Tutuklu Amiral’in arkadaşına cevap mektubu

Tutuklu Amiral’in arkadaşına cevap mektubu

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Emekli Koramiral Lütfü Sancar'a bir mektup gönderdi. Lütfü Sancar da Aytekin Ertuğrul’un mektubuna yanıt verdi. Ertuğrul, Sancar’ın yanıtını Rize’de yayınlanan...

Op. Dr. Aytekin Ertuğrul, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Emekli Koramiral Lütfü Sancar'a bir mektup gönderdi. Lütfü Sancar da Aytekin Ertuğrul’un mektubuna yanıt verdi. Ertuğrul, Sancar’ın yanıtını Rize’de yayınlanan yerel gazete Yeni Viçe’deki köşesine taşıdı.

Ertuğrul yazısında ayrıca, Tümamiral Ali Semih Çetin’in “Bir İhanetin Öyküsü'' adlı kitabını da tanıttı.

Aytekin Ertuğrul’un “Koramiral Lütfi Sancar’ın Mektubu, 6 Cilvegözü, 28 Şubat Kaşımaları'' başlıklı yazısı şu şekilde:

“Eski Güney Deniz ve Deniz Eğitim komutanlarımızdan bahriyemizin pırlanta gibi parlak bir subayı olan (E ) Koramiral Lütfi Sancar’dan gelen mektuba sütunlarımın tümünü ayıracaktım Ama olmadı. Çünkü Cilvegözü sınır kapısında bomba yüklü araç infilak ettirildi 13 ölü var.

28 Şubatı kaşımaya devam ediyorlar. Bu arada oldukça derin kaşıdılar bahriyemizin gelmiş geçmiş en efendi komutanlarımızdan Oramiral Bülent Alpkaya ile 3. Ordu Komutanlarımızdan Orgeneral Orhan Yöney de tutuklananlar arasında. Ama yine de planımın bir bölümünü uygulayalım. Koramiral Lütfi Sancar’dan gelen mektubun can alıcı bölümünü yazayım.

Sayın Lütfi Sancar diyor ki: “Yüce ulusumuzu ve vatanını canından aziz bilen üç yüz altmış beş muvazzaf ve emekli TSK personeli üzerinden Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedelemeye çalışan organize bir suç örgütünün hazırladığı bir senaryo ile on dokuz aydan beri özgürlüğümüzden mahrum bırakıldık. Savcılar iddialarını ispat edecek tek kanıt buladılar. Sanıklar ise üzerine atılan suçları belgelerle teker teker çürüttüler. Halen aleyhimize tek bir delil mevcut değil. Yakında karanlık dağılacak tüm gerçekler gün ışığına çıkacaktır. O zaman aziz milletiniz gerçekleri tüm çıplaklığı ile öğrenecektir. Özgür günlerde birlikte olmak umuduyla sevgi ve saygılar.'' Lütfi Sancar, (E ) Koramiral, Silivri Ceza ve Tevkif Evleri.

Koramiral Lütfi Sancar’ı bir köşeye koyalım. Şimdi gelelim Cilvegözü’ne! Cilvegözü Sınır Kapısına ben şahsen İskenderun Deniz Hastanesi, Baştabipliği görevim sırasında çeşitli vesilelerle en az 6–7 defa gittim gördüm. Cilvegözü Suriye-Türkiye arsında mütevazı küçük bir sınır kapısıdır. Patlama üzerine Sayın Başbakanımız her zaman olduğu gibi konuştu. İç İşleri Bakanı ile Adalet Bakanımız da konuştular ama onların fazla önemi yok. Sayın Başbakan dedi ki; “Bu bomba olayı bizim Suriye ile ilgili tutumumuzun ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.'' El hak tam tersi doğrudur. Bu bomba olayı Türkiye Cumhuriyetinin Suriye politikasının iflası Anayasamızın, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh'' ilkesinin ihlali olduğunun kesin delilidir. Türkiye’nin sınır güvenliğinin kalmadığının da kesin delilidir. İzlenen tüm Suriye politikalarının iflasının bir tezahürüdür. Ayrıca hatırlatmayı zait görürüm ama 34 Milyar TL açık bütçe ile bu işler böyle gider

Şimdi gelim 28 Şubat kaşımalarına. Defalarca yazıldı biz de yazdık demeyelim tekrar yazalım; kaç defa yazıldı çizildi. 28 Şubat bir devlet tasarrufudur. Yasal tasarruftur. Anayasaya uygun hareket edilmiştir. Burada Türk Ceza Kanununa göre suç aramak erkek hayvanin altında buzağı aramaya benzer. Bir suçta Kuvvet Komutanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı görevi yapan sanık varsa o dava Yüce Divanda görülür. Savcısı da Özel Savcı değildir. Cumhuriyet Başsavcısıdır.

(Anayasa Md.148) Okuyan anlayan işin ehli insanların devlette eksik olması bir devleti facialara sürükler. Sürüklemektedir. İnşallah karaya bindirdiğimiz zaman uyanacaksınız. Milletimize karşı okyanus ötesinde kurulan ve dâhili bedhahlarca dâhilde yürütülen tuzaklar 30 Ekim 1923’ten bu yana ve özellikle 1950’den beri artarak ve aralıksız devam etmektedir

Özel Not: Donanma Kurmay Başkanımız Tümamiral Ali Semi Çetin’in kitabı: Donanmamızın Kurmay Başkanı halen Silivri’de esir düşmüş Amiralimiz Tümamiral Ali Semih Çetin yaşadığı yasa dışı hukuki olayları ve Türk Deniz Kuvvetlerine karşı Okyanus ötesinden planlanan ve kurulan tuzakları içinde yaşayan mağdur bir kişi sıfatı ile kaleme almıştır. “ Bir İhanetin Öyküsü'' adlı anılarını bir solukta okudum. En az 20 yerinde gözyaşlarımı tutamadım. Haksızlığın ve usulsüzlüğün bu kadarı da olmaz dediğimiz yer sayısı da en az 20. Beceriksiz verilen görevleri yapamayan Türkiye Cumhuriyetinin denizlerdeki hak ve menfaatlerini koruyamayan bir Deniz Kuvvetleri olsaydık inanın ki bu işler başımıza gelmeyecekti diye ana fikrin hakim olduğu tarihe not düşülen bu kitap mutlaka alınmalı ve okunmalıdır. Bağımsızlık benim karakterimdir diyen ebedi, başkomutanımızın çizdiği bilim ve akıl yolundan gittik 15 yılda dünyaya örnek çağdaş bir millet olduk. Peki, neden bir kısım dahili ve harici bedhahlar bu sonucu istemediler. Bizim kurtuluş savaşımızın verilmesini ve başarısın sağlayan tüm metotlarımızı değiştirerek 1950 yılından sonra bizi yeniden SEVR masasına oturtmak için harekete geçen harici bedhahlar bu yolda oldukça ilerlemişlerdir. Acı ama gerçek budur. Kitabı öneriyorum. Ancak gözyaşlarına hâkim olabilecekler sadece okumalıdırlar. Diyorum. Hasdal ve Silivri’den daha çok yazar ve kitap çıkacaktır.''

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem