Nihat Behram’dan, Taylan Kara’ya yanıt

Nihat Behram’dan, Taylan Kara’ya yanıt

ABC Kritik’te yayınlanan, devrimci şair-yazar ve mücadele adamı Nihat Behram’ın adının da geçtiği ödül sistemi ve kurullarıyla ilgili Taylan Kara’nın yazısı, yeni bir tartışma başlattı.Söz konusu yazı üzerine Kara’nın...

ABC Kritik’te yayınlanan, devrimci şair-yazar ve mücadele adamı Nihat Behram’ın adının da geçtiği ödül sistemi ve kurullarıyla ilgili Taylan Kara’nın yazısı, yeni bir tartışma başlattı.

Söz konusu yazı üzerine Kara’nın kişisel adresine Nihat Behram açıklayıcı bir yanıt (internet iletisi / mektup) gönderdi. Bu iletiye Taylan Kara yine internet üzerinden Behram’ın kişisel adresine gönderdiği bir mektupla karşılık verdi.

Taylan Kara,  Nihat Behram’ın yanıtının ve bu yanıta verdiği karşılığın kendisinde saklı kalmaması, okurun da haberdar olması gerektiği düşüncesini Nihat Behram’la paylaştı.

Yazarın verdiği bilgiye göre Behram’ın da, “Yayımlanacağı duygusuyla yazmadım ama karar senin'' şeklindeki onayı üzerine, Kara her iki iletiyi ABC Gazetesi’ne gönderdi.

Biz de bu tartışmayı önemli bulduğumuz, eğer bir haksızlık ya da yanlış anlama varsa giderilmesine de katkı sağlayacağına inandığımız için, her iki mektubu yayınlıyoruz.

ABC Yayın Kurulu

denizsuyukasesi_13656386341.jpg

''Ödül gibi görev verdiler, görevi ödül gibi aldım’  

Nihat BEHRAM

İlk satırda şu ''ön açıklamayı’ yapmalıyım: Değer verip bu iletiyi yazmamın nedeni bugün Merdan’ın (Yanardağ) ''ABC Gazetesi’ndeki yazınızın taşıdığı değer nedeniyledir. İleti adresini de zaten yine bu gazetedeki önceki  yazınızda gördüm.

''Asıl açıklamaya’ yani konuya geliyorum: Geçtiğimiz yıl TÜYAP Kitap Fuarı günlerinde bir dostum, Yalçın (Küçük) Hoca  ile konuşmacı olduğunuz toplantıda bana yönelik ithamlarda bulunulduğunu söylediğinde ''söyleyen kim, Yalçın Hoca mı’ diye sormuş, ''hayır, Taylan Kara’ yanıtı aldığımda da ''boş ver ağzı olan konuşur, tanımıyorum’ deyip geçmiştim. Hangi konuda itham olduğunu da daha sonra o toplantı konuşmaları Odatv’de yayınlandığında öğrendim. “2009 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü, Ataol Behramoğlu'nun jüri üyesi olduğu bir kurul tarafından kardeşi Nihat Behram'a verilmiştir'' demişsiniz. Yazının bütünlüğünde ''iftira’ anlamı yüklü olduğu halde, buna da ''önemli değil’ deyip geçtim. Şimdi yazıyorum, çünkü, benim de değerli dostum ve yoldaşım olan Merdan’ın gazetesinde okuduğum son yazınız, bu uyarıyı yazmamı gerektirecek değerdedir.

İlkin: Melih Cevdet Ödülü nedeniyle bana yapılan saldırı yeni değil. İlk saldırı, dönemin Fethullahçı Zaman Gazetesi’nde solculuktan dinciliğe yuvarlanmış ''zamane’e yazarlardan birinin ''müstear’ isimle yaptığı “abi kardeşe ödül veriyor'' türü bir çamur atmaydı. Ben ödüllere falan kitap yollayan biri değilim,  hazzetmem. Zaten 50 yıllık yazarlık sürecinde başka da ödülüm yok. Bu ödüle de yazarlığımın “40. yılında kırk yıldan seçme 40 şiir''le birlikte çıkan şiir kitabım ''Tanımlar’la yayınevi katıldı. Bu ödül bana verildiğinde “ödül gibi görev verdiler, görevi ödül gibi aldım''  başlıklı bir bildiri yayımladım.

Bu bildiride geçen, “Görevimin özgürlük için, uygarlık, çağdaşlık için, en başta laisizm, Cumhuriyet’in kazanımları, insan hakları, adalet, emekçi halk için savaşmak olduğunu biliyorum'' türü sözler nedeniyle, o dönemde ''ılımlı islam’ maskesi altında inşa edilen ''dinci faşizme’ harç taşıyan, AKP ve RTE’ye kürekçilik yapan liberal ihanet şebekesinin mevzisi  ''Taraf’ aynı iftirayla saldırdı. ''Vahap Demir’ adıyla (yani yine sahte ad maskesiyle) ''Abinin kardeşe ödül vermesi, etik mi’ teması işlendi. Bu sahtekarlara o dönemde hak ettikleri yanıt verildi. (Bu konudaki yazı ve haberler, istenirse  soL Portal arşivinden bulunur.

Bu ödülü aldığımda yayınladığım bildiriyi de bu iletinin sonuna ekleyeceğim).

İhanet odağı ''Taraf’ ın saldırısı ideolojik konumları ve kumpasçı kişilikleriyle örtüşüyordu. O dönem, bu konu bana sorulduğunda,  “Her halde Fethullah kulaklarına böyle fısıldamış olmalı! TSK’nın en gizli birimlerine bile sızabilen Taraf demek ki TYS’in başkanını ''iftirayı doğrulatmak’ için bulamamış! Kullandıkları silah niteliklerinin de göstergesi. Zaman’da tutturamadıkları mayayı Taraf’ta yoğuruyorlar. Doğurdukları da yoğurduklarının aynısı. İftiraya çanakçılığın çifte kavrulmuşluğu! Hem de ıslak imzalı!'' demiştim. Çok yıllar geçti, unutulmuştur; neden böyle dediğimi açıklayayım: bu ödül bana jürideki üyelerin, (oy kullanmayan biri hariç), ''oy birliği’ ile verildi. Jüri üyeleri bu ülkenin şiirine çok büyük değerler katmış çok önemli şairlerdir: Gülten Akın, Refik Durbaş, Enver Ercan, Egemen Berköz, Eray Canberk... Tümü ''Tanımlar’ ı seçmiş. ''Abim olan Ataol’u saymıyorum, çünkü jüride oy kullanmayan tek üye odur... ''Kardeşin kitabında oy kullanmak etik değil’ diyerek, jüride oy kullanmamıştır...

O dönem TYS Başkanı ve Melih Cevdet Anday Ödülü jüri Başkanı ve Sözcüsü olan Enver Ercan ''Ödülün kamuoyuna açıklanmasında’ bu noktayı da belirtmiştir. Bana saldıran alçaklar o jüride yer alan onca değerli şairlerin tümünü töhmet altında bırakmaları bir yana, Enver Ercan’ın o açıklamasını da duymazdan geldiler... Çünkü işlerine öyle geliyordu. Saldırılardan sonra Enver Ercan bir açıklama daha yaptı. Saldırganlar utanmadan bana para ödülü verildiğini de söylediler. Oysa o yıl Ören Belediyesi ''mali sıkıntılarını gerekçe göstererek’ Ören’de ödül töreni bile yapmadı. Gelelim, diğer saldırı mayalanmasına: 30.6.2014 tarihinde, ''Gün Zileli sitesi’nde ''Türkiye’de edebiyat ödülleri nasıl verilir?’ başlıklı bir yazı yayınlamışsınız.

Bu yazınız aşağı yukarı TÜYAP’taki konuşmanızla aynı içerikte… Bir farkla: yazınızda benim adım yok, konuşmanızda var... Yani ben ''sonradan’ eklenmeyim... Açıkçası bunu merak ettim... Baktım: ''gün zileli sitesi’ndeki yazınızın altında ''anonim’ imzalı (yani maskeli) bir yorum var. ’Anonim’ imzalı da olsa, 2009’da Zaman Gazetesi’ndeki haberden alıntı yapılarak, aynı saldırı sözlerini içeren bir yorum. Diyor ki “Alan Nihat B, veren Ataol B… Abisi kardeşine ödül veriyor. Bu nasıl iş? Kazıdıkça neler çıkacak neler!'' Yorum 3 Temmuz 2014 te, saat akşam 5’de yapılmış. Saat 18.26 da, yani birbuçuk saat sonra altına bir başka yorum girmiş! Bu kez ''yorumcu’ bizzat bu sitenin sahibi olan, gençliğinde Doğu Perinçek kürekçisi, sonrasında Stalin’e küfürbaz, ve de daha önemlisi Lenin’e düşman, daha önemlisi ''yetmez ama evetçi’  liberallerin işbirlikçisi ''meczup’ anarşist Gün Zileli! O da kendi sitesindeki ''anonim’ yorumcunun yorumuna eklediği kendi yorumunda olayı şöyle yorumlamış: “Nihat Behram, o çevrenin hazır yiyici çocuğudur. Ayrıca Türk milliyetçisidir, her ne kadar solcu geçinirse de.''...

Fethullah’ın ''kumpasçılık’ kuluçkasının civcivleri oldukları, ''iyi eğitim aldıkları’ sırıtmıyor mu?... Bunlar beni üzmez, öfkem, bilenir... Üzüldüğüm nokta şu oldu: Taylan Kara’nın o ''meczup’un sitesindeki yazısında adım olmadığı halde TÜYAP’taki konuşmasına eklenmemdeki ilham kaynağı, yazının altındaki ''kumpas’… Oysa aynı fuarda Ataol, Ercan ve ben de farklı salonlarda konuşuyorduk... En azından birine o ödülün tutanakları, hikayesi, Ataol’un ''etik değer nedeniyle’ oy kullanıp kullanmadığı sorulup öğrenilebilinirdi. Bilimsel tutarlılık, titizlik ve aydın ahlakının gereği buydu. En azından o ödülün jürisinde olan ve ödülü oy birliğiyle veren değerli şairlere saygısızlık yapmamak için. Bu iletiye başlarken bu satırları bir yazı olarak Merdan’a da iletmeyi düşündüm ama şu an bundan vazgeçtim. O da bugünkü yazınıza verdiğim değer nedeniyle... Selamlar.

Not: Melih Cevdet  Anday Ödülü verildiğinde ağustos 2009’da kamuoyuna yayınladığım bildiriyi ekliyorum:

 http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat-medya/behram-gorevim-aydinlik-icin-savasmak-haberi-16560

kara.jpg

'Bir kez biçmeye başladıysan kendi bacaklarını da esirgemeyeceksin'

Taylan KARA

Değerli Nihat Behram,

Yanıtınızı  dikkatle okudum. Öncelikle ne yapmaya çalıştığımı açıklarsam, bu yazılar da daha anlamlı hale gelecektir. Bu konudaki yazılarımın bazılarını okuduğunuzu anlıyorum. Bu yazılardan anlaşılmış olsa da kabaca bunu anlatmak isterim.

ABC Kritik