Odatv davasında karar!

Odatv davasında karar!

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 13 sanıklı Odatv Davası'nda sona gelindi. Savcının tüm sanıklara beraat talebinin ardından, sanıklar esas hakkındaki savunmalarını yapmak için Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi’nde....

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 13 sanıklı Odatv Davası'nda sona gelindi. Savcının tüm sanıklara beraat talebinin ardından, sanıklar esas hakkındaki savunmalarını yapmak için Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi’nde. 14 Şubat 2011 yılındaki operasyonlarla başlayan Odatv Davası’nda sanıklar; Prof. Dr. Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Doğan Yurdakul, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Mümtaz İdil, Nedim Şener, Ahmet Şık, Hanefi Avcı, Sait Çakır, Coşkun Musluk ve İklim Bayraktar. 14 sanıkla başlayan davada, Kaşif Kozinoğlu cezaevinde hayatını kaybetmişti. Mahkeme heyetinin değişmesi ve dosyanın kapsamlı olması sebebiyle, Odatv davası 12 Nisan'a ertelendi.??

Odatv davasının duruşması bugün Çağlayan Adliyesi'nde görülüyor. Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapıldı, açıklamayı Özgür Mumcu okudu. 

Odatv davasında bugün karar verileceğini belirten Mumcu, "Savcı, son duruşmada 'kumpas' olarak tanımladığı Odatv Davası’nda yargılanan tüm sanıklar için beraat istedi. O gün cemaat bugün FETÖ denen yapının icat ettiği tüm davalar gibi Odatv davasını kumpas olarak tanımlamak biz gazeteciler için de haklı ve meşru tanımlama" dedi.

Bugün Türkiye’de 140’dan fazla gazetecinin tutuklu ve hükümlü olduğunu, 58 gazete, 28 televizyon, 34 radyo, 5 haber ajansı kapatıldığını, 1000’e yakın gazetecinin basın kartı iptal edildiğini belirten Mumcu, "O gün cemaatçilerin Odatv davası üzerinden gazetecilere verdiği gözdağı bugün başka bir biçimde devam ediyor" diye konuştu. Mumcu açıklamada, "Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Güray Öz, Tunca Öğreten bugün cezaevindeyse, Özgür Gündem’le dayanışma içinde olan nöbetçi yayın yönetmenleri yargılanıp hapis cezasına çarptırılıyorsa Türkiye’de basın özgürlüğünden söz edilemez" dedi.

Duruşmaya, Müyesser Yıldız ve Mümtaz İdil dışındaki tüm sanıklar katıldı. Bir süre Ahmet Şık'ın Cezaevi'nden getirilmesi beklendi. Şık cezaevinden geç getirilince duruşma da 1 saat geç başladı. Şık'ın salona getirilmesiyle birlikte yoklama yapıldı ve duruşmaya geçildi. 

YALÇIN KÜÇÜK'TEN KALPAK TALEBİ
Duruşma başladığı sırada söz alan Yalçın Küçük kalpak takmak için mahkemeden izin istedi. Kendisinin daha önce duruşmada kalpak takılmasını istediğini ancak kabul edilmediğini söyleyen Küçük, heyetteki türbanlı hakimi hatırlatarak "Görüyorum ki türbana izin veriliyor, kalpak cumhuriyetin simgelerinden biridir, izin verirseniz takmak istiyorum" dedi. Mahkeme heyeti kabul etti. Mahkeme heyetinde türbanlı bir hakim bulunuyor.

SALON DIŞINDA SLOGANLAR
Tutuksuz sanıklar, Ahmet Şık’ın yanına oturdu. Duruşma salonuna alınmayanlar "Özgür basın susturulamaz" ve "rezalet, rezalet" sloganları atıyor. Sloganlar salondan duyuluyor.

odatv_salon.jpg

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 13 sanıklı Odatv Davası'nda sona gelindi. Savcının tüm sanıklara beraat talebinin ardından, sanıklar esas hakkındaki savunmalarını yapmak için Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi’nde. 14 Şubat 2011 yılındaki operasyonlarla başlayan Odatv Davası’nda sanıklar; Prof. Dr. Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Doğan Yurdakul, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Mümtaz İdil, Nedim Şener, Ahmet Şık, Hanefi Avcı, Sait Çakır, Coşkun Musluk ve İklim Bayraktar. 14 sanıkla başlayan davada, Kaşif Kozinoğlu cezaevinde hayatını kaybetmişti.

Ahmet Şık'ın salona alındığı an:

ahmetsik.jpg

GÜNCELLEME (11.45)
Duruşmaya kelepçeyle getirildiği öğrenilen Ahmet Şık, savcının mütalaasına karşı konuşuyor.

Savunmasında "Zifiri karanlık bir zihniyeti temsil ediyorlar ama partilerinin amblemi ışık saçan bir ampul" diyen Ahmet Şık, "Devlet ve ülke kaynaklarının vedoğanın talan edilerek ülketi bir beton cumhuriyetine çevirmenin adına kalkınma diyorlar. İsimlerinde yer alan adalet sözcüğünün ne anlama geldiğini isi benzer birçok örneği bulunmakla birlikte sadece bu davanın kendisi anlatmaya yetiyor. Ne olduğunu birazdan özetleyeceğim ama öncelikler bir başka haksızlığa, içinde yine kendimin de olduğu bir başka adaletsizliğe dikkat çekmek yerinde olur" diye konuştu ve şöyle devam etti:

"Bugün burada olmaları gereken bazı kişiler yok. Avukatlarımdan ikisi, Bülent Utku ve Akın Atalay ile meslektaşları Mustafa Kemal Güngör. Sadece onlar da değil. Tutuklu olduğum süre boyunca hiçbir zaman yalnız bırakmayan meslektaşlarım Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Güray Öz, Turhan Günay, Hakan Kara, Musa Kart ve Önder Çelik de izleyici sıralarında değiller. Tıpkı bu davadakine benzer bir kumpasla, gazetemiz Cumhuriyet'i hedef alarak gaeteciliği yargılamaya kalkan bir soruşturma nedeniyle 108 gün önce tutuklandılar. Şimdi 'FETÖ' denilen Gülen Cemaati'nin Ordu Fatsa'daki öğretmen sorumlusu olduğu öne sürülen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan'ın görevlendirdiği, kendisi de 'FETÖ sanığı' olan savcı Murat İnam'ın yürüttüğü soruşturmada avukatlarıma ve meslektaşlarıma yöneltilen suçşama 'FETÖ'cü olmak'. Talimatın, 'kandırıldık' diyerek Gülen Cemaati ile suç ortaklarının gizlemeye çalışan iktidardan geldiği aşikar."

GÜNCELLEME (12.00) 
Ahmet Şık'ın ardından Soner Yalçın savcının mütaalasına karşı konuşmaya başladı. "Gerçeği bulma ve yazma konusunda katı ve acımasız oldum; kimseye taviz vermedim; eğilmedim" diyen Yalçın, "Uğur Mumcu gibi… Musa Anter gibi… Hrant Dink gibi… Büyük gazeteciler her zaman en yürekli olanlardır" dedi.

Odatv'nin paylaştığı fotoğrafta Soner Yalçın'ın savunma verdiği sırada hemen arkasında tutuklu gazeteci Ahmet Şık, Odatv Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Barış Terkoğlu ile Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan görülüyor.

dda.jpg

Soner Yalçın ve Ahmet Şık'ın mütaalaya karşı verdikleri savunmaların ardından mahkeme heyeti 5 dakika ara verdi.

GÜNCELLEME (12.10)
Kısa aranın ardından duruşma görülmeye devam ediyor. Savunma sırası Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan'da. "Bakınız, bu davada 'FETÖ'ye dokundu' diye yanan gazeteci Ahmet Şık, şimdi ise FETÖ’den hapiste yatırılmaktadır. Bu mudur FETÖ ile mücadele" diye soran Pehlivan, "Bu davanın sanıklarının yazdıkları dün dikkate alınsaydı, bugün Türkiye bu kadar sorunla boğuşmazdı" diye konuştu.  Genel Yayın Yönetmeni Pehlivan, şimdiye kadar af dileyecek tek bir habere imza atmadığını vurguladı.

GÜNCELLEME (12.30)
Pehlivan'dan sonra savunmasını veren Barış Terkoğlu, AKP'li eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 15 temmuz darbe girişimi sonrasında "Silahlı terör örgütünün Fethullahçı olduğunu o gece öğrendim, bana ahmak diyebilirsiniz" şeklinde açıklamasını ve AKP'lilerin "kandırıldık" açıklamalarını hatırlatarak, "Size ne anlatayım? Çok afedersiniz, kendisi için kullandığı ifadeyi tekrar ettiğim için özür diliyorum, beni Bülent Arınç kadar ''ahmak’ olmadığım için mi cezalandıracaksınız? Ya da devletin tepesinde ''kandırılmaya bıkmamış’lardan olmadığım için mi suçlayacaksınız?" diye konuştu.

GÜNCELLEME (12.50)
Pehlivan'dan sonra diğer Odatv davası sanıkları Sait Çakır ve Doğan Yurdakul mütaalaya karşı son sözlerini söyledi. Çakır, 2011'den bu yana düşman ceza hukukuyla yargılandıklarını söyleyerek, "Müstear ismim kod isim yazıldı. Bu iddianame polis çırakları tarafından yazıldı. Bize yapılan bir devlet politikasıydı" ifadelerini kullandı.

Dogan Yurdakul mütalaaya karşı son sözlerinde, "Esas hakkındaki mütalaa bu davanın enkazının sessiz sedasız kaldırılmasıdır. Herkes için beraat talep ediyorum" diye konuştu.

GÜNCELLEME (13.00)
Bu savunmalardan sonra Yalçın Küçük, son sözlerine başladı. Odatv'in aktarımıyla, Yalçın Küçük "Bu heyet beni cahilleştiriyordu. Size bu kitabi getirdim" diyerek 'Guess who jewish' kitabını gösterdi. "Herkesin başka ismi vardır, kullanır. Aziz Nesin Mehmet Nusret’tir. Demirtaş Ceyhun’un adı başkadır" diyen Küçük, "Bizi burada başka isimlerle yazı yazdığımız için suçladılar. Bu iddianameyi polis çırakları yazdı. Bizim aklımızla alay etmeyin. Savcı iddianameyi yazıyorum dedi, akşama iddianame açıklandı" ifadelerini kullandı.

"FETÖ kelimesi hukuka uygun değildir" diyen Yalçın Küçük, "Fethullah Gülen’i 1961' den beri tanırız. Bize karşıdır. Ama Fetö demek hukuka uygun değildir. Başbakan der ama hakim diyemez" şeklinde konuştu.

Savunmasına devam eden Yalçın Küçük iddianameyi göstererek "Benim her şeyimi dinlemişsiniz her şeyimi getirip koydunuz" dedi ve şöyle devam etti:                    

"Yiğit Bulut, Hasan Cemal benim yanımda yetişti. Bu suç değildir. Bu iddianamede Soner’in (Yalçın) akıl hocası olmakla suçlanıyorum. Bu haksızlıktır. Caligula kitabını ben yazdım. Sebatayistleri ben yazdım. Sebatayistler beni görünce teşekkür ediyor. Selanikliler olmasa cumhuriyeti zor kurardık dedim. Bir kısmımız Selanikli bir kısmımız Kürt’tür."   

Bu iddianameye göre Abdullah Öcalan’ı kendisinin yönettiğini söyleyen Yalçın Küçük, "Beni yargılayan hakimleri Yargıtay’a gönderirim. Bir tek Mehmet Ekinci’yi gönderemedim. Beni tutuklu tutmakla meşguldü. Sıkıyönetim mahkemesi kararında benim için 'şeytana pabucunu ters giydirir' yazıyordu. Üst mahkeme bozdu" dedi. 

Yalçın Küçük, Nuh Mete Yüksel'in kitabını göstererek, "Burada 'Yalçın Küçük sık sık DGM'ye gelirdi' yazıyor. DGM lokanta mı? Gelip götürüyorlardı. Nuh Mete Yüksel devamında diyor ki; 'Bugün görüyorum ki Yalçın Küçük vatansever. Cumhuriyet için çalışıyor'. O zaman beni niye içerde tuttunuz" diye sordu. Küçük, "Bu aynı zamanda film davasıdır. İki dizi vardı: Kollama ve Tek Türkiye. Orada beni gösteriyorlardı. Beni taklit eden bir adamı astılar, Yalçın Küçük idam edildi. Beni sokaklarda idam ettiniz. Bu davayı iyi bilin" ifadelerini kullandı.  

GÜNCELLEME (13.35)
Yalçın Küçük konuşmasını bitirdikten sonra duruşmaya 1 saat ara verildi.

odatv4.jpg

GÜNCELLEME (14.30)
Ara bitti, duruşma deva ediyor. İlk sözü alan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, savunmasında, delil olarak gösterilen dosyaların sahteliğini ve yapılan siber saldırıları anlatıyor. Virüslü dijital dokümanların nasıl gönderildiğini aktaran Hanefi Avcı, "Yargılamanın amacı somut gerçeği ortaya çıkarmaktır. Buradaki gerçek, Gülen Cemaati'nin ürettiği dosyalarla yaptığı bir operasyondur. Cemaat kendi yazdıkları belgeleri Odatv bilgisayarlarına koydu" dedi.

GÜNCELLEME (14.45)
Avcı'nın ardından savunma sırası Nedim Şener'e geldi. "Buradaki gazeteciler besleme değil, fonlardan cemaatlerden beslenmiyor. Ne düşünüyorsa görüyorsa onu yazıyor" diyen Şener, "Ben Hrant Dink cinayetinde FETÖ'cülerin rolünü belgeleriyle açıkladım" dedi. "Bu süreçte sahte bir isimle hakkımda ihbar mektubu gönderiliyor" diyerek ihbar mektubundan bölümler okuyan Şener, Zekeriya Öz'ün bu mektubu gerekçe göstererek kendisini Ergenekon davası şüphelisi yaptığını söyledi. Şener, "Yiğit Bulut Ali Fuat Yılmazer'in kankasıydı. Önder Aytaç şeytanın başıdır. Dünyada onun kadar kötü birini bulamazsınız.O dönem Şamil Tayyar, Rasim Ozan Kütahyalı, Adem Yavuz Arslan FETÖ'nün yalanlarını yayıyordu" diye konuştu. Şener, "Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink benim cezaevinde üç ziyaretçimden biriydi" ifadelerini kullandı.

"FETÖ'cü Mehmet Baransu, ben tutuklandıktan sonra Hanefi Avcı'nın kitabını yazdığıma dair iki makale yazdı. Savcı Cihan Kansız bunları iddianameye koydu. Odatv davası sadece polis çıraklarının değil medya elemanlarının da çabasıyla hazırlandı" diyen Nedim Şener kumpasta görev alan polis, savcı, hakimleri sıraladı ve "Bunlar hakkında soruşturmayı hemen başlatın" dedi.

GÜNCELLEME (15.45)
Nedim Şener'in ardından Coşkun Musluk mütalaaya karşı konuşmak üzere kürsüye geldi. Coşkun Musluk, "Bu sözde dava ancak siyasi bir dava olarak ele alınabilir. Bu dava emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin tersinden istiklal mahkemeleridir" dedi. Musluk, Odatv davasının Soner Yalçın'ın televizyon kurma girişimine, Yalçın Küçük'ün Silivri'den vekil çıkarma projesine ve Cemaat'i sorgulayan gazetecilerin haberlerine bir yanıt olduğunu söyledi.

GÜNCELLEME (16.00)
Coşkun Musluk’un konuşmasının ardından, Ayfer İklim Kaleli konuşmaya başladı. Kaleli, "Bu dava bugün bitse de başka bir dava başlayacak. Bir kadın olarak bu davanın mağduruyum. 36 bin habere konu oldum. Beraatimi talep ediyorum. Zekeriya Öz beni bu davaya magazin malzemesi olarak soktu" dedi.

GÜNCELLEME (16.10)
Avukat Tugay Topbaş duruşmaya katılmayan Müyesser Yıldız'ın mütalaaya karşı sözlerini okudu.

GÜNCELLEME (16.20)
Hüseyin Ersöz Odatv iddianamesindeki dijital dokümanların sahteliğine dair hazırlanan bilirkişi raporlarını anlatıyor. Ersöz bugün Ahmet Şık'ın tutukluluğunu hatırlatarak halen hukuka bağlı hakimlerin hasretini çektiklerini söyledi. Ersöz tüm sanıklar için beraat talep etti. Avukat Serkan günel söz aldı. Mahkemenin beraatle kalmayıp ders veren bir gerekçe yazması gerektiğini söyledi.

Sanık avukatları savunmalarını yapıyor.

Güncelleme: 19.11

Mahkeme heyetinin değişmesi ve dosyanın kapsamlı olması sebebiyle, Odatv davası 12 Nisan'a ertelendi.?

Güncelleme: 19.20

Ahmet Şık duruşma salonundan götürülürken "Bu ablukayı dağıtacağız hep birlikte" dedi.