Sedat Peker’e Deniz Poyraz ile ilgili taziyesine kızanlara Yasin Börü’lü cevap

Sedat Peker’e Deniz Poyraz ile ilgili taziyesine kızanlara Yasin Börü’lü cevap

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker twitter üzerinden HDP İzmir il binasına yapılan saldırıyı kınamıştı. Sosyal medyadan gelen “Yasin Börü için başsağlığı yayınladın mı” sorularına cevap verdi

Sedat Peker, HDP il binasında katedilen Deniz Poyraz’a başsağlığı dilediği için başlatılan “Yasin Börü için taziye verdin mi?” kampanyasıyla ilgili açıklama yaptı.

Peker'in açıklamaları şöyle oldu:

1-40 yaş altı olan kardeşlerim, HDP il binasına yapılan saldırıda hunharca katledilen Deniz Poyraz isimli kardeşimize Yüce ALLAH’tan rahmet ve başsağlığı dilediğim için bazı kesimler şahsıma kendilerince karalama kampanyası düzenliyorlar.

2-40 yaşından genç kardeşlerim, kurban eti dağıtırken öldürülen 16 yaşındaki Yasin Börü kardeşimiz ölünce onun için de baş sağlığı diledin mi diyorlar. Sadece başsağlığı dilemedim, arayıp ailesini buldum, babası ile dost oldum.

3-40 yaşından genç kardeşlerim, Yasin Börü’nün babasına: Yasin kardeşim hayatta olsaydı ufak kardeşlerinin bir evi olsun onlar o evde rahat yaşasınlar diye düşünürdü, Yasin kardeşimin adına küçük kardeşlerine bir ev alsam kabul eder misiniz dedim.

4- 40 yaşından genç kardeşlerim, Yasin kardeşimizin babası yüce gönüllülük yapıp ev alıp hediye etmemi kabul etti. Bu yazdıklarımı okuyan bazıları Yasin Börü için de başsağlığı dilediniz mi dedikleri için de acaba utanmışlar mıdır?

5-40 yaşından küçük kardeşlerim, ülkemizde yaşanan sorunların gerçek sebebi vefat eden Deniz Poyraz kardeşimizin yarım kalan kahvaltısında gizli. 20 yaşında olan bir kızın kahvaltısı sadece domates ve zeytinden oluşuyor.

6-40 yaşından küçük kardeşlerim, ülke yönetiminde bulunan tüm muktedirlerin, çocuklarının kahvaltısı ise en az 30 40 çeşit üründen oluşmakta. Bu adaletsizliğin giderildiği gün inanın birçok sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

7- 40 yaşından küçük kardeşlerim bu yüzden özellikle size anlatıyorum, bunu ancak siz yapabilirsiniz. 40 yaşından büyük olanlardan yani bizden hiçbir şey olmaz. Psikolojinizi düzgün tutun, sakın oyunlara gelmeyin.

 

 

Sedat Peker Diyarbakır’da 6-8 Ekim'deki olaylarda katledilen Yasin Börü'nün ailesine ev hediye etti.

0a2df606-0184-428f-a51d-a19e50b99fc3.jpeg

Sedat Peker açıklamasında; "Yasin kardeşimin genç yaşına rağmen var olan inancına ve cesaretine zaten hayrandım. Bir de saygıdeğer babası Fikri Bey'den dinlediğim zaman gerçekten çok daha fazla etkilendim. YÜCE ALLAH hem YASİN BÖRÜ kardeşimizden hemde tüm şehit ve gazilerimizden razı olsun.

YASİN kardeşimizin şehadetinden sonra Fikri kardeşimizin yeni doğan evlatları olmuş. Kendisinden şöyle bir izin istedim. YASİN kardeşimin adıyla yeni doğan ufak kardeşlerine bir adet ev alıp hediye etmek istiyorum. Bu sayede YASİN kardeşimin ruhunun daha mutlu olacağını hissediyorum" dedi. 

NE OLMUŞTU

Yasin Börü, Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve Hasan Gökoğuz’un öldürüldüğü evin sahibi L.O., olay sırasında defalarca polisi aradıklarını, ancak kimsenin gelmediğini söyleyerek, “Devlet o gün neredeydi” diye sordu.

L.O., bugüne kadar ileri sürüldüğünün aksine evlerine sığınan Hüda-Par’lıların elinde kurban eti falan değil, bıçak, pala ve sopa bulunduğunu belirterek, yaralı kurtulan bir Hüda-Par’lıyı da yalan beyanda bulunmakla suçladı.

b76562fe-9fa6-497c-950b-af483dddb459.jpeg

L.O., DHA’dan Ferit Aslan’a konuştu. Fotoğraf: DHA

 

Börü, Güneş, Dakak ve Gökoğuz’un  Kobani eylemleri sırasında sığındıkları bir evde öldürülüp balkondan atılmıştı.

Olay nedeniyle kayınpederi ve kocası yaklaşık dört aydır tutuklu bulunan L.O., ilk kez DHA’ya konuştu; can güvenliği gerekçesiyle yüzünü göstermek istemedi.

‘Birinde bıçak, birinde pala, birinde sopa vardı’

O gün dört beş kişinin kapıya gelerek, “Allah rızası için bize yardım et” dediğini ve kendisinden polisi aramasını istediğini söyleyen L.O. şunları anlattı:

“Ben hemen ilk başta polisi aradım. Dedim ki ‘Çabuk gelin binanın kapısını kıracaklar. Yetişin, bunların kurtarın.’ Polis memuru, ‘Tamam geliyoruz’ dedi.

Onların ellerinde kurban eti falan da yoktu. Bir tanesinin elinde bıçağı vardı. Bir tanesinin elinde pala vardı. Hatta bir tanesi de yaralıydı. Sol kolunda kan vardı. Riyad’ın elinde de sopası vardı. Ben Riyad’ın elindekini net hatırlıyorum. Öbürlerini tam hatırlamıyorum.

 

Ben yine polisi aradım. ‘Neredesiniz? Hadi çabuk aşağıdaki dış kapıyı kıracaklar’ dedim. Yine gelmediler. Ondan sonra defalarca aramaya çalıştım düşmedi. 

Onlar arkadaşlarını, akrabalarını aramaya başladılar. Bir eve sığındıklarını ve çubuk gelmelerini isteyerek, kapıyı da dışarıdakilerin kıracağını söylediler.

Sonra aşağıdaki dış kapı kırıldı. Binaya hücum ettiler. Sayısız ayak sesi vardı. Sekiz katlı binadır. Tek tek aradılar. En sonda baktılar ki hiç kimse açmıyor kapılarını. Kapıları kırıp içeri girmeye başladılar.”

‘IŞİD’ciler sizin binaya girrmiş’

Ev sahibi kadın L.O., o sırada eşinin eve geldiğini, göstericilerin eşine, “IŞİD’ciler sizin binaya girmiş, sizin çocuklarınızı, karınızı kesecekler” diyerek merdivenleri koşa koşa çıktığını söyleyip şöyle devam etti:

“Eşimin eve gelmesiyle (evdekiler) onun etrafını sardı. Kapıyı kapatıp anahtarı eşimin elinden aldılar. ‘Bize biraz zaman verin, polis gelsin bizi buradan alsın, bunlar bizi alırsa bizi öldürecekler’ dediler. Öldürüleceklerini kesin olarak biliyorlardı. Biz de ‘Tamam size yardımcı olacağız’ dedik. Epey bi uğraştık. Onlar kendi tarafını arıyordu. Eşim kendi akrabalarını falan arıyordu. ‘Tanıdık polis varsa gönderin buraya’ diyordu. Eşim kimi araydıysa ‘Polisi arayın’ dediler. 

Bina içindekiler eşimin içeri girdiğini gördüler. Kapıyı açmadığımız için daha çok baskı yaptılar bizim kapıya. Biz kapıyı hiçbir şekilde açmadık Yan yana duruyorduk. Eşim bana ‘Çocukları al’ dedi. Onlara da ‘Herkes saklansın’ dedi. 

Biz de eşimle birlikte yatak odasına girdik. İki tane çocuğumu karyolanın altına sakladık. Ben yatağın sağ tarafına, eşimde sol tarafına uzandı. Çocukları himaye etmek için. Biz odaya girer girmez silahlar sıkıldı. Ben yine polisi aradım, hatta ağlıyordum. Dedim ki ‘Nerdesiniz artık çabuk gelin neden bir şey yapmıyorsunuz. Bakın benim iki tane çocuğum var öleceğiz biz.’ Silah sıkılıyordu, bunu da belirttim polise. ‘Tamam adresi ver’ dedi. Ben de verdim. Konuşmam iki defa oldu polislerle. O sırada kavga, silah sesleri geldi. Tam anlamadık.” 

‘Tekbir getiriyorlardı’

L.O., saldırganların eve girişlerini yatak odasında saklandıkları için görmediklerini, ancak o sırada çocuk odasında saklanan Güneş ve arkadaşlarının tekbir getirdiğini ifade ederek sonrasını şöyle anlattı:

“O tarafa gittiler. Beş ya da 10 dakika ya sürdü ya sürmedi, bir sessizlik hakim oldu. Biz hiçbir şey görmedik. Saklanmıştık. Biz hiçbir şeye şahit olmadık. O vahşi anlara. Eşim sonra etajeri biraz çekip kapıyı açtı. Kapıyı açmasıyla dışarıdaki grup eşime saldırdı. O an ben kendimi eşimin önüne atı, eşim olduğunu ve bırakmalarını istedim. Ondan sonra bıraktılar. Bize kızıp bağırıp çağırdılar. 

Saldıranlar altı kişi vardı ve yüzleri kapalıydı. Ellerinde tam olarak ne olduğunu görmedim ama birinin elinde balta vardı. Çok iyi hatırlıyorum. Hatta içeri girerek elini duvara vurmuştu. Kanlı olduğu için ben anladım onlara bir zarar vermişler diye. Sonra odayı aradılar. Karyolanın altına baktılar. Ben de o esnada bağırdım, dedim, ‘Onlar benim çocuklarımdır.’

Her yer kandı. Anlatılmaz bir şekilde. Denizde köpek balığı saldırır ya kan olur aynen o şekildi. Ceset yoktu. Ben yaralamışlar götürmüşler sandım. Herkes ‘Binayı boşaltın binaya saldırabilirler’ dedi. 

Aşağı inmemizle baktım ki cesetler yerde, üç tane ceset. Riyad’ın cesedi aşağıdaydı. Hasan ve Hüseyin’in aşağıdaydı. Olayda yaralı kurtulan Yusuf Er’i görmedik.”

‘Böyle bir devlette yaşıyoruz’

Olaydan bir gün sonra eşi ve olay günü Hatay Ezin’de olan kayınpederinin polise gittiğini söyleyen L.O., şöyle konuştu:

“Bana ‘Şimdi sen gelme’ dediler. Psikolojik olarak çok çökmüştüm. Hastaneye gitmek istedim. Ama yollar kapalı olduğu için beni götüremediler. Onlara ‘Gidin, olay yeri inceleme gelecek o zaman ifadenizi alacağız’ demişler. 

Aradan üç dört gün geçti, olay yeri inceleme geldi. İfadelerimizi verdik biz. Dediler ‘Sizlik bir şey yoktur, siz elinizden geleni yapmışsınız.’ Ben hatta onlara ‘Ben sizi aradım siz niye gelmediniz’ dedim. Biri dönüp ‘Benim çocuklarım o akşam bakıcının evinde yatmış’ dedi. Ben şok oldum benim çocuklarım o kurşunların arasında yatarken onun çocukları bakıcının yanında kalmış. Böyle bir devlette yaşıyoruz.”

‘Börü’yü hatırlamıyorum’

L.O., evine sığınanlar arasında Yasin Börü’nün olup olmadığından ise emin olmadığını söyledi: “Yasin Börü’nün orada olup olmadığını tam kestiremiyorum. Çünkü, öbürlerinin simalarını net hatırlıyorum ama Yasin Börü’yü hatırlayamıyorum. Benim evimde olup olmadığını kestiremiyorum.”

‘Hüda-Par’a gidip yüzleşmek istedim, yüzleştirmediler’

L.O., kayın pederinin olay günü Hatay Ezin’de olduğunu, ama buna rağmen tutuklandığını belirterek, şunları söyledi:
“Hüda-Par’a da gittim, orada da dile getirdim. Hatta Yusuf’la (yaralı kurtulan Hüda-Par’lı) beni yüzleştirmelerini istedim. Çünkü, Yusuf’un bazı yalan beyanları var. Ama o benimle yüzleşmek istemiyor. Yüzleşmemesinin tek sebebi yalanlar var ortada. O yalanların açığa çıkmasını istemiyor.”

‘Gerçek katiller polisler’

L.O., mağdurken devletin kendilerini suçlu yaptığını belirterek, “Madem devlet bizi suçluyorsa o zaman polis memurlarını da suçlasın. Onları da gözaltına alsın. Ben onları aradım. Gerçek katiller onlardır. Polis niye gelmedi, onları kurtarmadı? Bizden şikayetçi olacaklarına o polislerden şikayetçi olsunlar. Dışarıda bir olay olsa 200 polis toplanır o olaya. O gün bir tanesi gelseydi yeterdi. Bir gaz bombası atsaydı onları kurtaracaktı. Bu insanlık değil miydi? Hani devlet bizim can güvenliğimizi sağlıyordu? Devlet o gün neredeydi?”

 

GENEL