NELER OLUYOR? 6’lı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayı ne zaman açıklanacak?

NELER OLUYOR? 6’lı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayı ne zaman açıklanacak?

...

Ömer ŞAHİN - Ankara

Bugün sizlere  muhalefet cephesinde henüz fısıltı halinde olan ama yakın bir zamanda yüksek sesle dillendirileceğini düşündüğüm iki gelişmeden bahsedeceğim. 
Geçim derdi, göçmen sorunu, NATO krizi bir yana Cumhurbaşkanlığı seçimleri siyasetin bir numaralı gündemi olmayı sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkarılacak “Millet İttifakı” adayının isminin kim olacağı merakı  içinde kamuoyu. 
Şu anda en çok konuşulan üç ismin hepsi CHP’den:
Kemal Kılıçdaroğlu
Mansur Yavaş
Ekrem İmamoğlu.
Şüphesiz kararı 6’lı masa verecek. Farklı ve sürpriz bir aday da olabilir.
Muhalefet aday ismini açıklamada aceleci değil. Çok iddialı bir söz olacak ama kimin aday olacağını şu anda liderler de bilmiyor, bilemez. Henüz o aşamaya gelmediler. İsmin netleşip kamuoyuna açıklanması da muhtemelen Eylül'den önce olmayacak. 
Yazacağım gelişme 6’lı masanın nüvesi diyebileceğimiz CHP ve İYİ Parti’nin Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener ile ilgili.
Önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun durumuna bakalım.
Son zamanlarda oldukça hareketli ve sanki adaylığı kafaya koymuş izlenimi veriyor. 
Gerçekten öyle mi?  
Birkaç ay öncesine kadar sanki Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklında Cumhurbaşkanlığı adaylığı yoktu. O ‘oyun kurucu’ rolüne soyunup muhalefeti bir araya getirecek ve Erdoğan’a karşı seçim kazanabilecek bir aday bulunacaktı. Bu isim de muhtemelen 2018’deki Abdullah Gül modeline benzer AK Parti seçmenine soğuk gelmeyecek birisi olacaktı.  
Yine de kendisi “aday değilim” demiyordu. Dememekte haklıydı. Aksi takdirde iki güçlü aday Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimleri üzerinden hareketlenmeler yaşanabilir ve CHP’nin içi iyice karışabilirdi. Ayrıca, 6’lı masaya karşı da elini güçlü tutabilmek için ismini taca çıkarıp oyundan düşemezdi.
2022’nin ilk günleriyle birlikte siyasi iklimdeki değişim daha görünür oldu. Zamların yağmur gibi yağıp ekonomik kriz ve geçim derdinin iyice vatandaşın belini bükmesi AK Parti’yi yüzde 30 bandına iyice çekti. Düzenli oy kaybettiği anketlere yansıdı. muhalefetin bir bölümünde “Erdoğan’ın karşısında kim olsa kazanır” duygusu bile oluştu. Öyleyse bu isim neden Kılıçdaroğlu olmasındı. Devletin bir numaralı koltuğu garanti ise neden buna ana muhalefet lideri değil başka biri otursun?
CHP’lilere gelen cesaret Kılıçdaroğlu’na dönük “aday siz olun” baskısına da dönüştü. Galiba Kılıçdaroğlu da, “Neden olmasın” diye düşünmeye başladı ki sözleri ve eylemlerinde  gözle görülen değişimler oldu. Erdoğan’a meydan okuyan bir üslupla arzı endam etmeye başladı.  
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sandıkta yenilebileceği duygusunun güçlendiği bir süreçten geçiyoruz. Yine de bu tablo son zamanlarda özgüveni artan Kemal Kılıçdaroğlu için adaylığın garanti olduğu anlamına gelmiyor. Türkiye sosyolojisi ve siyasi realiteyi kimse göz ardı edemez. Adayların artı ve eksi görülen özellikleri siyasi terazinin kefelerine konuyor.
Şurası çok net: Kılıçdaroğlu hırsı ile öne çıkan bir siyasetçi değil. Erdal İnönü çizgisinde gerektiği zaman veda edebileceği izlenimi veriyor. Kazanamayacağını gördüğü yarışa sırf aday olma uğruna gireceğini kimse beklemesin. Şu an yaşanan siyasi iklim sadece kendisi değil geniş bir kitle tarafından da “tarihi fırsat” olarak görülürken bunu heba edecek maceraya girmez. Bunun siyasi ve sosyal faturası da ağır olur. Yarışa girip kaybeden bir Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığı’nı da koruyamadığı gibi saygınlığına gölge düşürecek bir siyasi jübile de yapmak istemez. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun birinci önceliği seçimin kazanılmasına vereceği ve adaylıkta ısrarcı olmayacaktır görüşü yaygın .
Buraya kadar yazdıklarım siyaseti takip edenlerin bildiği şeyler. Asıl değinmek istediğim  şey farklı. Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı yapacak ve ona seçimi kaybettireceği iddia edilen argümanları geçersiz kılacak bir formülden bahsedeceğim.
Buna kısaca  Güçlendirilmiş Başkan Yardımcılığı Formülü (GBYF) diyebiliriz.  
Nedir bu GBYF derseniz,  biraz açalım.
İnce işlenmiş bir siyasi mimari konuşuluyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun üç ya da dört güçlü başkan yardımcısı  ile birlikte adaylığının ilan edildiği bir fotoğraf düşünelim.
Bu yardımcılar 6’lı masadan bazı liderler de olabilir ya da onların belirlediği isimler.
Yani Kılıçdaroğlu moderatörlüğünde İYİ Parti, Deva, Gelecek, Saadet ve Demokrat Parti’nin temsil edileceği bir kombinasyon. Bu partilerin bir kısmı da Meclis yapılanmasında rol alacak.  Diyelim ki parlamento seçimi de kazanıldı.  Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişle birlikte Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı koltuklarında jest yapmayı kabullenecek bir mimariden bahsediliyor.  Kılıçdaroğlu miting meydanına diğer muhalefet liderleri / Başkan Yardımcısı adayları ile birlikte çıkacak.
“Tek Adam” a karşı muhalefetin bütün renklerini bir araya getirmiş isim görüntüsü verecek. Böylece, endişeli muhafazakarın, beka kaygısı taşıyan milliyetçinin, 3. dünyacılık, sosyalizm muzdaribi liberalin ve Kürt seçmenin yüreklerine su serpecek bir tablo sunulacak seçmene. Aslında bu bir yetki bölüşümü modeli. Dolayısıyla 6’lı masa yani HDP ve sosyalist sol dışındaki muhalefetin hepsine de yeni dönemde temsil sözü verilmiş oluyor. Şu anda bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı (Fuat Oktay) var denebilir. Tek isim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tercihi. Sayının üç ya da dört, beş olmasında yasal bir engel olmadığını da hatırlatmalıyız.

Başbakan olacağım diyen Meral Akşener’e Cumhurbaşkanı adayı ol baskısı

Bu hafta İYİ Parti Grup Başkanı ve Bursa milletvekili İsmail Tatlıoğlu’nun  Cumhurbaşkanlığı anketinde Erdoğan’ı üç ismin geçtiğini bunların da “Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş” olduğunu söylemesi çoğu insanı şaşırttı.
İki açıdan şaşırtıcı geldi açıklama.

- Kemal Kılıcdaroğlu’nun adı anılmıyordu.
- Meral Akşener’in ismi Cumhurbaşkanlığı denklemine giriyordu.

Duyanlar şaşırdı. Tuhaf karşıladı açıklamayı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener aylar öncesinden “Ben Başbakan adayıyım” diyerek Cumhurbaşkanlığı yarışında olmayacağını söylememiş miydi?
Öyleyse İYİ Parti’nin ikinci ismi sayılabilecek birisinden gelen bu açıklama ne anlama geliyor?
İYİ Parti’yi yakından takip edenler açısından sürpriz sayılmayacak bir açıklama Sayın Tatlıoğlu’nun sözleri.
Niye şaşırmadığımı, “Biz Meral Hanım’ın Cumhurbaşkanı adayı olmasında ısrarcı olacağız” sözlerini İYİ Parti’nin deneyimli bir tepe yöneticisinden kulağıyla işitmiş birisi olarak  yazıyorum. 
Nedenlerini sıralayalım…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı seçimi kazanabileceğine inanmıyorlar. Türkiye’nin sosyolojik yapısını, siyasi realiteyi  gerekçe gösteriyorlar.

- Seçimi kazanacak 6’lı masadaki  tek isim olarak da genel başkanları Meral Akşener’i görüyorlar. 
- Yavaş ve İmamoğlu isimleri popüler ve seçim kazanma şansı olsa da  Meral Akşener hem devlet ve siyaset tecrübesi hem de parti liderliğiyle adaylığı daha çok hak ediyor.

Önemli bir nokta da şu. Kamuoyu anketlerinin de etkisiyle İYİ Parti’de büyük bir motivasyon gözleniyor. “iktidara geliyoruz, az kaldı” duygusuna kapılmışlar. “Oyumuz bize göre yüzde 20’yi aştı…” diyorlar. Eğer öyle ise ve yükseliş trendi devam ediyorsa bunun masadaki dengeleri değiştirecek anlamı da olacaktır.  Oy olarak CHP’yi geçeceklerine inanan İYİ Partililer var. Kendilerini şimdiden ikinci parti, fiili ana muhalefet olarak görüyorlar. Öyle olduğu takdirde  adayın isimlendirilmesinde CHP hatta ondan daha etkin şekilde söz sahibi olabilirler. 
Her partili liderini en iyi yerde görmek ister. İYİ Parti daha beş yılını doldurmamış genç denebilecek bir parti. Meclis’e girmeyi başardı. Anketlerde oy oranı yüzde 15 - 20 bandında gösteriliyor.  Partililerin genel başkanlarını Cumhurbaşkanlığı’na layık görmeleri bunda ısrarcı olmaları yadırganamaz. Burada belirleyici olan Meral Hanım’ın tavrı olacak kuşkusuz.  
Soru şu: O da Cumhurbaşkanlığı yarışına girip ısrarla söylediği “Başbakan adayıyım” sözlerinden vazgeçer mi? 

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem