Şenyaşar ailesinin oturma eylemine 200 avukat katılıyor

Şenyaşar ailesinin oturma eylemine 200 avukat katılıyor

Bu toprakların üstünde bulamadığım adaleti altında aradım, tırnaklarımla kazıdım lakin anladım ki bu ülkenin bizim gibi mazlumlar için adaleti yok."

Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar'ın Şanlıurfa Adliyesi önündeki oturma eylemi 200. gününe girdi.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), yazılı bir basın açıklaması yaparak ailenin adalet arayışına destek olmak için 200 avukatın cübbeleriyle Cuma günü Şenyaşar ailesinin yanında olacağını duyurdu.

BBC Türkçe'ye konuşan Ferit Şenyaşar "Bizimki sadece bir oturma eylemi değil bir adalet mücadelesidir" diyerek adalet sağlanıncaya kadar bu eylemden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Anne Emine Şenyaşar da şehir şehir adaleti aradığını söyleyerek şunları ifade etti.

"Bize yapılan zulmün cezasını verecek adaletin peşine düştüm, şehir şehir dolaştım, Ankara'ya kadar gittim, orda da bulamadım. Bu toprakların üstünde bulamadığım adaleti altında aradım, tırnaklarımla kazıdım lakin anladım ki bu ülkenin bizim gibi mazlumlar için adaleti yok."

Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit, 9 Mart tarihinde, Şanlıurfa Başsavcısı'yla görüşmek istedi ancak Başsavcı görüşme taleplerini kabul etmedi. Bunun üzerine anne oğul, Adliye binası önünde oturma eylemine başladı.

Aile, baba Esvet Şenyaşar ve oğlu Adil'in hastanede öldürülmesiyle ilgili üç yıldır devam eden ve gizlilik kararı konulan soruşturmanın davaya dönüşmesi, suçluların cezalandırılması için başsavcıyla görüşmek istemişti.

Dört kişinin öldürüldüğü olaylar nasıl gelişti?

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın seçim çalışması sırasında, Şenyaşar ailesinin işlettiği dükkana girmesi ve başlayan tartışmanın silahlı kavgaya dönüşmesinin ardından meydana gelen olaylarda milletvekilinin korumalığını yapan kardeşi Mehmet Şah Yıldız ve hastaneye sevk edilen Esvet Şenyaşar ile iki oğlu, Celal ve Adil Şenyaşar hayatını kaybetmiş; sekiz kişi de yaralanmıştı.

Hukuki süreç nasıl işledi?

Başlatılan soruşturmanın ardından, çatışmada yaralanan Fadıl Şenyaşar hastanedeki tedavisinin ardından tutuklanmış; AKP'li vekilin kardeşi Enver Yıldız da 15 ay firari kaldıktan sonra, 18 Eylül 2019 tarihinde teslim olmuştu.

Olay günü ağır yaralanan Fadıl Şenyaşar, milletvekilin kardeşi Mehmet Şah Yıldız'ı öldürmekten ve sekiz kişiyi öldürmeye teşebbüsten müebbet hapis cezası aldı.

Aynı davada karşı aileden tutuklu olarak yargılanan Enver Yıldız ise 'ağır tahrik altında' öldürmekten ceza aldı.

Esvet Şenyaşar ile iki oğlu Adil ve Cemal Şenyaşar'ın öldürülmesiyle sonuçlanan saldırıyla ilgili farklı bir soruşturma başlatıldı. Gizlilik kararı konulan soruşturma üç yıldır devam ediyor. Bu süre zarfında soruşturma dosyasına bakan sekiz savcı, üç başsavcı değişti.

Şenyaşarların adalet mücadelesi de, davaya bağlanmayan bu soruşturma nedeniyle gelişti.

200 günde neler yaşandı?

Altı buçuk aydır Şanlıurfa Adliyesi önünde devam ettikleri oturma eylemleri nedeniyle anne ve oğul Şenyaşarlar beş defa gözaltına alındı.

Gözaltına karşı koyan Ferit Şenyaşar hastanelik olma derecesinde darp edildi.

Oturma eylemlerinde açtıkları 'Adalet' pankartını kaldırmadıkları için para cezası aldılar.

Ferit Şenyaşar "Asıl skandal bir ay önce yaşandı. Güvenlik şube müdürü, savcının haberi olmadan, onun adını kullanarak bizi gözaltına aldı. Şikayetçi olduk, görevden alındığını duyduk lakin bunun izahı olamaz" dedi.

Yaşadıkları bununla da sınırlı kalmadı, Emine Şenyaşar hakkında dava açıldı.

Şanlıurfa Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın şikayeti üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu görevlisine hakaret ettiği iddiasıyla Emine Şenyaşar hakkında dava açtı.

12 Kasım'da başlayacak davada savcılık dört yıl hapis cezası istiyor.

Hazırlanan iddianamenin skandal olduğunu söyleyen Ferit Şenyaşar, şunları aktardı:

"Annemin okuma yazması yok, sosyal medya hesabı yok lakin sosyal medya hesabından hakaret ettiği iddia edilerek hakkında dava açılmış."

BBC Celal Şenyaşar

'Yaşayan bir ölü gibiyim'

Emine Şenyaşar ise yaşananların 'zulüm' olduğunu söyleyerek davayla ilgili şunları söyledi:

"Eşimi, çocuklarımı vahşice katledenler hakkında kılını kıpırdatmayanların gücü bize yetiyor, hakkımda dava açmışlar. Ailemi öldürerek dağıttıkları günden beri ben zaten yaşayan bir ölü gibiyim, istiyorlarsa tutuklasınlar, ne diyeyim, bu da onların adaleti."

Anne - oğul, adalet eylemi için her sabah Suruç'taki evlerinden Şanlıurfa'ya gidiyor, akşam hava kararınca da geri dönüyorlar. Annesinin sağlığının giderek kötüleşmeye başladığını aktaran Ferit, şunları anlatıyor:

"Psikolojik tedavi görüyor, sürekli ağlamaktan dolayı bir gözünde yüzde yetmiş görme kaybı var, kalbinde ve dizlerinde problem var. Yaz, kış orda oturmaktan, sesini duyuramamaktan dolayı rahatsızlıkları artmaya devam ediyor."

'Hastanede bir insanlık suçu işlendi, katiller elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıyor'

Babası, abisi ve kardeşinin öldürülmesi, bir diğer kardeşinin müebbet hapis cezası almasıyla tüm hayatlarının altüst olduğunu ifade eden Ferit Şenyaşar, çocuklarının da yaşananlardan çok kötü etkilendiğini söyledi:

"Altı aydır adliye önündeki mücadele ediyoruz, çocuklarım da çok etkileniyor, evimizin çevresinde hep sivil polis araçları oluyor, üç yaşındaki çocuğum bile artık onları tanıyor, görünce 'baba polisler gelmiş' diyor. Sabah çocuklar uykudayken çıkıyoruz, geldiğimizde uyumuş oluyorlar, en küçüğüne kadar hepimizi mağdur olmaya devam ediyoruz."

Hastane saldırısında 100 kişinin yer aldığını, babasını ve kardeşini öldürenlerin de 20 kişi olduğunu savunan Ferit, annesinin bu kişileri tespit ettiğini; buna rağmen suçlular hakkında herhangi bir adım atılmadığını söyledi.

"Hastanede bir insanlık suçu işlendi, katiller ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor lakin adalet bakanlığı buna sessiz kalıyor. Bakana ve başsavcıya yaşadığımız trajediyi, insani boyutlarını anlatmak istedik, yaptığımız tüm görüşme talepleri ise hep reddedildi."

Bugün 200 avukatla birlikte başsavcıyla görüşmek için ısrar edeceklerini belirten Ferit, şöyle devam etti:

Başsavcıya 'ya şu davayı ya açın, ya da o koltuğu işgal etmeyin, bırakın herkes için' diyeceğim."

GENEL