Boğaziçi Üniversitesi'nde 4 yıl önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın atadığı kayyum rektör Prof. Dr. Melih Bulu'ya karşı başlayan protestolar sürüyor. Akademisyenler, öğrenciler ve mezunlar, üniversite önünde toplandı ve öğretim üyeleri, rektörlüğe sırtlarını dönerek 990 gündür devam ettikleri nöbetlerine devam etti. Öğretim üyesi Can Candan, "Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz" diyerek kararlı bir duruş sergiledi.
HUKUKSUZLUĞA KARŞI SESLERİ YÜKSELİYOR
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Anayasa Mahkemesi'nin, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılan rektör atamalarının hukuka aykırı olduğuna dair verdiği kararın ardından, gayrimeşru rektörlerin ve idarecilerin istifa etmesini talep etti. Can Candan, "Bu kararın ertesi günü biz de hukukun üstünlüğü, demokratik teamüller ve akademik ahlak kurallarının gereği olarak bu gayrimeşru yönetimlere karşı sesimizi yükselttik" ifadelerini kullandı.
Akademisyenler, üniversitelerin dışarıdan müdahaleyle yönetilmemesi gerektiğini vurgulayarak, üniversitelerin şeffaf, katılımcı ve özgür kurumlar olarak yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, kampüslerin polis ve özel güvenlik güçleriyle doldurulmasına, öğrencilere, mezunlara giriş yasağı getirilmesine ve öğrenci kulüplerine baskılar yapılmasına karşı olduklarını belirttiler.
MEZUNLAR DA DİRENİŞE DESTEK VERİYOR
Boğaziçi Üniversitesi mezunlarından gazeteci Sedef Kabaş da, üniversitenin gayrimeşru yönetimine karşı verilen mücadelenin önemine değindi. Kabaş, "Seçilmiş yöneticiler görevden alındı, yandaş kadrolar yerleştirildi, fakülteler keyfi şekilde açıldı veya kapatıldı. Kampüs yaşamı baltalanarak mezunlar derneğine el konuldu. Tüm bunlara karşı direnişimizden vazgeçmedik" dedi.
Kabaş, hukuksuzluk ve keyfi uygulamaların yalnızca Boğaziçi Üniversitesi’nde değil, tüm Türkiye’deki kurumlarda ve toplumda yol açtığı yönetim krizine dikkat çekti. "Bu gayrimeşru yönetimle mücadelemiz, halkın adalet ve özgürlük talepleriyle birleşiyor" ifadelerini kullandı.
SONUÇTA BİR HAK ARAYIŞI
Boğaziçi Üniversitesi’nde süren protestolar, yalnızca üniversite içindeki bir sorun olmanın ötesinde, Türkiye'deki tüm üniversitelerin özgürlükçü, demokratik ve katılımcı bir yapıya kavuşturulması için bir mücadele haline geldi. Öğrenciler, akademisyenler ve mezunlar, bu direnişin Türkiye’deki akademik özgürlüğü ve demokratik değerleri savunmanın simgesi olduğunu belirtiyorlar.