Türkistan (Orta Asya) coğrafyası popüler söylemlerle değerlendirilmemeli

Seyyar satıcılık yapan Tunuslu genç bir adam, 17 Aralık 2010'da, polis tacizini protesto etmek için kendini ateşe verdi. Bu olay, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde “Arap Baharı” olarak kavramsallaştırılan süreci başlatmış oldu. Akabinde, Türkiye’de sayıları azımsanmayacak bir kesim “devrim geliyor” naraları atmaya başladı. Bunun bir devrim süreci olmadığını iddia edenler statükoculukla hatta abartmıyorum Arapları ötekileştirmekle bile suçlandı. Genç Siviller üyesi sol görüşlü bir arkadaşın sosyal medya hesabından “Iyy Araplar o ellerle devrim mi yapıyormuş” şeklinde laf sokması dün gibi aklımda. 
Her neyse… Sözün özü ülkemizde bu tür popülist ve suçlayıcı yaklaşımlar hiçbir zaman değişmedi. 
***
“Arap rönesansı / devrimi/baharı” olarak adlandırılan süreçle ilgili yüzlerce makale, köşe yazısının kaleme alındığı bir süreçte, 2011’in ocak ayında, kulakları çınlasın Prof.Dr. Serkan Taflıoğlu hocayla bir röportaj yapmıştım. 
Röportajın başlığı onun ifadesiyle “Orta Doğu coğrafyası popüler söylemlerle değerlendirilmemeli” olmuştu. İlk sorum çok basitti: Devrim nedir, ayaklanma nedir? Bu oldukça basit soru karşısında Serkan Hoca, şu cevabı verdi:
“Fransız devrimi sürecinde XIV. Louis’in yanında bir siyasi danışman var. Hareket başlayınca, kral ‘eyvah ayaklanma oluyor’ diyor. O da karşılık olarak ‘hayır efendim, devrim oluyor’ diyor. Senin sorduğun bu soru zaten siyaset biliminin temel sorularından biri. Ne devrimdir ne halk ayaklanmasıdır… Zaten siyaset bilimcileri ve tarihçileri o ifadeyi tartışır. Fransız devriminde kral ve siyasi danışmanın konuştuğu konu biraz daha uzun ama detaya girmek istemiyorum. Ayaklanma mı devrim mi? Bu hep tartışılmıştır.”
***
“Orta Doğu coğrafyası başta olmak üzere birçok bölgenin anayasal ve sosyolojik yapısı bilinmediği için süreç medyada popüler söylemlerle değerlendiriliyor. Nitekim ondan sonraki tahminler tutmuyor. Ne Mısır’da ne Tunus’ta hiçbir şey bitmiş değildir. Anayasa, kurumlar, kuvvet komutanları olduğu gibi duruyor. ‘Domino süreci’ diyorlar ya bizim medyada… Hiçbir şeyin yıkıldığı yok! Rejimler olduğu gibi duruyor.” 
*** 
Orta Doğu’da olaylar başlayalı 15-20 gün olmuş, kimisi devrim naraları atıyor kimisi stratejik derinlik… Böyle bir süreçte basit bir üniversite gazetesinde en doğru tahlillerle bunlar dile getirilirken, memleket de bunca akıllının önderliğinde göz göre göre uçuruma sürükleniyor. Gelinen noktada Orta Doğu coğrafyası ise daha beter bir hale geliyor… Milyonlarca insan evsiz  kalıyor... Kontrol altına alınamayan göz dalgaları başlıyor. Yoksulluk ve işsizlik kronikleşiyor... Kadın hak ve hürriyetlerinin genişlemesini bırakın kadının statüsü belki 200 yıl daha geriye gidiyor… Gazeteciler, fikir insanları zindanlara atılıyor… Ne devrim, ne bahar hiçbiri gerçekleşmiyor. 
*** 
Kazakistan’daki olayların ardından yine benzer bir süreç yaşanınca 11 sene önceye gittim ve Serkan Hoca’nın söylemini “intihal yaparak” aldım. Umarım kızmaz... 
Sosyal  medyaya bir bakın. Kazakistan’da devrim yaptılar, Orta Asya’da yaptılar, sonra geldiler Türkiye’ye el attılar… Baba bir durun sakin olun… Ne oluyor hemen?
***
Evet, Türkistan (Orta Asya) coğrafyası popüler söylemlerle değerlendirilmemelidir. Sadece Türkistan ya da Orta Doğu coğrafyası değil hiçbir coğrafya bu bakış açısıyla değerlendirilmemelidir.  Hatta daha da artırıyorum, sadece uluslararası ilişkiler değil hiçbir alan anlık reflekslerle bu mantaliteyle değerlendirilmemelidir. Süreci doğru okumak, popüler söylemlerden uzak durmak, en önemlisi manipüle etmemek ve edilmemek son derece önem arz etmektedir. Haftanın son yazısıyla bugünlük benden bu kadar… Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR