Türk Tipi Düello: Düellonun kazananı Erdoğan mı?

Türk Tipi Düello: Düellonun kazananı Erdoğan mı?

Ümit Özdağ mı, Soylu mu kazandı? 6’lı masa niye rahatsız? Kavganın kazananı Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? Kaybeden Türkiye mi oldu? Ömer Şahin, İki gündür Türkiye’yi sarsan Soylu-Özdağ kavgasının hasar tespit raporunu yazdı.

Ömer ŞAHİN / Ankara
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun  TV ekranlarında ağır hakaretlerde bulunduğu Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın meydan okumasını konuşuyoruz iki gündür.
Çetin Altan, “Doğuda pusu, Batıda düello yapılır” demişti.  
Ne  doğu ne Batıya  benzeyen “Türk Tipi düello” oldu.
Hakaret ve tehditler havada uçuşsa da çok şükür kan akmadı.
İki siyasetçinin birbirine posta koymasından daha büyük anlamlar içeriyordu olup bitenler.
Kim kazandı, kim kaybetti?
Bu kavganın bir hasar tespit raporunu yapmak gerekirse…
Bizim toplum meydan okumayı sever. Ümit Özdağ, meydan okumakla kalmadı, eylem koydu ve bu açıdan kazandı.
Anketlerde  yüzde 1 bile görünmeyen Zafer Partisi, sığınmacılar/Suriyeliler meselesiyle özdeş hale geldi. 
Ümit Özdağ’ın posta koyan son çıkışı ne kadar oya dönüşür bilinmez ama ülkenin birinci gündem maddesi olmayı başardı. 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu cephesinden bakınca…
Karizmasını bir miktar çizdirdiği ve beklediğinden daha ağır bir tepkiyle karşılaştığı söylenebilir.
Kavganın fitilini ateşledi ama karşısına çıkmadı, muhatap almadı. 
Soylu’nun yara-bere almayı göze aldığı bu kavgadan hükümete kazanç sağladığını söylemek yanlış olmaz.
Kavganın başladığı gün TÜİK bile enflasyon rakamını yüzde 70 açıklamıştı. 
Dünyada en yüksek enflasyona sahip 5.ülkeyiz.  
Yıllardır iç savaş yaşayan Suriye ile Rusya’nın iki aydır bombaladığı Ukrayna’dan daha kötü durumdayız.
Hayat pahalılığı can yakıyor, her gün peş peşe zamlar geliyor.
Tüm bunlar geçici süre de olsa unutuldu. Bu az şey mi hükümet için?
Sığınmacılara karşı toplumda yükselen öfke malum. Soylu, bu öfkelere “paratoner” oldu.
Bir kesim için “kötü adam” olsa da Erdoğan ve hükümetin üzerindeki yükü aldı.
Kabul edelim ki Süleyman Soylu, hükümet içerisinde güçlü bir isim. Kimilerine göre, hükümetin üyesi değil adeta “ortağı” gibi görülüyor. Sedat Peker’in videolarına rağmen halen halk nezdinde  belirli bir ağırlığa sahip.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin verdiği destek de gücüne güç katıyor. 
Buna karşın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevden alınacağı iki yıldan bu yana konuşulurdu. Dün gece yarısı kabine dışı kalacağını yazanlar bile oldu. Erdoğan’ı tanıyanlar şunu bilir: CHP ve medya istedi diye kimseyi feda etmez. Eğer öyle bir düşüncesi olduysa bile  dünkü tartışma Soylu’nun süresini uzatmıştır. Erdoğan, olayın sıcaklığı sürerken kimseyi görevden almaz. Zaten bunu yaparsa da muhtemelen 3-5 kişiyi kapsayan bir kararnameyle yapar.
Bu tartışmadan “6’lı masa” sakinlerinin rahatsız olduğunu görüyoruz.
Bunun kötü yazılmış bir senaryo olduğunu, “tiyatro” sergilendiğini açık açık söylediler, yazdılar.
Özdağ’ın kurucu üyeler arasında olduğu İYİ Parti’lilerin tepkisi diğerlerinden daha fazlaydı.
İki gündür Türkiye’yi sarsan, örneğine geçmişte rastlamadığımız bu kavgada iki ismin suskunluğu da gözden kaçmadı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop.
AK Parti yönetiminden de tartışmaya dahil olana denk gelmedim. Gözümden kaçmış olabilir ama en azından parti sözcülerince bir açıklama yapılmadı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu kavgadan kazançlı çıkacak isimlerin başına rahat yazabiliriz. 
Neden mi?
Zam yağmurunun olduğu enflasyonun zirve yaptığı gün vatandaşlar geçim sıkıntısı yerine kavgayı konuştu.
Düello yapan iki siyasetçinin kazancı da kaybı da Erdoğan’ın kaybı anlamına gelmiyor.
Diyelim Ümit Özdağ’ın prestiji arttı ve partisi oy kazanıyor. Zafer Partisi oyları nereden alacak? Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefetten ve kararsız seçmenden. Oy açısından bir kayıp hesaplamıyor iktidar kanadı.
Bu kavga Erdoğan’a iki açıdan çıkış yolu da sunuyor. Suriyeliler başta olmak üzere sayıları 8 milyona dayanan sığınmacı konusundaki tepkiler çığ gibi büyüyen öfkenin herkes gibi  Erdoğan da  farkında. Kısa süre önce “göndermeyeceğiz” dediği Suriyelilere dönük politika değişikliği yapılacağı sinyalini vermesi bu yüzden.  
Bunun hazırlığı da yapılıyor.
Ümit Özdağ’ın ateşlediği, Süleyman Soylu’nun körüklediği sığınmacılar konusu Erdoğan’a yeni bir fırsat sundu.  Kürt Meselesi ve diğer alanlarda olduğu gibi en iyi bildiği işlerden birisini daha yapacaktır. Köklü politika değişikliğine hazır olalım bu konuda.
Yakında 1 milyonu aşkın Suriyelinin ülkelerine dönüşünü TV kanallarından izleyebiliriz. Sığınmacı sorununu da ancak Erdoğan’ın çözeceği ve çözdüğü propagandasına da maruz kalacağızdır ki bu konu önümüzdeki erken ya da zamanında yapılacak seçimin en güçlü argümanlarından birisi olabilir.
İktidarın ekonomik sorunları çözüp halkın refahını artırması çok kolay görünmüyor. O zaman işi yine güvenlik boyutuna kaydırıp yeni bir “beka” meselesi olarak seçim stratejisini sığınmacılar üzerine kurabilir. 
MHP ve milliyetçi tabanın gözdesi olan Bakan Soylu bu son tartışmalarla birlikte milliyetçi duyguların hedef tahtası haline gelen sığınmacıların  neredeyse en büyük koruyucusu haline gelmedi mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan eğer Süleyman Soylu’yu bakanlıktan almak isterse eli biraz daha rahatlamış olmuyor mu?  
Düellonun bir kazananı bir de kaybedeni olur.
Bu “Türk Tipi Düello”da birden çok kazananın olduğunu anlatmaya çalıştım. Kim ne kadar yaralandı, ne kadar kazandı onu bütünüyle kestirebilmek kolay değil. Şunu ise çok net bir şekilde söyleyebiliriz. Bu kavganın en büyük kaybedeni demokrasi ve Türkiye olmuştur. Ülkeyi öfkeye teslim eden, toplumu geren nefret dili sorunları çözmüyor ve insanımız bu üslubu hak etmiyor. 

https://twitter.com/omer_sahinn

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem