‘Geççek’ şarkısının proaktif yönü

Bazen dilimizin ucuna gelir ama söyleyemeyiz ya… Bazen adımız gibi emin oluruz ama teşhis koyamayız ya… İşte sanat denilen olgu çoğu zaman böyledir… Estetik duygu, farklı farklı anlamlara, duygu durumlarına sürükleyebilmektedir hepimizi… Bu özellikleri taşıyan sanat kadar bir başka olgu daha var aslında… Hangi mesleki kritere göre olduğu bilinmese de titrini kullanan sayısız danışmanın, uzmanın olduğu, ismiyle 80’in üzerinde fakültenin açıldığı, adını dağlara yazdığımız, buğulu camlara kazdığımız o şeyin adına iletişim diyoruz… Tarkan’ın “geççek” şarkısını sanat kadar iletişim disiplini açısından da biraz yorumlamak gerekir şüphesiz…  Dilimizin ucuna gelip söyleyemediklerimizi sıralayalım o halde biz… Başlayalım…
***
Pek sanmıyorum ama belki muhalefetin bilinçli bir iletişim stratejisidir bu şarkı… Bu ihtimal düşünülebilir. Belki de sanatçı bir gün otururken bireysel olarak kafası atıverdi ve siyasi bir gönderme içeren böyle bir şarkı yaptı. Olabilir mi? Bu da olabilir… Belki de sanatçı siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan bambaşka hissiyatlar ile bu şarkıyı ortaya koydu… Mümkün mü? Bu da mümkün… 
*** 
Varsayımlar çoğaltılabilir elbette. Ancak şarkının çıkış noktası ne olursa olsun proaktif bir halkla ilişkiler stratejisine hizmet ettiği inkâr edilemez bir gerçektir… Planlı da gerçekleşse plansız da muhalefet açısından avantaj içeren bir durum hâsıl olmuştur…  İlle siyaset temelli bir değerlendirme yapılacaksa, tartışılması gereken muhalefet partilerinin bugüne kadar açılan ortaların kaçını gole çevirebildiği olmalıdır. Toplumsal muhalefetin bu şarkıdan beklentisini bu noktadan hareketle tartışmalıyız. Zira değil Tarkan, üstat Âşık Veysel mezarından kalkıp gelse ve muhalefet adına bir türkü yapsa elverişli zemini değerlendirmesini bilmeyen muhalefet olduktan sonra bir işe yaramayacaktır… Bugüne kadar örneklerini gördük, görmeye de devam ediyoruz…
*** 
Halkla ilişkiler, sözcüklerle eylemlerin dansıdır adeta… Kurumların, işletmelerin, siyasal partilerin amaçlarını gerçekleştirmek için ortaya koydukları stratejilerdir. Proaktif ve reaktif stratejiler ise iki önemli halkla ilişkiler stratejisidir. Yazının konusunu teşkil eden proaktif halkla ilişkileri açıklayacak olursak, fırsat yaratmak ve kollamak üzerine inşa edilir. Savunmadan çok ataklar söz konusudur. Kısa vadeli değil daha uzun vadede hedeflere hizmet eder. Örneğin Omega 3 içeren bir şampuanı piyasaya sürmeden önce medyada Omega 3’ün yararlarına, hangi besinlerde bulunduğuna dair haberler yaptırarak proaktif bir zemin yaratılır. 
*** 
Tarkan şarkıyla şu ifadeleri kullandı: “Bir yıl kadar önce ruh halimin çok iyi olmadığı bir dönemden geçtim. Pandemi, dünyada olup biten üzücü olaylar, insanlığın endişe verici gidişatı, doğanın yok edilişi gibi bir sürü şey beni çok olumsuz etkilemiş, umudumu kaybeder gibi olmuştum. O anlarda bu şarkının melodi ve sözleri içimde yankılandı. ‘Geççek geççek elbet bu da geççek, gör bak umudun gününü gün etçek’. Hepimize iyi gelecek bir şarkı yazmalıyım dedim. Belki bu şarkı bizi biraz teselli eder, bize moral verir, umut olur diye düşündüm. Dilerim ki ‘Geççek’ yüzünüzde bir gülümsemeye vesile olur ve hepimize iyi gelir.”
*** 
Açıklaması gayet net gözüküyor. “Siyasi bir amaç yok” diyor. Ancak bilinçli de yapılsa bilinçsiz de konunun proaktif bir temeli elbette mevcut. Açılan orta, doğrudan taca mı çıkacak yoksa usta bir ayakla gole mi dönüştürülecek bilemiyoruz… Ne de olsa maç 90 dakika. Ancak muhalif seçmenin “Ofsayt Osman” psikolojisinde olduğu da ortada… 
Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle...


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR