TABİİ Kİ YUNANİSTAN TATİLİ Ankara-Atina hattında neler oluyor? Ege’de sular ısınmışken, hangi adaya gitmeli? Yunanistan tatilinin avantajları neler?

TABİİ Kİ YUNANİSTAN TATİLİ Ankara-Atina hattında neler oluyor? Ege’de sular ısınmışken, hangi adaya gitmeli? Yunanistan tatilinin avantajları neler?

Her yaz başı yapılan tartışma yine alevlendi. Yunan adalarına gitmeyin, para Türkiye’de kalsın. Niye? Çünkü Ankara-Atina hattında tansiyon yüksek. Olsun. İmkanınız varsa Yunan adalarında tatil yapın. Aradaki farkı görün.

Mustafa AŞCIOĞLU 

10 küsur yıldır tatillerimi Yunanistan’da yapıyorum. Bazen 5 gün, bazen de 10 gün. Pek çok adaya gittim. Thassos’undan Santorini’sine, Kos’tan, Mikonos’una kadar. 
Ana karada da Atina, Selanik, Dedeağaç, Kavala hatta Halkidiki’ye kadar gezdim. Pişman mıyım? Tabii ki hayır. Yine gider miyim? Tabii ki, plan yapılmaya başlandı bile.
Peki niye “Yunan adalarına gitmeyin” davulu çalınıyor? Nedeni milliyetçi duygular ve siyaseten yükselen tansiyon. Ayrıntıda boğulmadan yazayım.
Aslında Yunan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, daha 3 ay önce İstanbul’a geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile baş başa görüştü. İki lider Vahdettin Köşkü’nde öğle yemeği yedi, 2 saat boyunca iki ülke ilişkilerini ele aldı. Bu görüşme, “yeni dönem” diye adlandırıldı. 
Erdoğan ve Miçotakis, ikili ilişkilerin iyileştirilmesi konusunda mutabık kaldı. İki ülke arasındaki 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için atılacak adımlar ele alındı. Yani Ankara ile Atina arasında, bir kez daha bahar rüzgarları esmeye başladı.
Ancak, o güzelim rüzgar gitti, kara bulutlar geldi. Zaten pamuk ipliğine bağlı olan ilişkiler koptu. Türk ve Yunan savaş uçaklarının Ege'de yeniden karşı karşıya gelmesi ve karşılıklı hava sahası ihlal suçlamaları ilişkilerde gerginliğe neden oldu.
Yunan Başbakanı bunu fırsat bildi. Washington’a gitmeden, ABD’nin Girit’e göndermek istediği 500 personel ile F-35 ve F-16’ların konuşlanmasına ilişkin anlaşma Yunan Parlamentosu’nda kabul edildi.
Miçotakis, Amerika ziyaretinde, çok daha ileri gitti. Beyaz Saray’da Biden’dan büyük ilgi gördü. Hatta, Yunan hayranı olan Biden, kendisini “Bidenepulos” olarak tanıttı. Miçotakis de “Bidenakis” dedi ABD Başkanı’na. Sımsıcak bir ortam anlayacağınız. 
Bu görüşmeden sonra, Miçotakis, ABD Kongresi’nde konuşan ilk Yunanistan Başbakanı oldu. 42 dakikalık konuşmasında, 10’u ayakta tam 37 kez alkışlandı. 
Ankara-Atina hattını yazdan kışa çeviren de o konuşma oldu. Miçotakis, kongre konuşmasında, isim vermeden Türkiye’yi hedef aldı. Türkiye’ye F-16 uçağı satışına onay verilmemesini istedi. 
Ankara’dan çok sert yanıt geldi doğal olarak. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Artık benim için Miçotakis diye birisi yok" dedi. Mutabık kalınmasına rağmen, iki ülke ilişkilerine üçüncü ülkeyi karıştırdığını, Miçotakis’in sözünde durmadığını söyledi. 
Bitti mi? Hayır.
Yunanistan, 16 harita hazırlayarak uluslararası propagandaya başladı. Kara propaganda demek de yanlış olmaz. Neymiş efendim, Türkiye, Ege’deki bazı adalar için hak iddia ediyormuş, bu adaları istiyormuş filan. 
Aslına bakarsanız, Türkiye geçmiş yıllarda Yunanistan’ın oldu bittilerine gerekli tepkiyi vermedi. Şimdi ise Türkiye denizlerdeki hak ve menfaatlerinin farkında. Türkiye artık “hakkım var” demeye başladı. Yunan tarafı da bunu, propaganda olarak kullanıyor.
Bir zamanların klişe başlığıyla, “Ege’de sular iyice ısındı” anlayacağız. Tansiyon düşer mi? İlişkiler yumuşar mı? Bu iki sorunun yanıtı şöyle: Yakın zamanda hayır. 
O halde işin siyasi kısmını bırakalım. Tatile yine Yunan adalarına gidelim. Niye mi? Euro’nun rekor üstüne rekor kırmasına rağmen, Yunanistan yine ucuz da ondan. 
Üşenmedim, booking.com’dan geçmiş yıllarda otel için ne kadar ödediğime baktım. Euro bazında fiyatlar neredeyse aynı. Adaya ve otele göre yaklaşık yüzde 10’luk bir artış var o kadar. 
Peki yeme-içme? Emin olun, gittiğiniz adanın her yerinde suya, kolaya, frappeye ve biraya aynı parayı ödersiniz. Hatta restoran da bile. Yani, “kazıklandım mı, fazla mı ödedim?” diye bir derdiniz olmaz. 
Tavernalar da fiyatlar aynı. Müthiş deniz ürünleri yersiniz. Hepsi günlük ve taptaze. Üstelik, size “köpek de çekilmez”. Güleryüz ve ilgi görürsünüz. Hesabı öderken mutlaka bir ikram da yapılır. Tatlı, dondurma ya da meyve. Bazen de bir kadeh yolluk.
Plajlar öyle bizde olduğu gibi değil. Şemsiye ve şezlong ücreti diye bir durum yok. Sadece seçtiğiniz yere göre, 10-20 euroluk yeme-içme siparişi vermeniz yeterli. Tabii halk plajlarında o da yok. 
Halkın zaten “düşmanlık” diye bir derdi yok. Eşimle birlikte 10 küsur yıldır gideriz, bir kez bile Türk olduğumuz ve İstanbul’dan gittiğimiz için tepki görmedik. Üstelik 34 plakalı araçla adalarda gezmediğimiz yer de kalmadı. Hep güleryüz ve dostane yaklaşım gördük.
Yani özetle demem o ki, siz, “Yunan adalarına gitmeyin” diyenlere itibar etmeyin. Euro’nun bu kadar yüksek olmasına rağmen, yine ucuza tatil yapabilirsiniz. Çeşme’den Sakız’a, Ayvalık’tan Midilli’ye, Bodrum’dan Kos’a ya da Kalimnos’a. Ya da İpsala’dan Dedeağaç’a. Nereye isterseniz.. 
Emin olun pişman olmazsınız. Paranızla rezil olmaz, tatil de burnunuzdan gelmez. Boşuna davul çalındığını da test etmiş olursunuz. Benden söylemesi.

Twitter: https://twitter.com/MustafaAscioglu