Biraz da Selanik göçmenlerini övelim

Cem Yılmaz, yılbaşı gösteriminin ardından ırkçı ilan edildi. Bu toplumda yerli yersiz vatan haini ilan edilmek kadar yerli yersiz ırkçı ilan edilmek gibi bir gerçeğin olduğunu da hatırladık. Her ikisi de şüphesiz bayağı, pespaye ve sinir bozucu bir durumdur. Toplumumuzun belki de en temel problemi yaftalamadan düşünmeyi becerememektir maalesef…
***
Sayısız örneklerine şahit olduk. Kimlik siyaseti çok tehlikeli bir iştir. Toplumda kamplaşmalara neden olmasının yanında beyinleri adeta dumura uğratmaktadır. Siz kimsiniz arkadaşlar? Birisi çıkar insanların vatan millet sevgisini ölçer öbürü çıkar ırkçılık ve faşistlik derecesini… Bir salın artık milleti… Sonra, bu haddi ve hakkı size kim veriyor? Hangi topluluk, STK, merci? Söyleyin biz de katılalım…
***
Sivil toplumculuğun da cılkını çıkardılar. Bireyin gücünün ait olduğu grupla sınırlı olduğu ülkemizde kendini birtakım toplulukların içine atan Kara Murat kesiliveriyor… Görünüşte mağduriyet yaşayan toplumsal kesimlerin hakkını hukukunu savunuyorlar. Whatsapp grupları ise linç yiyorum destek atın, linç etmek istiyorum destek verin mesajlarıyla dolu… Şimdi tek tek paylaşsan başın hukuki anlamda belaya girer.
***
Bu narsist ortamlarda hiçbir sağlıklı insan zaten durmuyor. Elini ayağını çekip işine gücüne bakıyor… Ortamların iç yüzünü bilmeyen de narsist eğilimlerin manipülasyonlarına maruz kaldığının farkında olmadan basıyor retweeti, linçe katılıyor… Ya da bilemiyorum bir yere dahil olmak, kabul görmek belki onların da işine geliyor… Sabahtan akşama kadar birbirlerine soğan doğrayan bu tür insanlar; onu bunu yargılama, idam etme cesaretini kendilerinde buluyor olacaklar ki çekinceleri yok… Merak ediyorum, insanlara en hassas konular üzerinden sallarken, dayak yemekten de mi hiç korkmuyor musunuz acaba?
***
Dayak dedim. Boşuna demedim… Bakın size birkaç sene önce Ankara’da yaşanan bir olayı anlatayım. Bir siyasi partinin ilçe düzeyinde bir yöneticisi, arabasını sanayiye götürür. O esnada esnafla sohbet başlar. Konu tabii ki siyasete gelir. Bahsi geçen yönetici sazı eline alır, işi vatan hainliğine kadar getirir. Kaportacı da milliyetçi bir adam çıkar, buna dayanamaz, ağzına burnuna iki tane yerleştirir. Kan revan içinde evine döner… Şimdi yine duyarcılar çıkacaktır, bu durumu onayladığım sonucu çıkmasın tabii… Şiddet savunuculuğu yapacak halimiz yok… Ancak dikkat çekmek istediğim nokta her insanın tahammül ve hassasiyet düzeyi aynı derecede değildir. Sen insanları yaftalayarak bir zevzeklik yaparsın ama karşındakinin gücüne gittiğinde böyle sonuçlarla karşılaşmak da olasıdır. Sözün özü zevzeklik kötü bir şeydir. Yapmayınız efendim… Ucunda dayak var diye değil, insan olmanın gereği olduğu için yapmayınız böyle şeyler…
***
Hep kötü örnekler vermeyelim. Biraz da toplum adına iyi olan örneklerden bahsedelim. Gündemi takip edenler bilir. Ülkemizde hemen her ay, Balkan -Selanik göçmenlerine karşı bir nefret söyleminde bulunulur herhalde… Bazen Atatürk düşmanları bize saldırır, ne dönmelik kalır ne Sabetayistlik… Bazen Ali Koç üzerinden haşlanırız. Suriyeliler üzerinden bile saldırırlar… Hepsini anladık da evcil hayvanlar üzerinden mesele nasıl olur da gelir bize dayanır anlamış değilim. Bize diyorum çünkü hem anne hem baba tarafından ben de Selanik göçmeniyim… Sağcı görünümlüsünden solcu görünümlüsüne kadar, özünde modernizm karşıtlığı olan herkes alttan bir dokundurur geçer… Türkiye’de sistemli bir şekilde, periyodik olarak bu kadar hedef gösterilen başka bir topluluk yoktur herhalde. Sanki bir takvimi ve saati varmış gibi…
***
Bizimkiler mi? Hiç oralı olmazlar… Ne meseleyi kimlik siyasetine dökerler ne sosyal medyada linç kampanyası başlatırlar… Her seçimde demokrasinin bir gereği olarak, bireysel anlamda gider sessiz sedasız oylarını kullanırlar… Türlü türlü terbiyesizliğe, ötekileştirmeye rağmen yıllardır bu duruşları hiç değişmez… Ülkenin kurucuları bu insanlardan çıkmasına rağmen gram kibir göremezsin… Kadınları güzeldir, erkekleri yakışıklı… Kendilerine güvenen tavırları kibirden değil, asalettendir… Aydın, yurtsever insanlar olarak kimseyi ötekileştirmeye de çalışmazlar… Bir siyasal partide, kurumda hemşericilik üzerinden rant hesapları yaptıklarına şahit olunmaz mesela… Mikro milliyetçilikle, kimlik siyasetiyle işleri olmaz. O halde soru şu olmalıdır… Ne istiyorsunuz kardeşim bu insanlardan? Amaç marjinalize etmekse beyhude bir çaba. Bu tongaya yıllardır düşmediler, düşmezler de… Tek amaç delirtmekse onu bilemem tabii… Ama burma bıyıklı delilerimiz de oldukça meşhurdur son tahlilde… Onu da hatırlatmakta fayda var.

Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR