Orada sesimizi duyan yok!

Tam 19 yıl önce;
16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan geceydi.
Gökyüzünü anlamsız bir kızıllık aydınlatıyor, yıldızlar insanların toplandığı yerde kümeleniyordu.
Nasıl oluyordu bu?
Hani derler ya “bir yıldız kayınca bir insan ölürmüş.”
O gece pul pul dökülüyordu sanki yıldızlar…
Ve bu kez kimsenin aklına dilek tutmak gelmiyordu…

Kocaeli’nin en uzun gecesiydi çünkü…

Oysa ne umutlarla koymuştuk kafamızı yastığa.
Kimimizin yarın düğünü olacak, kimimiz kazandığı okula kayıt yaptıracak, kimimiz aylardır hayalini kurduğu tatile gidecekti…
Olmadı…
O gecenin sabahı da yarını da olmadı!

Bir daha akıllarımızdan hiç çıkmayacak derin bir uğultu ve sarsıntıyla gözlerimizi açtık.
Şanslı olanlar yataklarından fırladı, şanslı olmayanlar belki gözlerini bile açamadan beton blokların altında can verdi.

Ambulanslar, siren sesleri, helikopterler ve imdat çığlıkları karıştı geceye…
Etraf toz duman, herkesin ağzında aynı cümle;

Orada kimse var mı?

Orada;
oğlunu kurtarmak için ona siper olmuş bir babanın cesedi,
Yarın düğünü olacak kızını, iki gün boyunca enkaz altında göğsünde uyutur gibi bekleyen bir annenin sessizliği,
Cılız sesiyle dışarıya sesini duyurmak istermiş gibi ağlayan bir bebeğin avazı,
Kendi kurtarılmış gibi önce annemi babamı kurtarın diye haykıran çocuklar vardı.
Orada can havli, orada yıkılan evler, hayaller vardı!

Dışarısı da farklı değildi…

Orada;
beşikteki evladını kurtaramayan loğusa bir kadının feryadı
“Hayatta başka bir şeyim kalmadı” diye minderine sarılıp gezen bir kadının deliliği
Eşini kurtarmak için çöken beş katlı binayı kürekle kaldırmaya çalışan bir kocanın çaresizliği,
Sevdiğinin buz kesmiş eline sarılıp, bedenini enkazdan çıkartmaya çalışan bir adamın gözyaşları,
Morga çevrilen buz pistinde, tanıdık bir yüz arayan insanların umutsuzluğu
Çerçeveleri kırılmış mutlu aile fotoğrafları vardı…

Bir de kahrolası o tercih!

Yanı başında ‘Ne olur kurtarın beni’ diyen sesler
Tepende ‘TÜPRAŞ patlayacak kaçın’ diyen görevliler..
Orada,
vicdanınla insanlığın arasında verdiğin en büyük sınav vardı!

***

Saatler geçti, sonra günler…
Genzi yakan ceset kokuları arttıkça enkazdaki sesler azaldı.
Bu kez herkesin ağzında aynı cümle;

-Sesimi duyan var mı?

Yoktu!

Ne bir ses vardı ne hazırlıklı bir devlet!
Orada, kaderine terk edilmiş bir millet vardı.

Bugün tam 19 yıl geçti.
Ne mi değişti?
Hiç!
Orada hala sesimizi duyan yok!

Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR