OHAL KHK’ları ve seçilme hakkı

Ömer Faruk Eminağaoğlu

Belediye başkanlığı, il genel meclisi, belediye meclisi üyeliklerini kazanan bazı kişilere, olağanüstü hal KHK’larıyla kamu görevinden çıkarılmış oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmiyor.

YSK’nın bilerek veya bilmeyerek, kamu hizmetinden çıkarılma ile kamu hizmetinden yasaklanma konu ve kavramlarını karıştırması bu durumu yaratmıştır.

Bu durum, mevcut YSK’nın ne derece seçim güvenliğini doğruluk ve dürüstlük içinde yönetebildiği sorularına haklı olarak neden olmuştur.

Seçilme yeterliliği

Yerel yönetimlere ilişkin yasada, belediye başkanlığı, il genel meclisi üyeliği ve belediye meclisi üyelikleri ile ilgili adaylık koşulları, adaylık yöntemi ve adaylığın kesinleşme yöntemi açık açık gösteriliyor.

Bu düzenlemelere göre; askerlikle ilişiği olmamak, en az ilkokulu bitirmek, kısıtlı olmamak, kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak, bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahküm olmamak, affa uğramış olsalar bile (bu düzenlemede) belirtilen suçlardan ceza almamak koşulu ile, “18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı, anılan görevler için seçilme yeterliliğine sahip” bulunuyor.

Adaylıklar konusunda başvuru yolları ve başvuru nedenleri

Seçilme yeterliliği yönünden ilgili seçim kurullarınca, itirazlar da gözetilerek yapılan inceleme sonunda kesin aday listeleri ilan ediliyor.

Adaylıkların kesinleşmesi sonrasında, artık adaylarla ilgili itiraz söz konusu olamıyor.

Kesinleşen adaylarla ilgili olarak ise, seçim tutanağı (yani mazbata) düzenlenmesinden sonraki yedi gün içinde olağanüstü itiraz başvurusu yapılabiliyor.

Adaylığın kesinleşmesi sonrasında, yine gerek seçim gününe kadar, gerekse seçimden sonra adaylarla ilgili tam kanunsuzluk başvurusu da yapılabiliyor.

Olağanüstü itirazdan farklı olarak tam kanunsuzluk başvurusu bir süreye bağlı bulunmuyor.

Seçim Yasası’nın, gerek olağanüstü itirazla ilgili 130/3, gerekse tam kanunsuzlukla ilgili 130/5 inci maddesi uyarınca ise, 1982 Anayasası hükümleri de gözetilince, “adaylığın kesinleşmesinden sonra”, olağanüstü itiraz veya tam kanunsuzluk nedeni olarak sadece ve sadece adayın, “Türk vatandaşı olmadığına, yaşının 18 yaşından küçük olduğuna, ilkokul mezunu olmadığına, seçilme yeterliliğini kaybettiren bir mahkümiyetinin bulunduğuna” ilişkin nedenler ileri sürülebiliyor. Adaylığın kesinleşmesinden sonra, bu dört konu dışında kalan hiçbir iddia, hiçbir biçimde hiçbir başvuru yolu kullanılarak ileri sürülemiyor ve bu yoldaki başvurular reddediliyor.

Özetle sadece bu dört nedenden en az birine bağlı olarak, seçimi kazanan aday aleyhine, seçim sonrasında mazbata verildiğinden itibaren yedi gün içinde olağanüstü itiraz başvurusu yapılabiliyor. Yine sadece bu dört nedenden en az birine bağlı olarak, adaylığın kesinleşmesinden sonra, seçim öncesinde veya sonrasında bir süreye bağlı olmaksızın adaylar hakkında tam kanunsuzluk başvurusu yapılabiliyor. Adaylığın kesinleşmesi sonrası bu konuda, bunlardan başka bir başvuru yolu da bulunmuyor.

Muhtar ve ihtiyar meclisi üyelikleri

Muhtar ve ihtiyar meclisi üyelikleri için, yasada adaylık yöntemi öngörülmediğinden, bu kişilerle ilgili adaylığın kesinleşmesi gibi bir durum söz konusu olmuyor.

Yasada belirtilen seçilme yeterliliğini taşıyanlar, muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi seçilebiliyor.

Bu kişilerle ilgili olarak seçilme yeterliliği konusunda, o mahalle veya köyde en az altı ay oturmuş olmak yanında, yukarıda belediye başkanları ile ilgili olarak belirtilen seçilme yeterliliği koşulları aranıyor. Yalnız ez az ilkokulu bitirmiş olmak yerine okur yazar olmak koşulu yeterli görülüyor.

Olağanüstü itiraz ve tam kanunsuzluk konusu ile ilgili olarak ta belirtilen dört nedenden ilkokul mezunu olma konusu yerine, bu kişiler için okur yazar olma koşulu aranıyor.

Diğer yönlerden, belediye başkanları ile ifade edilenler bu kişiler içinde geçerli bulunuyor.

Kamu hizmetlerinden yasaklılık, OHAL KHK’ları

2005 yılında yürürlüğe giren TCY’nın 53. maddesinde kasten işlenen suçlardan verilen hapis cezasının süresine bakılmaksızın, bu cezanın infazı bitene kadar seçilme hakkından ve kamu hizmetinden yoksun bırakılma öngörülürken, yargıç olarak görevde olduğum dönemde görev yaptığım mahkeme olarak yaptığım başvuru üzerine bu madde Anayasa Mahkemesince 2015 yılında kısmen iptal edildi.

Böylece mahkeme kararına dayansa da, Anayasa’ya göre daha geniş içerikte düzenlenen ve seçilme hakkını da kapsayan kamu hizmetinden yasaklılık durumu bir ölçüde sınırlandırıldı.

Yine aynı yıllarda yargıç olduğum dönemde görev yaptığım mahkeme olarak, Adli Sicil Yasasının 13/A maddesinde düzenlenen "yasaklanmış hakların geri verilmesi" konusundaki düzenleme ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine yaptığım başvuru ise reddedildi.

Böylece yasaklanmış hakların geri verilmesi konusu, bugünkü durumunda kaldı.

Anayasa’nın 70. maddesi uyarınca her Türk vatandaşının kamu hizmetine girme hakkının olduğu, bunun için de “sadece görevin gerektirdiği niteliklerin” aranılacağı ifade ediliyor.

Hukuk sistemimizde, kamu hizmetinden yasaklanma durumu, ancak bir mahkeme kararına dayanabiliyor.

15 Temmuz sonrasında çıkarılan bazı OHAL KHK’larında, bir çok kişinin kamu hizmetinden çıkarıldığı ve bu kişilerin kamu hizmetine alınmayacağı yolunda hükümler yer alıyor.

Bu düzenlemelerin, seçilme hakkını da kapsadığı asla ileri sürülemez.

Olağanüstü hal KHK’sı, daha sonra yasalaşsa bile, bu KHK ile yapılan kamu görevinden çıkarma işlemi gerekçe gösterilip, temel bir hak olan seçilme hakkı veya kamu hizmetine girme hakkı asla ve asla kısıtlanamaz.

Kamu hizmetinden yasaklanma konusu, ancak ve ancak bir mahkeme kararına dayanabileceğinden, KHK ile yapılan böyle bir düzenleme, Anayasa uyarınca kamu hizmetinden yasaklanma şeklinde yorumlanamaz.

Aksine bir yorum Anayasa’ya aykırıdır.

Kamu hizmetinden çıkarma başka bir şey, kamu hizmetinden yasaklanma başka bir şeydir.

Kamu hizmetinden çıkarma, disiplin hukukuna tabi bir işlemdir. Bu durum, kamu görevlileri ile ilgili yasalarda kamu görevinden çıkarma disiplin cezası olarak ifade edilmektedir.

Bu disiplin cezasını alanlar, bir daha kamu hizmetine alınmamaktadır.

Kamu hizmetinden çıkarma disiplin cezası da, bir disiplin soruşturmasına dayanmak zorundadır. KHK’larla yapılan çıkarma işlemler ise soruşturmasız yapılmıştır ki bu aykırılık şu an konumuz dışıdır.

KHK’larla yapılan bu çıkarma işlemleri, bu KHK’lar daha sonra yasalaşsa da, her durumda disiplin hukukuna tabi bir işlemdir.

Kamu hizmetinden ister disiplin soruşturması yolu ile ister KHK’lar ile disiplin soruşturması yapılmadan çıkarılanların, seçilme hakları ellerinden alınamaz.

Böyle bir disiplin cezası, seçilme hakkını kapsamaz, bu hakkı ortadan kaldıramaz.

Aksi bir yorum ve uygulama açıkça Anayasa’ya aykırıdır.

Seçilmeye engel olan, disiplin hukukuna bağlı bu yaptırım değil, yasada öngörülen adli cezalardır.

Adli ceza boyutuna varmayan bu yaptırımlar, seçilme engeli oluşturamaz.

Kaldı ki, adaylığın kesinleşmesi sonrasında, Seçim Yasası’nın 130/3 ve 130/5 inci maddelerindeki dört nedene dayalı düzenleme nedeniyle böyle bir durum hakkında tartışma bile açılamaması gerekiyor.

Bu durumları görmezden gelerek YSK’nın OHAL KHK’ları nedeniyle kamu hizmetinden çıkarılmış olmayı gerekçe göstererek vermiş olduğu kararlar, Anayasa’ya aykırıdır.

YSK, kamu hizmetinden çıkarılma ile kamu hizmetinden yasaklanma konu ve kavramlarını karıştırtırmıştır.

Böyle bir düşünceye veya uygulamaya geçerlilik tanınması durumunda, tüm olası rakiplerini herhangi bir nedenle bir olağanüstü hal KHK kapsamına alacak olan bir iktidar, seçimde kendisini rakipsiz de yapabilecektir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), sadece yasama organı seçimlerini kapsamına alıp, yerel yönetim seçimlerini kapsamına almadığından bu konular İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) önüne taşınamıyor.