• Turkcell ve Vodafone hala sessiz… Yasa dışı operasyonla hesabı ele geçirilen Ağırel: Bu basit bir hack durumu değil

    Libya’daki şehitlerin isimlerini yazan Yeniçağ gazetesi yazarları Murat Ağırel ve Batuhan Çolak’ın önceki gün Twitter ve hesabın bağlı bulunduğu mail hesapları, Libya paylaşımları sonrası şüpheli bir şekilde ele geçirilmişti. Hesabı ele geçirme işleminin doğrulama SMS’i ile yapıldığı ortaya çıkarken, Turkcell ve Vodafone konu ile ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Ağırel, bugün hesabını geri aldığını duyurarak, “Hesabımı geri aldım, hack meselesine telefon operatörleri de dahil” diye belirtti.

    “Libya’da şehit düşen albay, sessiz sedasız toprağa verildi” paylaşımının ardından Twitter ve bağlı bulunduğu mail adresi çalınan Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel, “Hesabımı geri aldım, hack meselesine telefon operatörleri de dahil” paylaşımını yaptı.

     

    “BU BASİT BİR HACK DURUMU DEĞİL”

    Ağırel paylaşımında, “Yeniden herkese merhaba Hesabımı geri aldım.Güvenlik ayarlarını baştan değiştirdim. Bu süreçte destek olan herkese teşekkür ederim. Bu basit bir hack durumu değil. Telefon operatörleri bu duruma dahil. Kişisel verilerimiz bazı kişilere servis edildi. Telefonumdan benim adıma mesaj atılıyor, gelen doğrulama mesajlarını görebiliyorlar düşünebiliyor musunuz?” ifadelerini kullandı.

    “EN UFAK BİR SALDIRININ SORUMLUSU ERDOĞAN’DIR”

    Ağırel bugün kaleme aldığı yazısında da hesabının ele geçirilmesiyle ilgili detayları anlatırken, “Bundan sonra en başta aileme ve bana yönelik en ufak bir saldırının sorumlusu da doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bunu unutmayın” dedi.

    Ağırel’in “E-Operasyon” başlığıyla kaleme aldığı yazı şöyle:

    Önceki gece meslektaşım Batuhan Çolak ile birlikte bana yönelik, FETÖ usulleriyle gerçekleştirilen bir e-operasyona maruz kaldık. Twitter ve hesabın bağlı bulunduğu mail hesaplarımız, yaptığımız Libya paylaşımı sonrasında şüpheli bir şekilde ele geçirildi.

    Neydi o paylaşım anlatayım?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen günlerde Libya’daki son durumla ilgili “Tabii birkaç tane şehidimiz var. Ama birkaç tane şehidimizin karşılığında da 100’e yakın orada, o lejyonerlerden etkisiz hale getirdik” dedi.

    Tabi bu açıklama kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. Şehitleri her zaman Milli Savunma Bakanlığı açıklarken, kamuoyuna hiç açıklanmayan şehit haberlerini ilk kez Cumhurbaşkanı verdi.O şehitlerden birinin de Albay Okan Altınay olduğu ortaya çıktı. Bu konuda birçok paylaşım yapıldı. Hatta terör uzmanı Abdullah Ağar da şehit Altınay’ın ismini yazmadan fotoğrafını paylaşarak, “Vatan kimi zaman bilinen kimi zaman da bilinmeyen kahramanlarıyla yükselir” ifadelerini paylaştı.

    Şehit Albay Okan Altınay,  “Atatürkçü” diye ordudan ayrılmak zorunda kalmış, sonrasında da “ihtiyaç var” denilerek tekrar orduya alınmıştı. Albayımız Türkiye’deyken de sınırda görev yapmıştı. İşte bu kahraman Türk subayı “bir kaç tane şehit” denilerek kamuoyuna açıklanmıyor.Aynı şekilde ben de şehitlerimizi paylaşarak, törensiz bir şekilde defnedilmelerine tepki gösterdim.

    Bu paylaşımlardan sonra, “mesajın kaldırılması için” çok sayıda tehdit mesajı aldım. Şehit albayın istihbarat bünyesinde çalıştığı söylenerek, kurumdaki teamüllere göre bazı şehitlerin törensiz ve sessiz defnedilebileceği ifade ediliyordu.

    Peki şehitlerimiz olduğunu Cumhurbaşkanı neden kamuoyuna duyurdu o zaman? Sanki ilk haberi ben vermişim gibi tüm tehdit mesajlarına karşı durdum ve paylaşımımı silmedim.

    Gece saatlerinde de ele geçirme operasyonu başladı.

    Telefonuma Turkcell’den gelen mesajlarda isteğim dışında hattımın 2G’ye düşürüldüğü bildirildi. Turkcell’i arayıp sorduğumda talebin benden geldiği söylendi. Öyle bir talebim olmamıştı. Mail hesabıma girmeye çalıştığımda da hata ekranıyla karşılaştım. Mail hesabımın bağlı olduğu Twitter hesabım da herhangi bir doğrulama kodu gelmeden ele geçirildi.

    Tüm yazışmalarımız arşivlendi. GSM operatörleri üzerinden FETÖ yöntemleriyle bir operasyona maruz kaldık.

    Hesaplarımıza yapılan bu akıl almaz, demokrasi dışı müdahale Balyoz, Ergenekon sürecini andırıyor.

    Bu bir kişinin yapabileceği sıradan bir hırsızlık olayı değildir. Türkiye’nin güvenliğini sağlamakla yükümlü olan kurumlarımızın, gazetecilerin sosyal medya hesaplarıyla uğraşmaları kabul edilemez.

    Yapılan operasyon, kamuoyunun bilgi alma hakkına yapılan büyük bir saldırıdır. Şehitlerimizin devre arkadaşları ve ailelerinin bile tepki gösterdikleri törensiz definler şehitlerimizin ruhlarına saygısızlık değil midir?

    Bunları dile getirmek onların aziz hatıralarını yaşatmak ve ailelerini rahatlatabilmek için önemli değil midir?

    Hangi siyaset şehitlerimizin kanı, hatırası, varlığından üstündür?

    Yaptığımız gazetecilikten, şehitlerimizin hakkını savunmaktan bir adım geri atarsak bu halka hesap veremeyiz.

    Bundan sonra en başta aileme ve bana yönelik en ufak bir saldırının sorumlusu da doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.Bunu unutmayın.