Doğruları saptırma ve acz...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbula yapılması planlanan üçüncü köprüye karşı çıkanları ilginç bir şekilde eleştiriyor:

Köprünün daha adı duyuldu hemen karşı çıkıldı. Bugün karşı çıkanlar birinci köprüye de, ikinci köprüye de karşı çıkmışlardı. Ama, utanmadan sıkılmadan iki köprü üzerinden de seyahat ettiler. Şimdi, üçüncü köprüye de karşı çıkıyorlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu sözleri 10uncu Ulaştırma Şurasında söylemiş. ( Milliyet gazetesinin arşivinden aynen aldım)

Devleti yönetenlerin bazı şeyleri işlerine geldiği gibi yorumlamaları o kadar fazlalaştı ki, akıl almıyor.

Boğaz Köprüsüne karşı çıkıp, sonra o köprü üzerinden utanarak değil göğsünü gere gere geçen yiğit bir adamı yitirdik. İnşaat Mühendisi İbrahim Bulutoğlunu... Bu yiğit adam, 1960lı yılların sonuna doğru, Boğaziçi köprüsüne karşı çıkarak Karayolları Genel Müdürlüğü Plan Proje Daire Başkanlığından Genel Müdür Yardımcısı Halim Ağaoğlu ile birlikte istifa etmişlerdi.

Bu iki insan, köprünün yapımına karşı çıkarken, planlamanın doğru yapılmaması, bağlantı yolları olmaması gibi nedenlerle, karşı çıkmışlar, yakın bir gelecekte,  ikinci, üçüncü köprülerin yapılmasının zorunlu hale geleceğini ileri sürmüşlerdi. Iyi bir planlama yapılmadan köprü yapımını gerçekleştirmenin doğru olmadığına vurgu yapmışlardı. Haklı da çıktılar. Önce ikincisi yapıldı, şimdi üçüncüsü... Sonra dördüncü yapılır mı bilmem..

Devleti düşünerek makamlarından kaç kişi istifa etmeyi göze alır.
Köprü yapımlarına karşı çıkanların gerekçelerini anlamayanlara duyurulur.
Bu vesile ile İbrahim Bulutoğluna rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.

Acz ifadesi

Erdoğan,11inci muhtarlar toplantısında da bir aczi ortaya koymuştu, o günlerde üzerinde hiç durulmayan..

"Külliyede Doğu ve Güneydoğudan muhtarlarla yaptığımız toplantıya, 90 kadar muhtar başlangıçta teyit vermiş olmalarına rağmen gelemedi. Tehdit altındayız o nedenle gelemiyoruz dediler son anda. "

Devleti temsil eden bir kişinin, 90 kadar muhtarın PKK tarafından tehdit edildiği için Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gelemediğini söylemesi tam bir acz ifadesi değilse, nedir?

Muhtarlar size, "tehdit altındayız o nedenle gelemiyoruz" diyor, siz önlem almıyor, aldıramıyorsunuz, bir de yakınıyorsunuz.

Bu iktidarın, devleti temsil edenlerin zayıflığı, aczi değilse, bunu nasıl izah edersiniz?

Bununla kalsa iyi. Erdoğan aynı konuşmasında, milletvekili seçiminde aday olmak istemesine karşın, korkudan vaz geçen bazı kişilerin bulunduğuna da vurgu yapıyor.

Bu da bir başka itiraf... Bu iktidarın yönettiği devletin, vatandaşının can ve mal güvenliğini koruyamadığının itirafı...

Sandık başına...

Seçime az bir zaman kaldı...
Cumhurbaşkanı Erdoğan her gün  bir toplantıda konuşuyor, yetmiyor televizyon televizyon dolaşıyor. Tabii AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da...
Bu da gösteriyor ki, tarzan zor durumda...

AKP, Haziran seçimindeki oyunu alabilirse sevinecek gibi... O nedenle de yükleniyorlar meydanlara, toplantılara, yandaş televizyonlara...
Olayları, diledikleri kadar saptırmaya, eğip, bükmeye devam ediyorlar..
Görünen o ki, bu millet AKPye tek başına iktidar vermeyecek...
Sonuç ne olursa olsun, her yurttaş mutlaka gidip, 1 Kasımda oyunu kullanmalı ve sandıklara sahip çıkmalıdır.

Özgür ve bağımsız haberciliğin,gerçek gazeteciler tarafından yapıldığı bir mecra olarak yola çıkan ABCgazetesinde düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı sürdüreceğim.

Not: Çetin Altanın ölüm haberi geldi şimdi. Tanrı taksiratını affetsin..

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR