Destek Yayınları'ndan 'Ve Sonra Yol Bitti' açıklaması

Destek Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun tarafından yapılan açıklama şöyle:“Cehalet sadece bilmemek değildir. Bazen bilerek çarpıtmakla da olur. Bu durumu ülkemizde sıkça deneyimleriz. Özellikle siyasetçiler...

Destek Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ertürk Akşun tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Cehalet sadece bilmemek değildir. Bazen bilerek çarpıtmakla da olur. Bu durumu ülkemizde sıkça deneyimleriz. Özellikle siyasetçiler ve magazinciler bilerek çarpıtma işini bolca yapıyorlar ki bu kolaycılık, cehaleti daha da büyütüyor."

Hüseyin Cengiz’in yazdığı “Ve Sonra Yol Bitti'' romanına karşı yapılan saldırılar da birilerinin bilerek ve isteyerek başlattığını düşündüğüm bir linç kampanyasına dönüşmüş durumda. Nedenini ve niçinini araştırmak benim görevim değil elbette.

Sosyal medyadan yapılan saldırılar, telefondan yapılan hakaretler diz boyu.

Peki ama neden?

Hüseyin Cengiz, romanın bir yerinde Doğulu birinin köpekle girdiği ilişkiyi reel olarak anlatıyor. “Edebiyatçı'' bir şeylerinin üstünü örterek değil, var olanı olduğu gibi yazarak ortaya koyar. Görevlerinden biri de budur. Linç kampanyasını başlatan arkadaşlar büyük ihtimalle ne bu kitabı okumuşlar ne de başka bir edebiyat eserini...

2011 yılında Can Yayınları tarafından basılan, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz önemli edebiyatçılarımızdan Yiğit Okur’un “Yazamadığım Romanın Öyküsü'' adlı kitabında, Cenevre’de bir Türk işçisinin eşeğe tecavüzü anlatılmıştır. Linç girişimcileri sanırım bu romanı hiç duymamışlar.

Bir toplumun gerçeklerini yazmak ya da yansıtmak suç mudur? Bence gerçeğin üstünü örtmek suçtur. Yıllarca kadın istismarının, çocuk tacizinin üstünü örten bu toplumun eline hiçbir şey geçmemiştir. Cahil toplumların yapısı maalesef budur. Daha çok linç kültürü üzerinden varlığını sürdürür cahil toplumlar. İçeriğini onaylamayacağınız bir olguyu dahi linç etmeye çalışmak yanlıştır. Barbaros Şansal’a yapılan linç ile Hüseyin Cengiz’e yapılan linç arasında hiçbir fark yoktur. Bu toplum, “Kestaneci Dostum'' adlı öyküsünde, askere kestane tezgâhını tekmeletti diye, halkı Türklükten ve askerlikten soğutuyor gerekçesiyle Sait Faik Abasıyanık’a dava açmış bir toplumdur. Kemal Tahir’e de aynen Hüseyin Cengiz’e yaptıkları gibi “Köyün Kamburu'' ve “Surname'' kitapları yüzünden linç kampanyası başlatmışlardı. Bu linç kampanyası Kemal Tahir’i küçültmemiş büyütmüştür. Nabokov’un “Lolita''sı kim ne derse desin yüzyılın en önemli romanlarından biridir ve onu nereye yerleştireceğiz? Kosinski’nin yazdıklarını, Henry Miller’ı, Bukowski’yi... Peki Hannibal’da Anthony Hopkins, Ray Liotta’nın beynini canlı canlı yerken yamyamlığa mı özendiriliyorduk? Hangimiz, “Ama bir bebeğin beynini yeseydi acaba yönetmen bu sahneyi çeker miydi?'' dedik? Beğenmediğimiz veya karşı olduğumuz her şeyi –ki linç edenlerin hiçbiri kitabı okumamış durumdadırlar ve kitabın bütününde hiçbir sorun yoktur– linç etmeye kalkışırsak elimize hiçbir şey geçmeyecektir. Mahallede kısa etekle gezen bir kadının halkımızın örf ve âdetlerine aykırı diye linç edilmesini ve tacize uğramasını da onaylamış olacağız. Bu tür linç girişimleri edebiyatımızın kara lekeleridir. Fakat gelin görün ki “edebiyatçı'' bunlara da direnmek zorundadır.

Biz yayınevi olarak hâkim rolünü oynamıyoruz, yazar ve okuyucu arasındaki köprüyü oluşturuyoruz. Bizim biricik görevimiz budur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.