Günay Güner | Ah İstanbul

İstanbul seçimleri demek doğru olmadığı gibi seçimi demek de o denli zor. Seçimleri diyemiyoruz, zarfta dört konu olmasına karşın teke indirildi. Seçim diyemiyoruz, bin tanık gerek. (Bin de yeter mi bilmem.)Bir başka yazımızda...

İstanbul seçimleri demek doğru olmadığı gibi seçimi demek de o denli zor. Seçimleri diyemiyoruz, zarfta dört konu olmasına karşın teke indirildi. Seçim diyemiyoruz, bin tanık gerek. (Bin de yeter mi bilmem.)

Bir başka yazımızda da belirttiğimiz gibi, İstanbul halkının başına gelen bela(lar) büyük ölçüde, topu topu 13 bin küsur oy farkı oluşturulabilmesinden kaynaklanıyor. Kendi başına kendi açtı demektir bu. Hırsızın hiç mi suçu yok demiş ya Nasrettin Hoca, kuşkusuz doğrudur ya tuzun koktuğu gerçeğinin açtığı yaraları da sağaltmıyor.

AKP, Mussolini yöntemlerini, Goebbels yöntemlerini kullanıyor. Ünlü siyasi Gürsel Tekin’in bir gazeteciye söyledikleri doğruysa, böylesi bıçak sırtı durumda, iptal gerekçesi olarak kullanmak üzere, bir bölük seçmenine gerçek oy pusulası dağıtarak o pusulaların da mühürlenip zarfa konması sağlanmış. Ardından ne mi oluyor? Seçim akşamı ilk sayım sırasında görülüp iptal edildi mi edildi. Zarfla bağı koparıldı mı koparıldı. Haftalar sonra iptal için sayılırken a, bir de bakılıyor ki şu kadar AKP mühürlü pusula sayılmamış; eklenecek, ekle! Nasıl ama?.. Şeytanın usuna gelir mi? Gelmez. Biz Gürsel Tekin’in ve aktardığı gazetecinin yalancısıyız…

Tek yöntemle bu organize işler başarılır mı? Bir biçimde YSK (yeseka değil yeseke) yargıçlarını kafaya alacaksın. (Anımsayınız, hani yıllar önce “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak” savıyla bir partiye karşı dava açıldıydı da yine yıllar sonra, FETÖ’ce, oylamada bulunan ve ret kararı sayılabilecek karara imza atan o yargıçlara neler yapıldığı ortaya çıktıydı… Şantaj, tehdit?!.. Ha o dediğinize yakın işte. Her şeyi de bana söyletmeyin değerli karilerim. Bu fetö hakkını helal etmiş midir bu beyazlara?

Beyazlar demişken, Amerika’nın siyahlarına ve Kızılderililerine (ki Amerika’nın ev sahipleri olmaktalar) beyaz ve soluk benizli olarak neler yaptıkları bilinmekte. Ne ki bize hep siyahlar cani ve “vesayet”çi, Kızılderililer ise zındık ve kafa derisi yüzücü diye yutturuldu. İstanbul’da ki 13 bin küsur sözde fark bu yüzden olmasın?

CHP (cehape değil) ertesi gün sabah namazından sonra toplaşarak karar verdi ki biz yine güreşir, yine kazanırız! Ekrem Abinin ceket çıkarışı ve gömlek kollarını çemirleyişi (kıvırmak demektir) anlamlıydı; güç verdi. Ne ki bir kısım bozguncu cehepeli ise düşünmeden edememişler, ya organize ve yeraltı işleri baskın çıkarsa, n’etcez? Dedim ya en olmadık zamanda zırt diye çıkıverirler bunlar, kulak asmayın.)

Valla günümüz insanı bir oturuşta iki ekmek yiyor ama bir sayfayı geçen yazıları okumuyor diye duydum. E, bizim de amacımız elbet okunmak.

Her dalavereye, fırıldak işe karşın Ekrem İmamoğlu’nun kişiliği ve yarattığı insanca etki çok değerlidir. (Yüce Gök tamamına erdirsin; amin! Laikliği tadilat nedeniyle, bilinmeyen bir tarihe erteliyoruz. ) Öbür siyasiler ve cehepeliler örnek almalılar.

Şimdilik bitirirken mi? Sözümüz şudur: Fırıldak işlere engel olunabilirse bu iş başarılır. Engel olunamazsa, at, Üsküdar falan, yandı keten helva…

Ve bir Sezen Aksu şarkısı: “Ah İstanbul İstanbul olalı / Hiç görmedi böyle keder…”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.