Taliban'ın ikinci dönemi / ABD kaçıyor, Mehmetçik Afganistan'a gidiyor

Taliban'ın ikinci dönemi / ABD kaçıyor, Mehmetçik Afganistan'a gidiyor.

Taliban'ın ikinci dönemi nasıl olacak? ABD kaçarken, Mehmetçik neden Afganistan'a gidiyor?

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Türkiye ile ABD arasında Kabil Havalimanı’nın korunması üzerine görüşmelerin sürdüğünü ifade etti.

Kirby, “Türkiye’ye bu çabaya liderlik etmeye istekli oldukları için minnettarız” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Hamid Karzai Havalimanı üzerine yapılan bu görüşmelerin “verimli” geçtiğini söyledi.

Kirby, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi, hala detaylar üzerinde anlaşmaya çalışıyoruz. Bunları netleştirdiğimizde daha detaylı konuşabiliriz” dedi.

Peki niye?

Afganistan'da 2. Taliban dönemi
ABD çekiliyor mu, kaçıyor mu?

Taliban 25 yıl sonra bu defa savaşmadan, ABD ile müzakere ederek, ulusal hükümetin silahlı güçlerini adım adım gerileterek, NATO’yu Afganistan’dan tasfiye ederek Kabil’e yaklaşıyor.

2001 yılından beri Afganistan'da bulunan ABD 2300 askerini kaybetti, 20 bin askeri yaralandı.
Bu sadece ABD'ye ait kayıplar. Afganistan'da bulunana diğer ülkelere ait kayıplar yok.
60 bin Afgan da bu sırada hayatını kaybetti. 

ABD ve NATO güçlerinin Mayıs ayında Afganistan’dan çekilmeyi başlatmasıyla Taliban bir ayda ulusal hükümeti Kabil başta olmak üzere büyük kentlere hapsetti. Afganistan topraklarının yüzde 70’ine Taliban hükmederken, Kunduz kenti kuşatıldı, 21 Haziran itibarıyla Taliban Mezar-ı Şerif’in kapısına dayandı. 

Nisan’da ABD’nin girişimiyle Afganistan’daki tarafların Türkiye’de bir araya gelmesi planlandı. Ancak Taliban, ABD’nin anlaşmalara uymamasını bahane ederek katılmayacağını bildirince Türkiye’deki zirve iptal edildi. Bu gelişmeyle Taliban’ın Afganistan kırsalındaki ilerleyişi ivme kazandı. 

Yalnızca Taliban değil, hem ulusal hükümet hem koalisyon güçleri hem de Taliban ile çatışan DEAŞ terör örgütünün Afganistan kolu da harekete geçti. Güvenlik güçleri başta olmak üzere ülkenin büyük kentlerindeki bürokratlar ve gazetecilere suikastlar düzenlendi. Kabil’in Şii bölgesinde yaşayan siviller çocuk, yetişkin ayrımı yapılmadan bombalı saldırılarda hayatlarını kaybettiler. DEAŞ kadın gazeteciler,  kadın polis memurları ve kamu görevlilerini özellikle hedef aldı. 

Haziran ayı başında NATO güçlerinin yüzde 50’si Afganistan’dan çekildi. Brüksel’deki NATO liderler zirvesi ile beraber Kabil Havalimanının güvenliği ve işletmesinin Türkiye tarafından sağlanması gündeme geldi. ABD ve NATO askerlerinin mevcut şartlarda 11 Eylül’de çekilmeyi tamamlaması planlanıyordu. Ancak Taliban’ın kararlı ilerleyişi, ulusal hükümetin o tarihe kadar ayakta kalıp kalamayacağı sorusunu gündeme getirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı 20 Haziran’da vatandaşlarından Afganistan’ı terk etmelerini istedi. 

Taliban’ın yolu üzerindeki büyük kentlerde yaşayan siviller organize olup silahlanarak ulusal hükümetin güvenlik güçlerine yardımcı olmak için harekete geçti. Özbek-Tacik ve Hazaralar Taliban’a direnmek için ittifaklar oluşturdu. Son 2 aydaki gelişmeler 1996 tecrübesini yaşayanların hızla organize olması için alarm zillerini çaldırdı. 

SSCB 1989 yılında Afganistan’daki işgaline son verirken yaklaşık 2 milyon sivil ölmüş, 6 milyon sivil İran ve Pakistan’a sığınmıştı. Geride Kızılordu’nun harabeye çevirdiği bir ülke kaldı. SSBC’nin 1991’de dağılmasıyla Moskova geride bıraktığı Muhammed Necibullah liderliğindeki hükümete mali desteğini de kesti ve yönetim kısa sürede çöktü. Bu kez SSCB işgaline karşı savaşan mücahit grupları arasındaki rekabet iktidar kavgasına dönüştü. Burhaneddin Rabbani liderliğinde oluşturulan hükümet de 1994’te Pakistan askeri istihbarat servisi ISI organizasyonuyla kurulan Taliban örgütünün tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Peştun nüfusun yoğun olduğu bölgelerde örgütlenen Taliban, 1996’da Kabil’i ele geçirdi. Tacik mücahit lideri Ahmed Şah Mesut ve Özbek lider General Raşid Dostum, “Kuzey İttifakını” oluşturarak Panşir Vadisi’nde Taliban’a 5 yıl direndiler. Eski düşman Rusya’dan temin edilen askeri destek Kuzey İttifakı’nın ayakta kalmasını sağladı.  Bu güç daha sonra ABD’nin Afganistan’ı işgali ve Taliban yönetiminin devrilmesinde önemli rol oynadı. 

SSCB işgaline karşı CIA’nın Afganistan’daki organizasyonunun parçası olan S. Arabistan vatandaşı Usame Bin Ladin, 21’inci yüzyılda Afganistan’ı yeniden dünyanın merkezi yaptı. 

Bin Ladin, SSCB Afganistan’dan çekilince Sudan’a gitti. Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından ABD askerleri Suudi Arabistan’a ayak basınca, bin Ladin de yeni düşmanını belirledi.  Bin Ladin, El Kaide adlı küresel terör örgütüyle sahneye çıktı. 1996’da terör faaliyetleri nedeniyle Sudan’dan sınır dışı edilince soluğu Afganistan’ın Celalabad kentinde aldı. 11 Eylül 2001’de ABD’yi vuran saldırılar, el Kaide ve Taliban’a ev sahipliği yapan Afganistan’ı, uluslararası terörle mücadelenin hedefi kıldı. 

Taliban 25 yıl sonra bu defa savaşmadan, ABD ile müzakere ederek, ulusal hükümetin silahlı güçlerini adım adım gerileterek, NATO’yu Afganistan’dan tasfiye ederek Kabil’e yaklaşıyor.

Çekilme sonrasında ulusal hükümetin ayakta tutulması için ABD’nin nasıl bir önlem aldığı belirsiz. Pakistan ne ABD ordusuna ne de CIA’ya üs vermeyecek. Orta Asya cumhuriyetleri ile ABD arasındaki pazarlıklarda ise ilerleme sağlanmış değil. Rusya-ABD ilişkilerinin mevcut durumunda bu alanda bir ilerleme de beklenmiyor. Hem Rusya hem Çin, Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasıyla terörizmin sınırlarından sızmasından endişe ediyor. 

taliban-mehmetcik-nato-afganistan.jpg

Çekilmenin tamamlanıp, ulusal hükümetin de çökmesiyle kendilerini tehdit altında hissedecek etnik ve dini grupların Taliban ile çatışması kaçınılmaz olacak. Hatta Afganistan IŞİD'i Taliban aleyhinde bildiriler yayınlayıp ABD ile müzakereye girişmelerini eleştiriyor ve çatışma tehdidinde buluyor. 

Kandil'den bile zor

Askeri açıdan müdafaası zor olan Kabil Havalimanının Türkiye tarafından kontrolü hayata geçmeyebilir.
Mehmetçik için Kabil'in güvenliği sağlamak, Kandil'i ele geçirmekten daha zor.

Kimi iyimser Batılı siyasetçiler Taliban’ın bu defa uluslararası tanınma için daha ılımlı bir siyaset sergileyeceği kanaatinde. Ancak Nisan ayından itibaren müzakere etmeden ilerleyebileceğini gören Taliban, ne diyalog ne de uluslararası alanda tanınma yönünde gayret sergiliyor. 

1937’de Sadabad Paktı ile Afganistan ile jeopolitik düzeyde ilişki kuran Türkiye, Anadolu’nun savunmasının Güney Asya’dan başladığının bilincinde. Afganistan, yol açabileceği yeni bir düzensiz göç akını ile Suriye benzeri bir tehdit olmaya aday. 
Ancak Ankara, Afganistan’da Taliban ile savaşmaya hazırlanan etnik gruplarla ilişkilerini geliştirerek bu ülkedeki varlığını sürdürmek mecburiyetinde. NATO ve ABD, Güney Asya’da yeni bir kara deliğin oluşmasına göz yumsa da, resmi rakamlara göre 3 milyondan fazla Suriyeli misafir eden Türkiye, doğu sınırlarına yığılacak yeni bir göçmen akınına kaynağında çözüm bulmanın yollarını araştırmalı.
Van'da yaşayan gazeteci Ruşen Takva'nın verilerine göre, her gün ortalama 1500 Afgan, kalabalıklar halinde Türkiye'ye göç ediyor.

 

İlgili Haberler
Dünya