Osman Kavala: Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi tarafından cezalandırılmasından ben utanırım

Osman Kavala: Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi tarafından cezalandırılmasından ben utanırım

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, tutuklu Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti

Çarşı Davası ile birleştirilerek üçüncü kez açılan Gezi Parkı Eylemleri Davası'nın üçüncü duruşması için yarın hâkim karşısına çıkacak olan iş insanı Osman Kavala, Avrupa Konseyi'nin Türkiye'den savunma istemesi konusunda “Türkiye’nin kurucusu olduğu bir konsey tarafından cezalandırılmasından ben utanırım" dedi. Kava, Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ı işaret ederek, “Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya bir şey söyleyemiyor. Elde kala kala dış güç olarak bir ben kaldım, bir de Soros kaldı” diye konuştu. 

Avukatlarının 17 Ocak’taki duruşmada tahliye edilmesi gerektiğini belirttiği Kavala, kendisini ziyaret eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’e tutukluluğuna ilişkin olarak konuştu.

Gazete Duvar'dan Serkan Alan'ın haberine göre; mahkemenin daha önce kendisini beraat ettirdiğini lakin "onun" kafasında beraat edemediği için aynı delillerle yeni dava açıldığını belirten Kavala, iddianamesine ilişkin şunları kaydetti:

“İddianamede, ‘Henri Barkey ile yoğun irtibatı var, bu da casus olduğunun kanıtıdır’ deniyor. Ama ‘Barkey üst düzey ve yetenekli bir casus olduğu için bu irtibatı somutlaştıramadık’ deniyor. İki yerde somutlaştırılmış. Biri, benim büromun çatısında bir baz istasyonu var, Barkey de aynı gün aynı saat aralığında aynı baz istasyonundan yararlanmış. Ben büromdayım, o da muhtemelen İstiklal Caddesi’nde yürüyor. İstiklal Caddesi'nden geçenler benim büromun çatısındaki baz istasyonundan yararlanır. Buna yoğun irtibat deniyor. Bir diğeri de 'darbe sonrası Türkiye’yi kimlerin yöneteceğini belirlemek için yurtdışında toplantı yaptılar' deniyor. Aynı iddianamede onun Almanya’da, benim Fransa’da ayrı ülkelerde olduğumuz da yazıyor lakin buna da irtibat demişler.”

Avrupa Konseyi’nin yaptırım uygulaması halinde bu durumun Türkiye açısından çok vahim olacağını belirten Kavala, “Türkiye’nin kurucusu olduğu bir konsey tarafından cezalandırılmasından ben utanırım. Yaptırım kararından memnun olmam. Bu duruma getirmemeleri lazım. Bu konuyla ilgili Erdoğan ile Çavuşoğlu’nun basına yansıyan yaklaşımları arasında fark var. Avrupa Konseyi’nin yaptırımları dış müdahale olarak yorumlanamaz. Türkiye’nin kurucusu olduğu bir konseyin müdahalesi olarak bakmak lazım” ifadelerini kaydetti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı Kavala’ya ilişkin Türkiye’den savunma istemişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) ihlal kararına rağmen hâlâ tutuklu olan Osman Kavala davası nedeniyle Türkiye’ye karşı ihlal prosedürünün başlatılmasını talep eden Komite, Türkiye’den 19 Ocak’a kadar görüş istemişti.

"Dış güç olarak bir ben kaldım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret ederek, “Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya bir şey söyleyemiyor. Elde kala kala dış güç olarak bir ben kaldım, bir de Soros kaldı” diyen Kavala sözlerini şöyle sürdürdü:

“Benimle de Sorosla da araları çok iyiydi. Bir hukuk devletinde bir davanın sanığı hakkında ülkeyi yönetenler en az 10 kez olumsuz beyanda bulunamaz. Bu süreçten, mahkemenin etkilenmeyeceği nasıl beklenebilir?”

CHP'li Özel: Erdoğan'ın sözleri üzerine tutuklandı

İş insanı Osman Kavala hakkında hazırlanan iddianamenin ‘FETÖ’cülerin’ ortaya koyduğu iddialara dayandığını ve tek tek çürütüldüğünü belirten CHP’li Özel, Kavala’yı ziyaretinin ardından şu değerlendirmelerde bulundu.

“Bu iddialar teker teker çökmüştür, Osman Kavala serbest bırakılmıştır. Ancak kendisini olmayan bir jürinin başkanı yerine koyan Tayyip Erdoğan’ın 'Kararı tanımıyorum' sözleri üzerine Kavala, tekrar hukuksuz bir biçimde tutuklanmıştır. Tayyip Erdoğan’ın hukuk tanımazlığının hukuksuz sonuçlarını Osman Kavala çekmemelidir, Türkiye’nin hiçbir yurttaşı çekmemelidir. Bu uzun süren haksız ve hukuksuz tutuklamanın bir an önce sonlandırılması gerekmektedir. Türkiye, yürütme erkinin ve başındaki kişinin mahkemelere, hukuka müdahale etmediği bir ülke olmak zorundadır. Cumhuriyet Halk Partisi, hakimlerin, siyasi demeçlerle yönlendirilmediği, delillerle ve vicdanlarıyla karar verdiği bir ülkeyi hedeflemektedir.”

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem