Yeni Çıkanlar | 14 Ocak 2019

Yeni Çıkanlar | 14 Ocak 2019

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Max Aub

KARGANIN ELYAZMASI

Çevirmen:Seda Ersavcı

Kırmızı Kedi Yayınevi

Jacobo bir karga; meraklı, zeki, gözlemci bir karga üstelik. Kendi türünün yararına insan yaşamına dair çeşitli notlar düşmüş defterine. Akıl yürütme şekline bakılırsa feraset sahibi bir kargaymış. Ama eserini tamamlamaya vakit bulamadan ortadan kaybolmuş. Elinizde tuttuğunuz kitapta bu elyazmasının dilimize çevirisini bulacaksınız. Anlatılanlar Fransa toprakları içinde yer alan bir toplama kampında geçiyor. Zamanında Max Aub diye bir yazarın da yatmış olduğu bir kamp.

88 s.

İstanbul 2018

Edgar Allan Poe

ŞEHRAZAT’IN BİN İKİNCİ GECE MASALI

Çeviren: Selma Aksoy Türköz

Ketebe Yayınları

Şehrazat'ın Bin İkinci Gece Masalı sadece gotik edebiyatın değil bütün modern edebiyatın nüvesini barındıran büyülü öykülerden oluşuyor. Poe'nun görkemli muhayyilesi düşünülünce seçkide yer alan dokuz öykünün her birinin apayrı bir zenginlik ve renk taşıdığını dikkatli okur fark edecektir.

Öykünün bu büyük ustasının dil ve üslubunun derinliği gözetilerek yapılmış özenli ve güçlü çeviriler, Poe'yu yeni bir yorumla yeniden okumak için kaçırılmayacak bir fırsat. Morgie Sokağı Cinayetleri, Usher Evinin Çöküşü, Şişedeki Mektup, Şehrazat'ın Bin İkinci Gece Masalı, Amontillado Fıçısı, Aldatma, Morella, Çan Kulesindeki Şeytan, Duc de l'Omelette öykülerindeki gizem, dehşet, korku, tuhaflık muhatabını kendi iç dünyasındaki karanlıkla yüzleşmeye sürükleyerek, karşı konulamaz bir davete dönüşüyor.

136 s.

İstanbul 2018

Rafik Schami

SOPHİA VEYA TÜM HİKAYELERİN BAŞLANGICI

Çevirmen:Sevinç Altınçevik

Kafka Yayınevi

“Hafıza dediğin aslında neydi? Salman düşünüp yazarken, birçok şeyin üzerini çizerken, hafızayı sadece bir arşiv gibi görmenin onu fazlasıyla basite indirgemek olduğunu fark etti. Hafıza bundan çok daha fazlasıydı. Uygun betimlemeyi ancak günler sonra bulabildi: Hafıza görünmez bir şehirdi. Birkaç eğlence mahallesi, gizli kuytuları, her türden tamirhaneleri, bir mezarlığı, bir morgu, bir krematoryumu, azizler için birkaç tapınağı, korkup kaçınılacak karanlık bölgeleri, bir müzesi, nefret edilenler için zindanları, buzhaneleri, eski maceraların ısıtıldığı kalorifer kazanları ve sulanan, bakılan veya ihmal edilen bahçeleri vardı. Bilimin bütün çabalarına rağmen, bu tuhaf hafıza şehrinin işleyişi, tıpkı okyanusların karanlık dehlizleri gibi sırlarını koruyordu.”

Sophia gençliğinde Kerim'e aşık olmuş ancak aile baskısı sonucunda zengin bir kuyumcuyla evlenmiştir. Yıllar sonra Kerim işlemediği bir cinayetle suçlandığında Sophia onun hayatını kurtarır ve Kerim bir gün ihtiyacı olursa canı pahasına da olsa onun yardımına koşacağına söz verir.

Bu olaylar hafızanın tozlu raflarında yıllanmışken, Arap Baharı öncesindeki sessiz fırtınanın ortasında Sophia'nın biricik oğlu Salman, Roma'daki sürgününden, çok özlediği vatanı Şam'a döner. Ancak bir yandan ailesive dostlarına kavuşup çocukluğunun mahallelerinde gezmenin heyecanını,bir yandan da memleketindeki değişimin şaşkınlığını yaşayan Salman'ı tehlikeli günler beklemektedir; bir sabah gazetede kendi fotoğrafını,altında da bir cinayetten arandığı haberini görünce tuzağa düştüğünü anlar. Canını kurtarmak için saklanıp izini kaybettirmeli ve ülkeden yeniden kaçmalıdır. İşte, Sophia, onca yılın ardından aşkı başka biriyle yeniden keşfetmiş olan Kerim'in sözünü böyle hayati bir günde anımsayacaktır.

Rafik Schami, Doğu masallarının canlılığını Avrupa edebiyatının keskinliğiyle bir araya getiren incelikli ve şiirsel üslubuyla hem çok yakınımızdaki bir topluma benzersiz bir bakış sunuyor hem de toplumsal fırtınaların ortasında bile umudu ve cesareti yeşertip hayat kurtarabilen aşkın gücünü anlatıyor. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, sadakat ve ihanet arasında çok hassas bir denge kuranSophiatüm insanlar için anlayış ve uzlaşının bir hayal değil, gerçekleştirilebilir bir hedef olduğunu hatırlatıyor.

424 s.

İstanbul 2018

China Mieville

YENİ PARİS’İN SON GÜNLERİ

Çeviren: Betül Çelik

Yordam Kitap

Sanatın her alanında geniş yankılar uyandırmış, insanlığın gerçekliğe dönük bakışını ve algısını değiştirmiş, Dali'nin “eriyip gitmiş saat” çizimlerinden Breton'un “büyük çizgileriyle tanınan umutsuzluk” şiirlerine büyük bir akım: Sürrealizm.

Toplumun her alanında büyük yankılar uyandırmış, korkunç yıkımlara yol açıp gerçekliğimizi darmadağın etmiş, bu arada “faşizm” belasını da insanlığın başına bela etmiş, yakın tarihin en korkunç olayı: İkinci Dünya Savaşı.

“Tuhaf kurgu”nun ustası China Miéville, ikisini bir araya getiriyor!

İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Paris'te. Eski Paris'te ve “yeni”sinde!

Gerçeküstücülerin resimlerinden, şiirlerinden ve manifestolarından fırlamış “manif”ler dolaşıyor şehirde. Gerçeklikle ilgili algımızı dönüştüren o çizgi ve sözcüklerden “tezahür eden” varlıklar…

“Muhteşem ceset” en başta, pek çok “manif” var şimdi aramızda. Yeraltı mücadelesi sürdüren militanlar gibi, Direniş (Rezistans) hareketinin birer parçası onlar da.

Faşizme karşı direnişin, Fransa'daki “rezistans hareketi”nin romanı Yeni Paris'in Son Günleri. Direniş içerisindeki sürrealistlerin. Resimlerle, şiirlerle, romanlarla, sözcüklerle, “manif”lerle direnenlerin…

“Tuhaf kurgu”nun ustasından, bir solukta okumalık!

224 s.

İstanbul 2018

Jean Louis Fourier

OTOPSİM

Çeviren:Aysel Bora

Yapı Kredi Yayınları

Daha ziyade aile anlatılarıyla tanıdığımız Jean-Louis Fournier bu kez otopsi masasına kendisini yatırıyor: Aşkları, eşi, iş yaşamı ve iz bırakmış anıları… Otopsim konusu, dili ve Fournier'nin olmazsa olmaz mizah anlayışı gereği onun başyapıtlarından biri olmaya aday.

Hey! Buraya bakın!

Mösyö Fournier öldü.

Ama hissetmeye, hatırlamaya ve anlatmaya devam ediyor.

Cesedi otopsi masasında.

Hala yakışıklı.

Üstelik mizah anlayışından da hiçbir şey kaybetmemiş.

128 s.

İstanbul 2019

Frederick Kempe

BERLİN 1961

Çeviren:Yüksel Taşkın

Doğan Kitap

“Olayları titizlikle ele alışı göz kamaştırıyor.”

-The New York Times

“Tarihe damga vurmuş bir yılın muhteşem hikâyesi.”

-The Economist

1961 yılının Haziran ayında, Sovyet lider Nikita Kruşçev Berlin'i dünyanınen tehlikeli yeri ilan etmişti. ABD'nin çiçeği burnunda başkanı John Kennedy için de Berlin vazgeçilmezdi. O yaz, 1989'da yıkılıncaya dek, dünyayıortasından ikiye bölecek olan Berlin Duvarı inşa edildi. Ardından Amerikanve Sovyet tankları tarihte ilk kez karşı karşıya geldi. Yapılacak tek bir hata,III. Dünya Savaşı'nı başlatacak kıvılcımı çakabilirdi. Çok sayıda belge ve röportaja dayanan Berlin 1961, Soğuk Savaş'ın en belirleyici olaylarından birini, olağanüstü detaylarıyla gözler önüne seriyor.

664 s.

İstanbul 2019

Alberto Moravia

DÜZEN ADAMI

Çeviren:Leyla Tonguç Basmacı

Kolektif  Kitap

Düzen Adamı çocukluğundan itibaren normalliğin peşine düşen Marcello'nun hayatı ekseninde toplumsalalışkanlıkların ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor. Alberto Moravia kahramanı Marcello'nun takıntıderecesindeki normallik arzusunu bir dürtü olarak tarif ediyor: “Kabul gören genel bir kurala uymairadesiydi, farklı olmak suçlu olmak anlamına geldiğine göre başkalarına benzeme isteğiydi” onunki.

“Maneviyatla sanatsal bütünlüğün nadiren rastladığımız birleşimi Moravia'yı Avrupa'nın en iyi yazarlarıarasına yerleştiriyor.”

- John Burnside, Guardian

“En önemli romanı Düzen Adamı'nda Moravia, sinik fırsatçılar ülkesinde cinsellikle siyaset arasındakikarmaşık ilişkiyi keşfediyor.”

- Rachel Donadio, New York Times

328 s.

İstanbul 2018

Hazırlayan: Ayşe Boren

ARKEOLOJİ

Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması

İletişim Yayınevi

Bu derlemedeki yazılar, geçmişi yorumlamak ve geleceği tayin etmekiçin verilen mücadelenin ana mecralarından biri olan arkeolojininpolitikasına ışık tutuyor. Arkeoloji, üzerinde hak iddia ettikleri topraklaaralarındaki tarihsel bağı ispat etmek isteyen ulusdevletlerin,kendilerine şanlı bir geçmiş kurgulamak isteyen halkların ve toprakgasplarını medeniyet anlatılarıyla meşrulaştırma gereği duyankolonyal güçlerin elinde etkili bir araca dönüşmüştür.

1980'lerden itibaren disiplin içinden ve dışından arkeoloji pratiğineyöneltilen tüm eleştirilere rağmen, Irak'tan Filistin topraklarına kadar21. yüzyılda yaşanan çatışmalar, arkeolojik eserlerin günümüzde halasavaş sahalarına sürülebildiğini gösteriyor. Bu derlemeye katkıdabulunan yazarlar, ulusların inşa süreciyle beraber bilimler arasındakiyerini sağlamlaştıran, kolonyalizmin himayesi altında serpilen vekapitalizmle eklemlenen arkeolojiyi, bu güçlerle arasındaki karşılıklı
üretim ve yeniden üretim ilişkisini gözden geçirmeye çağırıyor.

Hepsinden önemlisi, arkeologları, ölü topluluklarla değil yaşayaninsanlarla ve günümüzde hala etkinliğini sürdüren nesnelerleçalıştıklarının bilincinde olup buna uygun bir etik geliştirmeye davet
ediyor.

205 s.

İstanbul 2019

Ali Lidar

HAYATA RAĞMEN EDEBİYAT

İthaki Yayınları

Ali Lidar, Hayata Rağmen Edebiyat'la Kişisel Edebiyat Atlası'nın sınırlarını genişletiyor. Edebiyatın mihenk taşlarının yanında, unutulan yahut yeterince değer görmeyen edipleri de bilinmeyen yönleriyle anlatıyor.

Ali Lidar'ın özgün bakış açısıyla, yaşamlarını ve eserlerini ustalıkla kaleme aldığı yirmi yazar, edebiyatın hayatla kesiştiği coğrafyada okurlarını bekliyor. Bizi hayata karşı ne savunabilir, edebiyattan başka?

“Hayata Rağmen Edebiyat'ın yazarlarını seçerken yine tamamen sübjektif kriterler kullandım. Hiçbir kanonik kaygı gütmeden, sevdiğim, etkilendiğim, insanların okumasında yarar olabileceğini düşündüğüm yazarlara bir de benim penceremden bakılsın istedim. Bu yazarların hemen hemen hepsi üzerine binlerce sayfa yazılmıştır muhakkak. Amacım bu değerli birikime birkaç sayfa daha eklemek değil sadece, o yazarları neden sevdiğimi, onların eserlerinde ıskalanmış olabileceğini düşündüğüm neler gördüğümü anlatmak, paylaşmak istedim. Bu kitapta istisnasız bütün yazarlar sevdiğim ölüler arasından seçildi.

Galiba ölüleri ve onların hatıralarını yaşayanlardan ve yaşarken paylaşılanlardan daha çok seviyor ve önemsiyorum…”

184 s.

İstanbul 2019

Friedrich Engels

AİLENİN, ÖZEL MÜLKİYETİN VE DEVLETİN KÖKENİ

Çeviren:Mustafa Tüzel

İş Bankası Kültür Yayınları

Friedrich Engels (1820-1895): Alman sosyalist kuramcı. Lutherci sanayici bir babanın oğludur. Berlin’de eğitim gördü, orada Genç Hegelciler grubuna katıldı. Brüksel Komünist Federasyonu Merkez Komitesi’nin sekterliğini yaptı, ihtilâl için Almanya’ya döndü ve orada süreli yayınlar çıkardı, Barmen’deki işçi ayaklanmasına ve Pfalz devrimci ordusunun harekâtına katıldı. Sonrasında İngiltere’ye yerleşti. Eserlerinde diyalektik materyalist düşünceyi tabiat, felsefe, bilim vb. konulara tatbik etti. Paris’te tanıştığı Marx ile birlikte Kutsal Aile, Alman İdeolojisi ve Komünist Manifesto gibi büyük eserler kaleme aldı. Marx’ın eserlerine büyük katkı sağladı, başta Kapital (II. ve III. Cilt) olmak üzere bazı eserlerini de ölümünden sonra Engels yayımladı. İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu kitabıyla işçi sosyolojisini kurdu. Hayatını Marx’ın fikirlerinin başarıya ulaşmasına adadı. İlk kez 1884 yılında basılan Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’nde Engels, öncü antropolog Lewis H. Morgan’ın yabanıllık-barbarlık-uygarlık ayrımını kullanarak ve Marx’ın elyazmalarından hareketle, insanlığın kabileden çekirdek aileye, soy düzeninden devlete uzanan gelişimini materyalist bir tarih kavrayışıyla ve herkese hitap eden anlaşılır bir üslupla inceler.

236 s.

İstanbul 2019

ABC Kitap