• Vahdettin’in ihanetinin belgesi!

    Tarihçi Ümit Doğan, Milli Mücadele hareketinden Padişah Vahtettin’e pay çıkarmaya çalışanlara tepki göstererek direniş hareketine karşı Vahdettin’in ihanetini belgeleriyle anlattı.

    Tarihçi Ümit Doğan Milli Mücadele’den Padişah Vahdettin’e pay çıkarmaya çalışanlara Twitterdan tepki gösterdi. ”Vahdettin’in milli mücadelenin kazanılmasında zerrece payı yoktur. Direnişin planlayanı ve başlatanı olmadığı gibi destekçisi de değildir.” diyen Doğan, Vahdettin’in ihanetini belgeleriyle ortaya koydu.

    Doğan, Vahdettin’in  ihanetini  ”En büyük dayanakları şu. Vahdettin Mustafa Kemal’i 9 Ordu Müfettişi olarak görevlendirip Samsun’a gönderdi.

     

     

    Bu doğru ama 9. Ordu Müfettişinin görevi milli mücadeleyi başlatmak değil, başlamış olan milli mücadele varsa bunu tespit etmek ve durdurmaktı.” sözleri ile paylaştı.

    GAZİ KEMALİN GÖREV VE SORUMLULUKLARINI BİLDİREN  BELGE


    Saray silah ve cephaneyi toplamak yerine direniş örgütlediğini anlayınca…

    Tarihçi Ümit Doğan Milli Mücadele’den Padişah Vahdettin’e pay çıkarmaya çalışanlara; “Türklerin elinde kalan silah ve cephaneyi toplamak yerine direniş örgütlediğini anlayınca bu güzel hava birden bozuluverdi.”  ifadeleri cevap verdi.

    İşte Tarihçi Ümit Doğan’ın ihanete ilişkin o belgeli paylaşımı:

    Peki Mustafa Kemal ne yaptı? Vahdettin ve hükümetin ona verdiği görevin tam tersini yaptı. Samsun’da Topal Osman ile görüşüp milli mücadele planını anlattı. Bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi. Milli mücadelenin her aşamasını kafasında planlamıştı.

    Hükümet durumu anlayana kadar Mustafa Kemal’le iyi geçiniyordu. Damat Ferit Mustafa Kemal’in sağlıkla Samsun’a ayak basıp basmadığını soruyor, Mustafa Kemal strateji gereği afiyette olduğunu bildiriyordu. Bu durum kısa süre içinde değişecekti.

    Hükümet Mustafa Kemal’in ona verilen görevin dışına çıktığını yani var olan milli mücadele hareketleri varsa bunu durdurmak Türklerin elinde kalan silah ve cephaneyi toplamak yerine direniş örgütlediğini anlayınca bu güzel hava birden bozuluverdi.

    İngilizler Mustafa Kemal’in bölgedeki varlığından rahatsız olduklarını İstanbul’a bildirdiler. Hükümet onu derhal İstanbul’a çağırdı. Mustafa Kemal İstanbulu oyalayarak zaman kazanma yolunu seçti.

    Mustafa Kemal Erzurum’da iken ipler büsbütün koptu. Vahdettin onu görev almak isterken o askerlikten istifa ettiğini bildirdi. Sine-i millette bir ferd-i mücahit olmuştu artık. Sivas Kongresini yaptı. Temsil Heyeti başkanı oldu. Sonrasında Ankara’ya geçti.

    İşte burada mesele öyle bir hal aldı ki İstanbuldakilerin gözü döndü. Vahdettin ve Damat Ferit milli mücadeleyi sonlandırmak için meşrû ya da gayrimeşrû her yolu denediler. Alçakça suikast girişimleri de buna dahildi. Belgeleri aşağıda vereceğim.

    Vahdettin,Damat Ferit’ten Atatürk ve arkadaşlarının milliyet adı altında çıkardığı karışıklıkları durdurmasını istiyor.

    Lütfen içeriğini dikkatle okuyunuz.

    Osmanlı Devleti’nin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’de yayınlanan padişah buyruğudur bu.

     

    Damat Ferit  “Milli Teşkilat’a” yani Atatürk ve arkadaşlarına savaş açtı

    Vahdettin bu Hatt-ı Hümayun’da düzelen bir siyasi havadan bahsediyor. İşgal var ama Vahdettin’e göre siyasi hava düzgün. Eğer ki düşmana karşı direnen milli kuvvetlerimiz durdurulmazsa güya düzelen siyasi hava tekrar bozulacakmış.

    Vahdettin’in emrine riayet eden Damat Ferit yayınladığı beyanname ile “Milli Teşkilat’a” yani Atatürk ve arkadaşlarına destek verenlerin en ağır cezalara çarptırılacağını ilan ediyor.

    İşte belgesi. Devletin resmî gazetesinde yayınlanan hükümet kararı. Direnişi durdurmak!


    Vahdettin, Atatürk ve arkadaşlarının katledilmelerini emreden tam beş adet fetva yayınlattı

    Damat Ferit Hükümeti’nin bu beyannamesini lütfen okuyun. Açıkça yazıyor. Bizim en büyük düşmanımız milli teşkilat denilen isyancılardır diye.İhanetin belgesidir bu. İngiliz, Yunan, Fransız demiyor dikkat edin. En büyük düşman, esas düşmana karşı savaşan Atatürk ve arkadaşları.

    Vahdettin’den talimat alan Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi, Atatürk ve arkadaşlarının katledilmelerini emreden tam beş adet fetva yayınladı.

    Bir değil, beş fetva.

    İşte meşhur fetvanın belgesi.

    Devletin resmî gazetesi.


    Gördüğünüz gibi dini alçak siyasetlerine alet edip, satılık Şeyhülislama fetva çıkartarak Anadolu’nun zavallı halkını kandırmak istediler. Kısmen başarılı da oldular. İç isyanlar çıktı. Kardeş kardeşi vurdu. Halk düşman ordusunu “Halife ordusu” sanıyordu.

    Sonra bu üç belge (Hattı Hümayun, beyanname ve fetva) görmüş olduğunuz üzere tek nüshada birleştirildi ve düşman uçakları ile Anadolu’da dağıtılmaya başladı.

    İşte belgesi.

    Halk tarlada çalışırken gökten bu kağıt düşüyordu, bunu okuma bilen birine okutuyorlardı.

    Yetmedi. Atatürk ve arkadaşları hakkında idam kararı alındı. Bu karar gazetelerde yayınlandı.

    Peyamı Sabah, 13 Mayıs 1920.

    “Mustafa Kemal Paşa ve Hempalarının İdam Kararı” başlıklı haber:


    Vahdettin Atatürk ve arkadaşlarının idam kararını onadı.

    Tıpkı ecnebilere şirin gözükmek için idama mahkum edilen milli şehidimiz Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idamını onayladığı gibi.

    Sağı işaret etmekİşte belgesi:

    Tüm bunlar yetmeyince Mustafa Kemal’in bedenini ortadan kaldırıp milli mücadeleyi sonlandırmak için alçakça bir yol seçtiler. SUİKAST.


    Vahdettin ve Damat Ferit Milli Mücadeleye karşı savaş açmıştı. Evet bu bir savaştı. Topyekün bir savaştı. Hükümetin resmî politikasıydı.

    Bunları zaten kitaplarımızda yazıyoruz, burada da paylaşıyoruz. Yeterki gerçekler ortaya çıksın. ”