Bu öğretmenlerin çığlığı neden önemsenmiyor?

Hasan Güneş

Emekli olmadan ve yıllar önce görsel alanlarda görev yapan öğretim elemanlarıyla birlikte çalışma imkânım olmuştu. Tabii ki bu arkadaşların olay ve olgulara bakışlarıyla diğer öğretim elemanlarından farklı ve daha çağdaş, görüş ufukları daha genişti.

Sanatlarıyla uğraştıkları gibi sürekli okuyorlardı. Öyle ki bilim dünyasında üstüne fırtınalar koparılan postmodernizm terimini ilk onlardan duymuştum. Bu fark ediş diğer öğretim elamanları için de geçerliydi.

Ancak, görsel sanatlar alanı ile ilgili mezun öğretmen adaylarını  hak etmediği yerde görüyoruz. Oysa görsel sanatlar ve müzik öğretmenliğinde mezun öğrencilerin diğer öğrencilere göre farklı rollere sahiptir. Bu öğrenciler açtıkları sergi ve verdikleri konserlerle üniversitede yaşayan bireylerin yaşama sevincini artırmak gibi bir rol üstlenmektedirler.

Beden eğitimi ve spor bölümü öğretmen adayları öğrencilik yılarında etkinlikleriyle üniversiteleri temsil etmektedirler. Başka bir ifadeyle bulundukları üniversiteyi müsabakalar aracılığıyla  tanıtma işlevini bu öğrencilerin üstlendiğini görmekteyiz.

Tabii ki bu üç bölüm öğrencilerinin okul masrafları diğer öğrencilerden farklılık gösteriyor.

Ancak, anılan bu öğretmen adaylarının hak etmediği yerde olduğunu görüyoruz. Çünkü öğretmenliğe atanma oranları oldukça düşüktür.  

Okullarda bu alan mezunu öğretmenlerin açığı bilinen bir gerçektir. Öyle ki  görsel sanatlar, müzik ve beden eğitimi ve spor bölümü derslerinde matematik vb.derslerinin okutulduğunu biliyoruz.

Böyle bir yaklaşımla ilköğretim, ortaöğretim öğrencilerinin bilişsel, sosyal, duyuşsal ve devinişsel alanlarında bir gelişme görülebilir mi? Yazık oluyor hem bu öğrencilerimize hem de anılan alanlardaki öğretmen adaylarına.