Varsa adaletiniz gelin!

Varsa adaletiniz gelin!

ABC Gazetesi/ Haber Merkezi15 Temmuz Fethullahçı Darbe girişimi sırasında 'tatbikat' denilerek Boğaziçi Köprüsü'ne götürülmeye çalışılan ve darbe girişiminin bastırılmasının ardından tutuklanan Hava Harp Okulu öğrencileri ailelerinin...

ABC Gazetesi/ Haber Merkezi

15 Temmuz Fethullahçı Darbe girişimi sırasında 'tatbikat' denilerek Boğaziçi Köprüsü'ne götürülmeye çalışılan ve darbe girişiminin bastırılmasının ardından tutuklanan Hava Harp Okulu öğrencileri ailelerinin hukuk mücadelesi sürüyor.

Yaklaşık 8 aydır Silivri Cezaevi'nde tutulan öğrenciler için henüz iddianame bile hazırlanmadı. Öğrencilerin aileleri Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak çocuklarının serbest bırakılmasını talep etti.

ADLİYE ÖNÜNDE İZMİR MARŞI

Aileler adına basın açıklamasını avukatlar okurken sık sık Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganlarının atılması ve aileler tarafından İzmir Marşı okunması dikkat çekti. 

Ailelerin öne sürdüğü en önemli iddia, komutanların öğrencileri 'tatbikat' diyerek Boğaziçi Köprüsü'ne götürmesi.

Ailelerin avukatlarının yaptığı basın açıklaması şu şekilde; 

Değerli basın mensupları,

Hepiniz hoşgeldiniz..

Bizler yaklaşık 8 aydır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan birtakım Hava Harp Okulu Öğrencileri’nin müdafileri olarak müvekkillerimizin mağduriyetleri, soruşturma/kovuşturma sürecinde yaşadığımız zorluklar ve hukuk mücadelemiz hakkında kamuoyunu bilgilendirmek adına burada toplanmış bulunmaktayız.

Öncelikle, vatanımıza karşı 15 Temmuz gecesi gerçekleştirmek istenen hain Darbe Girişimi’nde vefat eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve gazilerimize şifalar diliyoruz.

Müvekkillerimiz Hava Harp Okulu’nun çeşitli sınıflarından öğrenciler olup 15 Temmuz gecesi Yalova ve Yeşilyurt’ta bulunan kampüslerinden komutanları tarafından tatbikat/terör saldırısı/plansız eğitim gibi çeşitli sebepler gösterilerek, iradeleri emir komuta zinciri içerisinde sakatlanmak sureti ile otobüslere ve helikopterlere bindirilmiş ve İstanbul’da çeşitli olay mahallerine götürülmüşlerdir.

BURADA ŞU HUSUS ÇOK ÖNEMLİ; OTOBÜSE VEYA HELİKOPTERE BİN EMRİ KESİNLİKLE KANUNSUZ BİR EMİR DEĞİLDİR.

Kaldı ki Hava Harp Okulu Yönetmeliği’nde yazdığı ve savcılıklara da bildirildiği üzere bu öğrencilerin iletişim araçlarının olmadığı nazara alındığında bu öğrencilerin nereye ne amaçla götürüldüklerini anlamaları hayatın olağan akışına aykırıdır.

Olay mahallerine habersizce götürülen bu öğrencilerden kimileri halk ile karşılaştıklarında hain girişimi öğrenebilmiş, içinde bulunmaktan kaçınmış, hiçbir şekilde halka silah doğrultmayarak kanunsuz hiçbir emre uymamışlardır. Kimileri otobüslerinin içinde sabaha değin hiçbir husustan 

haberdar olamadan bekletilmiş, kimileri ise çatışma içine bir kalkan gibi atılmışlardır. Hatta bu öğrencilerden Murat TEKİN ve Ragıp Enes KATRAN bir grup saldırganın linç girişimi ile karşılaşmış olduğu halde silahını kullanmamış, onlara karşı kendilerini müdafaa dahi etmeyerek katledilmişlerdir. Bu konuda tarafımızca şikayette bulunulmuşsa da ne yazık ki şehit olan bu gençlere ŞEHİTLİKLERİ NASBEDİLMEDİĞİ GİBİ KATİLLERİ DE ARAŞTIRILMAMAKTADIR. Eğer öğrenciler kanunsuz emirlere uysalardı şehit sayımız kat be kat fazla olabilir hatta belki de darbe girişimi başarılı bile olabilirdi.  Her ne kadar milletimizin dik duruşu ile hain kalkışma engellenmişse de müvekkillerimizin ve erlerin kanunsuz emirlere uymayışı ile girişimin başarısız olduğu hususu da göz ardı edilmemelidir.

Müvekkillerimizin Anayasa ve AİHS kapsamında korunması gereken hakları ihlal edilmiş ve edilmekte olup özellikle; Adil Yargılanma, Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği, Hak Arama Özgürlüğü ve Eğitim Hakkı gelmektedir ki Adil Yargılanma Hakkı’nın içinde yer alan “Lekelenmeme hakkı'', 14 ve 18 yaşlarında vatan müdafaası için anne-babalarının rahat evini terk eden askeri öğrenciler bakımından en ağır şekilde ihlal edilerek vatan hainliği ile itham edilmişlerdir. Onların en çok gücüne giden de budur, çünkü bu öğrenciler bu vatana hizmet etmeye ve gerekirse bu uğurda şehit olmaya yemin etmişlerdir. Müvekkillerimizin bir kısmı subaylığa nasbedilmelerine 1 ay kala böyle bir suçla itham edilmiş ve meslekleri, hayalleri, gelecekleri, tüm emekleri adeta çöpe atılmıştır.

Müvekkillerimizin de aralarında bulunduğu iki grubun iddianameleri düzenlenerek 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet talep edilmiş olup Mart ve Nisan aylarında duruşmalarına başlanacaktır. Geri kalan öğrencilerin dosyalarında ise henüz hiçbir gelişme bulunmamaktadır. İlk günlerde, gizlilik nedeniyle vakıf olamadığımız eksiklikler, davaların açılmasıyla gün yüzüne çıkmış ne yazık ki delillerin toplanmadığı görülmüştür. GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE ANKARA SİNCAN CEZAEVİNDE BULUNAN 142 HAVA HARP OKULU ÖĞRENCİSİNİN TUTUKSUZ YARGILANMAK ÜZERE SERBEST BIRAKILMASININ SEBEBİ DELİLLERİN TOPLANMIŞ OLMASIDIR.

İSTANBUL’DA BULUNAN ÖĞRENCİLERİN DE ANKARA’DA SERBEST BIRAKILANLARDAN HİÇBİR FARKI OLMAMASINA RAĞMEN, NE YAZIK Kİ DELİLLER HALA DAHA TOPLANAMAMAKTA BUNA RAĞMEN; TUTUKLULUĞUN DEVAMI KARARLARI GEREKÇESİZ VE BİREYSELLEŞTİRİLMEDEN MATBU OLARAK DÜZENLENMEKTE, BU ŞEKLİYLE CEZANIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİNE AYKIRI HAREKET EDİLMEKTEDİR.

Nitekim, dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus, öğrencilerin bir kısmının Yalova’daki kamptan 15 temmuz gecesi saat 23.00-00.00 civarı çıkarılmış olmasına rağmen ne Valilik ne de Emniyet tarafından hiçbir şekilde müdahalede bulunulmamasıdır. Oysa sizin de bildiğiniz üzere olay günü İzmir’de bulunan askeri öğrenciler emniyet memurları tarafından kamplarından çıkarılmadığı için haklarında soruşturma yapılmamış takipsizlik kararı verilmiştir. Eğer Yalova Valiliği veya Emniyeti tarafından benzer bir müdahale yapılmış olsaydı, Müvekkillerimiz belki de şuanda tutuklu olmayacaklardı.  Bu hususun “görevi ihmal veya suistimal'' olmasının belirsizliği sebebi ile araştırılması adına tarafımızca suç duyurusunda bulunulmuş ne yazık ki Savcılık tarafından henüz gerekli araştırmalar yapılmamıştır.

Bunun yanında, olay mahallinde bulunan Hava Harp Öğrencileri 8 aydır tutuklu iken, hatta aynı gün aynı otobüste yan koltuğunda oturan öğrenci halen tutuklu olduğu halde bu öğrencilerden yalnızca biri hakkında tahliye k

kararı verilmiştir. Aslında bu durumun Müvekkillerimiz bakımından emsal oluşturması gerekirken ve defalarca bilgi talep etmemize rağmen herhangi bir cevap alınamamıştır.

Müvekkillerimizin 18-22 yaşlarında EĞİTİM ÇAĞINDA OLDUKLARI GÖZ ARDI EDİLMEKTEDİR.  31 Temmuz tarihinde yayımlanan 669 Sayılı KHK ile Müvekkillerimizin okulları kapatılmış, YÖK tarafından 06.10.2016 tarihinde internet sitesinden yapılan açıklamayla herhangi bir üniversiteye yerleştirilmemeleri kararı alınmış, akabinde 677 Sayılı KHK madde 4 hükmü ile sınavlara giriş hakları engellenmiştir. Bu durumun AİHS EK PROTOKOL madde 2 kapmasında düzenlenen “EĞİTİM HAKKI''NIN AÇIK İHLALİ olmasının yanında bu duruma sebep olan esas husus müvekkillerimizin 8 aydır tutuklu olması ve ne yazık ki DOSYADA HERHANGİ BİR İLERLEME KAYDEDİLEMEMESİDİR. Yaşıtları ve okul arkadaşları okullarında eğitim görmekteyken, müvekkiller cezaevinde sene kaybı yaşamaktadırlar.

Tüm bu bilgiler ışığında, adaletin bir an önce tecelli etmesi ve vatanımız için gelecek vaad eden bu öğrencilerin daha fazla mağdur olmaması adına, yargılamanın daha fazla sürüncemede kalmaması gerekliliğini kamuoyuna saygılarımızla duyurarak bugün burada bizlere destek veren ve yalnız bırakmayan tüm basın mensuplarına teşekkür ederiz.

HUKUK MÜCADELESİ 8 AYDIR SÜRÜYOR

Yaklaşık 8 aydır hukuk mücadelesi veren aileler seslerini duyurabilmek adına geçtğimiz hafta da Yeşilköy'de bir araya gelip Hava Harp Okulu önünde eylem düzenlemişlerdi.

'BAYRAĞI TANKIN ÜSTÜNE DİKEN ADAMIM' 

veysel1.jpg

Burada basına demeç veren tutuklu öğrenci babası Veysel Kılıç darbecilere direnmek için 15 Temmuz gecesi valiliğe gittiğini anlatarak " Hacı dede yürü’ diyen polis kardeşlerim… Şimdi ben o ''hacı dede’yim, değişmedim. Ben bu vatanın bekçilerindenim. Bize vatan haini diyemezsiniz. Şu bayrağı tankın üstüne diken adamım ben'' demiş oğlunun tutukluluğuna isyan etmişti. 

  

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem