı, haksızlıkların sona erdiği bir dönemin tetikleyicisi olur.

whatsapp-image-2017-07-03-at-16_57_42-001.jpg

BUGÜN AYARINI BOZDUKLARI KANTAR…

Adalet kavramı sadece yargı kararları ile sınırlı değildir. Adalet kavramı  sınıfsal eşitsizlikten, sömürüye, kadına yönelik şiddetten, Aladağ'da yanarak yitirdiğimiz çocuklarımıza kadar herkesi kapsar. Alın teriyle ekmeğini kazanmaya çalışan ama herhangi bir iş güvencesi ya da iş güvenliği olmayan emekçilerimizi de, bu ülkeyi korumak adına şehit düşmüş askerlerimizi ve onların ailelerini de kapsar. Adalet çok geniş kapsamlı bir kavram. Ülkemizde herkesin adalete ihtiyacı var. Bugün ayarını bozdukları kantar, gün gelir onları tartar. Geçmişte Ergenekon'un, Balyoz'un savcısı olmakla övünenler bugün de yargıya talimat vermesin!

Bu yürüyüş bu konudaki kararlı duruşumuzun ete kemiğe bürünmüş hali oldu. Bu açıdan hem halka umut verdi hem de yan yana durduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu bize daha net hissettirdi. 

CHP'YE DÖNÜŞ

CHP'ye dönmek istediğinizi her fırsatta dile getirdiniz. Düşünceniz hala aynı mı? Partide tekrardan yer almak istiyor musunuz?
Yürüyüş esnasında bir kez daha gördüm ki ihracımla ilgili karar kamu vicdanında yer bulmamış. Haksızlığa uğradığım zaten iki yıldır parti tabanında konuşuluyor; hep duyuyorum. Yürüyüş esnasında birçok kişi yanıma gelip "ne zaman CHP'ye dönüyorsunuz?'' diye sordu. Onlara "ben hiçbir yere gitmedim ki döneyim" diye yanıt verdim. Gerçekten de böyle hissediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi benim yuvam. Ben bu ailenin bir ferdiyim ve tüm benliğimle kurucu değerleri ve devrimleri sahiplenmiş birisiyim. Bu duruşumdan asla ödün vermem. Haksızlığa uğradığım er ya da geç ortaya çıkacak. Yargı süreci devam ediyor. Sabırla bekliyorum.

Kabine değişikliği hakkında yorumunuz nedir?  Bu revizyona bakıldığında sizce AKP'nin önümüzdeki dönem stratejisi ne olacak?
Kabinede en çok konuşulan konulardan biri kadın bakan sayısının ikiye çıkması. Zaten çok antipati duyduğum "yetmez ama evet" lafını bu mevzu için de duyuyor ve reddediyorum. Sayı birken ikiye çıktı diye tef çalıp oynayacak halimiz yok. Bu rakam içerisinde bulunduğumuz vahim tabloyu ortadan kaldırmıyor. 

Daha kat etmemiz gereken çok yol var. Tabii bir de o göreve gelen kadın arkadaşların sahip olduğu nitelikler çok önemli. Benim burada nitelikle ifade etmek istediğim şey hangi okuldan mezun olduğu, siyasi öncesinde ya da siyasette ne gibi başarılara imza attığı değil. 

GÖREVE GELENLERİN FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR MÜ?

Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Atatürk devrimlerinin ekmeğini yiyen bu kadın milletvekilleri ve kadın bakanlar Cumhuriyetimize ne kadar sahip çıkıyor? Ben buna bakarım. Bu sorunun yanıtını Meclis'te rejim değişikliğine karşı yaptığım kelepçeli eylem esnasında gördük. Belki hatırlayacaksınız, bir erkek milletvekili -Ramazan Can- parmağıyla kadın milletvekillerine işaret edip onların etrafımı sarmasını sağladı ve sonra o talihsiz görüntüler ortaya çıktı. 

Yoksa AKP döneminde birçok kadın bakanımız oldu ama biz bunlardan çocukları korumak için ailelere “çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin'' diyeni de duyduk, “börek açmayı bilmeyen kadının yuvası dağılır'' diyeni de duyduk, “bir kereden bir şey olmaz'' diyerek çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışan zihniyete de şahit olduk. Yani o kadar çok örnek var ki. AKP'nin 15 yıllık döneminde yapılanlara baktığımızda şu an önemli olan o bakanların kimler olduğu değil, o bakanlara kimin talimat verdiğidir. Türkiye şu an tek adam tarafından yönetilmekte. Görevi devralan bu Bakanlar da öncekiler gibi vatandaşı değil RTE'yi memnun etmeye çalışacak. 

''ORTAK AKILLA YÖNETİLEN BİR TÜRKİYE’

Biz Türkiye'nin tek bir kişi tarafından değil ortak akılla yönetilmesini istiyoruz. Biz Türkiye'de demokrasinin yeniden yeşertilmesini, halkın iktidarının kurulmasını istiyoruz. Bir örnek vereyim; Gümüşhane Üniversitesi’nin organizasyon şeması yayınlanmıştı. Rektör kutucuğundaki isimle tüm dekan kutucuklarındaki isimler aynıydı. 

589333a267b0a92a8088a750-001.jpg

ÖNEMLİ OLAN KOLTUKLARDA OTURAN KİŞİLER DEĞİL 

Bugün Türkiye'de Bakanlar Kurulu için de bir organizasyon şeması çizecek olsanız her bir kutucuğun içine aynı resmi koyarsınız. 

Türkiye giderek çağdaşlıktan, laiklikten, Cumhuriyetçilikten uzaklaşıyor. Gelen gideni aratıyor. Mesela  AKP iktidarı döneminde Milli Eğitim Bakanımız 6 kez değişti. Hatta Ömer Çelik, Nimet Baş'tan görevi devralırken "Otomatik pilota bağladık artık" demişti. 

EĞİTİM SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE GİDEREK GERİLİYOR

Geriye dönüp baktığımızda, Türkiye'de eğitim sisteminin sürekli gerilediğini ve bu gerilemenin çok planlı ve sistematik bir şekilde yapıldığını görüyoruz. Kız çocuklarının okullaşma oranının her geçen gün düştüğünü, velilerin, öğrencilerin , öğretmenlerin şikayetlerinin her geçen gün daha da arttığı biliyoruz. Dünya sıralamasında sürekli aşağılara düşüyoruz. Bu eğitim sisteminden bir Meryem Mirzahani çıkartabilme ihtimalimiz var mı? Zor! 

HALKIN İKTİDARINI CHP KURACAK

Önemli olan o koltuklara kimlerin oturduğu değil , önemli olan ülkemizi yöneten zihniyetin değişmesi. Bu da ancak ve ancak CHP iktidarıyla olacak. İnadımız inat: Halkın iktidarının yeniden kuracağız!

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem