Yeni Akit yazarı Karahasanoğlu: SP ve İP, aile düşmanları ile nasıl ittifak yapacak?

Yeni Akit yazarı Karahasanoğlu: SP ve İP, aile düşmanları ile nasıl ittifak yapacak?

Karahasanoğlu: Dindar Saadet Partisi’nin bunlarla ne işi olabilir, söyler misiniz?

Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, Türkiye’nin 1 Temmuz’da resmen ayrıldığı, kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası İstanbul Sözleşmesi ile ilgili  Prof. Dr. Yakın Ertürk’ün "İstanbul Sözleşmesi’nin dinci sağa, HDP’yi kapatmanın ise milliyetçi sağa sunulması, esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik ilkelerine bir meydan okumadır" sözlerinin CHP’nin zihniyetini yansıttığını belirterek Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifak yapmayan Saadet Partisi'ni eleştirdi, "Bunlarla, dindar bir partinin ne işi olabilir, söyler misiniz?” diye sordu. 

5 Haziran’da, İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Ertürk’ün, CHP’ye ‘yakın’ Cumhuriyet gazetesinde tam sayfa röportajının yayınlandığını ifade eden Karahasanoğlu,  İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına destek veren Saadet Partisi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifakın gündeme gelmesi sırasında dile getirdiği “Günahın büyüğü olanla ittifak yapılmaz!” sözlerini hatırlatarak, “Ve bu tanımlama ile, CHP’yi değil de AK Parti’yi gösteriyorlar ya.  Devamında da.. ‘CHP eski söyleminden vazgeçti. Artık dindarlara karşı daha hoşgörülü bir söylem içinde.. Bizim de ittifak yapmayı düşündüğümüz CHP, işte bu CHP’ diyorlar ya” diye yazdı.

Ertürk’ün sözlerinin, CHP’nin  zihniyetini ifşa ettiğini belirten Karahasanoğlu, “’Tehlikenin farkında mısınız” uyarısını yapıyorum” dedi.

Ertürk’ün  “Erdoğan, kürtajı cinayet olarak tanımlayıp, sezaryenle doğuma karşı çıkarak yasal hakkını kullanan binlerce kadına katil imasında bulunmuş oldu. Bu söylem kadın haklarına açık bir savaşın ilanı niteliğindeydi” dediğini aktaran Karahasanoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konudaki sözlerinin kendi şahsi görüşü olmadığını, Saadet Partililerin de iman ettiği, İslam’ın görüşü olduğunu yazdı.

Kürtajın cinayet olduğunu ifade eden Karahasanoğlu, “Ama, CHP’nin yayın organındaki röportajda, kürtaj bir kadın hakkı olarak gösteriliyor! Bu profesör yarın, kocasını öldüren kadınların da, ‘bir hakkın ifası çerçevesinde eşlerini öldürdüğü’ iddiasında bulunursa, hiç şaşırmayın..

Profesörümüzün karşı çıktığı tek konu, kürtaj değil” dedi, eski Saadet Partisi Genel Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifaka karşı çıkan Mustafa Kamalak’ın CHP’nin zihniyetinde olduğunu yazdı.

 Karahasanoğlu, yazısına şöyle devam etti:

Hani bu hanım ablaya sorsak, ‘Refah Partisi’nin kapatılması, demokratik ilkelere meydan okuma mıydı’ diye..

Hiç şüpheniz olmasın..

“Haketmişlerdi” diyecektir..

Kafa bu kafa..

Ama bu kafalarla ittifak hazırlığında olan başka kafalar var.

Dindar kafalar..

Dindarlardan oy isteyen kafalar..

Milliyetçi kafalar..

Toplumun temelinin aile olduğuna inandığını iddia eden ve savunan kafalar..

Bakın onlara hangi mesajı veriyor, Yakın Ertürk isimli profesör: “Modern toplumda, aile kurumu çelişkili fikirlerle algılanarak bir taraftan bir konfor alanı, diğer taraftan ise gelenek ve baskı kurumu olarak nitelendirilir. Sanırım her iki bakış açısının da gerçeklik payı var, kimin açısından baktığımıza bağlı olarak. Ev erkeğin sarayıyken pek çok kadın için risk alanıdır.”

Aileyi erkek için saray, kadın için risk alanı gibi gören bu kafalar..

Bakın daha ne laflar ediyorlar:

“Cynthia Enloe, ailenin temel bileşeni olan annelik ve doğurganlığın militarizmle yakından ilişkili olduğuna, ana rahminin adeta bir tür ‘asker kayıt merkezi’ olduğuna vurgu yapar. Dolayısıyla, ailenin denetimi hem devlet açısından, hem de eril güç açısından önem taşır, kutsallık atfı da buradan kaynaklanır.”

İnsaf ile söyleyin.. 

Vicdan ile söyleyin..

Bu ifade, ‘aile’ kavramına karşı yapılmış alçak bir ahlaksız sataşma değil de, nedir?

Bunlarla, dindar bir partinin ne işi olabilir, söyler misiniz?”

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem