'Türkiye darbe dönemleri kadar berbat günler yaşıyor'

'Türkiye darbe dönemleri kadar berbat günler yaşıyor'

İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen “OHAL, Anayasa Değişikliği ve Basına Etkileri'' adlı panel Gazeteciler Nahit Duru, Doğan Satmış, duayen hukukçu Turgut Kazan ve İGC Başkanı Misket Dikmen'in katılımıyla İzmir'de...

İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen “OHAL, Anayasa Değişikliği ve Basına Etkileri'' adlı panel Gazeteciler Nahit Duru, Doğan Satmış, duayen hukukçu Turgut Kazan ve İGC Başkanı Misket Dikmen'in katılımıyla İzmir'de yapıldı.

Usta gazeteci Nahit Duru gazetecilik yaşamında 2 darbe, 3 darbe girişimi ve 3 de muhtıra gördüğünü belirterek, “Darbeyi yiyen hep ben oldum, gazetecilik oldu'' derken, Doğan Satmış, 15 Temmuz'un ardından 16'sı imtiyaz sahibi 150 gazetecinin tutuklu olduğunu ve 159 basın yayın organının ise kapatıldığını açıkladı. İGC Başkanı Dikmen ise İzmir'de 3 gazeteciden 1'inin işsiz olduğunu söyledi. Turgut Kazan ise yapılmak istenen anayasa değişikliği ile Türkiye'nin anayasasızlaştırılmak, hukuksuzlaştırılmak ve demokrasiden uzaklaştırılmak istendiğini vurguladı.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC); 'OHAL, Anayasa Değişikliği ve Basına Etkileri' adı altında bir panel düzenledi. İstanbul Barosu eski Başkanlarından Turgut Kazan, Gazeteci Nahit Duru ve Doğan Satmış'ın katıldığı panelin moderatörlüğünü ise İGC Başkanı Misket Dikmen üstlendi. Gazeteci, hukukçu ve yurttaşların katıldığı panelde, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından Türkiye'deki gelişmeler konuşuldu. Darbe teşebbüsünün ardından Olağanüstü Hal'in (OHAL) ilan edilmesi ve bunun akabinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile birlikte akademisyenlerin, kamu görevlilerinin ihraçlarına değinildi. Yine kapatılan basın kuruluşları da gündeme gelen başlıklar arasında yer aldı. Panelin açılış konuşmasını yapan İGC Başkanı Misket Dikmen, Türkiye'deki işsizlik verilerine ve yine bu işsizler içerisinde yer alan gazetecilerin durumuna dikkat çekerek İzmir'de her 3 gazeteciden 1'inin işsiz olduğunu söyledi.

unnamed-(3)-068.jpg

PATRONLAR GAZETECİ DEĞİL

Meslek hayatına; 2 darbe, 3 darbe girişimi ve 3 de muhtıra sığdırdığını açıklayan Gazeteci Nahit Duru ise her darbe sonrası bir çok sorun  yaşadığını anlattı. Darbecilere karşı çıktığı için gözaltına alındığını ve hakkında davalar açıldığını belirten Nahit Duru, Türkiye'nin şuan o darbe dönemleri kadar berbat günler yaşadığını söyledi. Eskiden gazete patronlarının gazeteci olduğunu anımsatan Duru, şimdi ise gazetecilikten gelme gazete patronunun olmadığını söyledi. Bunun da halkın özgürce haber alma hakkını engellediğini belirten Duru, 2002 yılına kadar basının özgür olmadığını düşündüklerini ancak bu tarihten sonra merkez medyanın hükumete biat etmeye başladığını anlattı. Böyle bir ortamda Anayasa değişikliği için oylamaya gidileceğini hatırlatan Duru, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dışlandığını söyledi. Anayasa değişikliğine 'hayır' oyu kullanacak kişilerin 'terörist' olarak lanse edildiğini anımsatan Duru; “Siz mi, biz mi 'Ne istediniz de vermedik' diye seslendiniz. PKK ile müzakere biz mi ettik? PKK şehirlere mühimmat yığarken biz mi emniyet güçlerine görmezden gelin emrini verdik? 2010 yılında "yetmez ama evet" diyenler, hukuk cinayeti işledi. Ama şimdi onların sesleri çıkmıyor. Referandum için propaganda süreçleri başlayacak. Valilerin OHAL'i gerekçe göstererek 'hayır' kampanyası yürütecek insanları engellemeye yelteneceklerini düşünüyorum. Umarım bu öngörüm gerçekleşmez'' dedi.

unnamed-187.jpg

EN BÜYÜK DARBE BASINA

15 Temmuz'un ardından en büyük darbeyi basının aldığını anlatan Gazeteci Doğan Satmış ise, çarpıcı veriler paylaştı. Darbe sonrası 16'sı imtiyaz sahibi 150 gazetecinin tutuklandığını hatırlatan Doğan Satmış, 159 basın organının ise kapatıldığını belirtti. Ellerinde işsiz gazetecilere dair bir sayısının olmadığını belirten Satılmış, tahminin '10 bin işsiz gazeteci' olarak açıkladı. Satmış; “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında dünyada 180 ülke arasında 151. sırada. 2002 yılında 99. sırada olan ülkemiz, 15 yıl sonra 52 basamak birden geriledi. Tutuklu gazeteciler konusunda ise şampiyon. Dünyada cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle gazetecilere ceza verilmiyor. Yalnızca Fransa ve İspanya'da, 20 euro para cezası veriliyor. Basın İlan Kurumu üzerinden gazetelerin ilanları kesiliyor. Gazetecilerin basın kartları iptal edildi. Bu anayasa değişikliğinin ardından hakim ve savcı memura dönüşürse, gazeteci de yandaş basına dönüşecek'' ifadelerini kullandı.

unnamed-(7)-010.jpg

KOMİSYON ALDATMACA

İstanbul Barosu eski Başkanlarından Turgut Kazan, Anayasa değişikliği paketinde yer alan maddeleri değerlendirdi. Bu değişiklik ile tek adam rejimine dönülmek istendiğini belirten Kazan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) frenleme ve denetleme yetkisinin olduğunu ve anayasa değişikliği ile tüm bu yetkilerin kaldırılacağını söyledi. Çıkarılan KHK'lar için 'tamamen keyfi' yorumunda bulunan Kazan, kanun yapma yetkisinin bir kişiye verilmesinin sakıncalarını anlattı. Çıkarılan KHK'larla işten atılanlar için komisyon kurulduğunu da anımsatan Kazan, bu komisyonun mağdur olanların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmelerinin engellenmesi için kurulduğunu söyledi. Yine silahlı kuvvetlerin, siyasal bir tepişme içerisine sürüklendiğini söyleyen Kazan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun  (HSYK), görev süresini bitirmeden saray tarafından yeniden şekillendirileceğini açıkladı.

unnamed-(8)-003.jpg

Yapılan anayasa değişikliği ile aslında Türkiye'nin anayasasızlaştırılmak istendiğini belirten duayen hukukçu sözlerine şöyle devam etti: “Yapılmak istenilen Türkiye'yi hukuksuzlaştırmak, anayasasızlaştırmak ve demokrasiden uzaklaştırmaktır. Anayasalar, tek adamlara karşı, krallara karşı yapılır, onların yetkilerini kısıtlar ve denetler. Magna Carta'dan bu yana tüm anayasaların derdi bu olmuştur. Anayasaların yaşama geçirilmesi için meclisler kurulmuştur. Meclis, tek adamların, kralların istediği gibi keyfi hareket etmelerini önler, anayasaya göre onları denetler, bütçeyi denetler. Şimdi tüm insanlık tarihini geri çevirip meclisin yetkilerini tek bir kişiye devretmek, ülkeyi anayasasızlaştırmak istiyorlar.''

"ANAYASA MAHKEMESİNE GİDİLMELİYDİ"

Kazan, CHP'nin, Meclis'te yapılan Anayasa oylamasında gizlilik ilkesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) gitmeme kararını ise şöyle yorumladı: “Bence AYM'ye gidilmeliydi. Sanırım, AKP'nin bunu kullanmasını istemediler ya da oradan bir sonuç çıkmayacağını düşünmüş olabilirler. Herkesin bu süreçten sonra yapması gereken sandıklara sahip çıkmak. Ayrıca şu an gördüğüm hayır diyenlerin sayısı evet diyenlerden fazla. Bu moralle çalışılmalı ve 16 Nisan'da sandıklara sahip çıkılmalı. Umutsuzluğa kapılmak yok.''

Medya