Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, ergenlik döneminin fiziksel ve duygusal değişikliklerin bir arada yaşandığı kritik bir evre olduğunu vurgulayarak, bu dönemdeki bireylerin anlaşılmaya en çok ihtiyaç duyan grup olduğunu ifade etti.
Ergenlik dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelen, büyüklerin ergenleri yavaş yavaş yetişkinler dünyasına kabul etmeleri gerektiğini belirtti. Çelen, ebeveynlerin sağlıklı ve güvenilir bir ilişki kuramadığı durumlarda, gençlerin dışarıdaki çeşitli kült ve gruplara sürüklenebileceği uyarısında bulundu.
Ergenlik döneminde duygu kontrolünün sınırlı olduğunu vurgulayan Çelen, bu sürecin öncesinde duygu kontrolünün öğrenilmediği durumlarda öfke duygularının yoğun yaşandığını ifade etti. Beyin ve merkezi sinir sistemindeki yeniden örgütlenmenin zorlayıcı olduğunu söyleyen Çelen, bu süreçteki değişikliklerin zaman içinde oturmasıyla bireyin daha bilinçli hale geldiğini belirtti.
Prof. Dr. Çelen, her yeni neslin bir önceki nesil tarafından eleştirildiğini dile getirerek, toplum yapısının ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte farklılaşan giyim tarzları, müzik zevkleri ve jargonun eleştirilere neden olduğunu söyledi.
Ergenlik dönemine kadar duygu kontrolünün öğrenilmesinin önemine vurgu yapan Çelen, özellikle okul başarısızlığının gençleri etkilediğini ve duygu kontrolünün sınırlı olduğu durumlarda öfkenin yoğun yaşandığını belirtti. İletişimde geri bildirim almanın önemine dikkat çeken Çelen, gerçek anlamda iletişim kurmanın, karşılıklı diyalog ve geri bildirim alışverişi gerektirdiğini ifade etti.
"ERGENLERİN EN ÖNEMLİ İHTİYACI ANLAŞILMAK"
"Ergenlerin en önemli sorunlarının yalnızlık duygusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelen, 'İnsanların en doğal ihtiyacı birine kendini anlatabilmek ve önemsendiğini fark etmek. Ergenlik döneminin bir sorunu daha var: Ergenler kendilerini ifade edemiyorlar. Yetişkinlerle bir iletişim ve diyalog kuramadıkları için yalnızlık dediğimiz bir duygusal sorun yaşıyorlar. Yalnızlık duygusu evde yalnız olmak değil. Yalnız, anlatamıyor çünkü dinlemiyorlar. Bu bir ergenlik döneminde bir de yaşlılık döneminde görülüyor" dedi.
"YETİŞKİNLER DÜNYASINA KABUL EDİLMELİLER"
"Ergenlik döneminde bireyin fiziksel ve duygusal birçok değişiklikle baş etmeye çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Çelen, 'Yetişkin olmak istiyorlar ama yetişkinler onlara müsaade etmiyor. Hep çocuk gibi davranıyor. Sesi kalınlaşmış bir delikanlı istiyor ki onun da sözü dinlensin. Ona karışma deniyor, ergen birey 'Çocuk muyum yetişkin miyim' diye düşünüyor. Ergeni iki arada derede kalmış bir yaş grubu olarak düşünebilirsiniz. Büyüklerin onları yavaş yavaş yetişkinler dünyasına kabul etmesi gerekiyor. Ebeveynler onlarla sağlıklı ve güvenilir bir ilişki kurmamışsa ve kurmamaya devam ediyorsa dışarda birtakım kültler, gruplar var. Çocukları çok daha farklı alanlara sürükleyebiliyorlar. Çocuklar dışardaki tehlikelere daha açık hale geliyor" diye konuştu.