Yeni Çıkanlar | 18 Şubat 2019

Yeni Çıkanlar | 18 Şubat 2019

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Ahmet Say
MÜZİK ÜZERİNE
Kor Kitap

“Müziğin doğuşu” konusu, müzikten çok, insanı anlatmayı öngörür. Müzik sanatının derinine indikçe “insan”ı anlamış oluruz. İnsanın biyolojik ve kültürel varlığı uzun yıllar öncesine dayanır. Peki müzik yaratma bilinci ne zaman ortaya çıkar, dersiniz? 19. yüzyılda, müziğin doğuşuna ilişkin teoriler ortaya atılmıştır: Herder'e göre, müzik “dil”den; Darwin'e göre, hayvan sesleri ve özellikle “kuş sesleri”nden; Stumpf'a göre, insanların birbirine “seslenmesi”nden; Spencer'e göre insanların duygusal ilişkilerinden kaynaklanmış ya da duygusal yakınlıklardan esinlenerek doğmuştur. Bizde, ilkokul kitaplarında yazılana göre ise insan, yaprakların hışıltısından, derelerin şırıltısından etkilendiği için benzetmeli olarak müziğe yönelmiştir… “Müzik nasıl doğdu dersiniz” diye soran yetkin bir müzik yazarı Ahmet Say, kaleme almış olduğu yazılarını “Müzik Üzerine” kitabında bir araya getirerek, okuru müziğin serüvenine bir kere daha davet ediyor. Düşünce tarihi ve müzik ilişkisi, Antik Yunan'da müzik kültürü, çağdaş müzik, halk müziğimiz ve müzik üzerine her şey…

176 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Terry Eagleton
RADİKAL KURBAN
Çeviren:Aslı Önal
Ayrıntı Yayınları

Eagleton bu kitabında felsefe, siyaset, edebiyat ve teoloji gibi disiplinlerin kesişim noktasında konumlanan ve gerek Antikçağ toplumlarının gerekse modern toplumsal düzenin temelini oluşturan kurban mefhumunu yatırıyor masaya. Kendi tabiriyle modern felsefenin, özellikle de Marksistlerin fazla teolojik bularak alaka göstermekten kaçındığı kurban mefhumunun izlerini havarilerin, Antikçağ filozoflarının, teologların ve Hegel'den Derrida'ya, Shakespeare'den Henry James'e, oradan da günümüze daha yakın felsefeci ve edebiyatçıların metinlerinde sürmeye çalışıyor. Konu bu denli yaygın ve katmanlı olunca, kendimizi disiplinlerarası diyalogların ve Aeneas'tan Kral Lear'a, Patrick Melrose'dan Anna Karenina'ya uzanan bir edebi şahsiyetler geçidinin ortasında buluyoruz.

Kurban mefhumunun yakından ilişkili olduğu, çarmıha gerilme ve tragedya, kutlu ve lanetli, thanatos ve eros, şahadet ve ahlak, mübadele ve aşırılık, günah keçisi ve armağan gibi kavramlarsa kitapta yürütülen genel tartışmanın yine teoloji, felsefe ve edebiyatta izi sürülen farklı katmanlarını oluşturuyor.
“Kurban”ın uzun zamandır tek taraflı ve yanlış yorumlandığından dert yanan Eagleton, kendi formülleştirdiği hâliyle “radikal kurban” fikrini, siyaset ve devrimle ilişkilendiriyor ve bu fikirde yaşamı zenginleştirecek devrimci bir dönüşüm potansiyeli görüyor. Nitekim kurbanın salt yıkıcı, yok edici veçhelerini ön plana çıkaran postmodern düşünce akımlarına da karşı çıkarak, onun daha “hayat veren” yönlerini anlatmaya çalışıyor. Hıristiyan teolojisi, Marksist ideoloji ve göstergebilimiyle psikanalizi harmanladığı ve edebiyatın büyülü dünyasını bir araya getiren çarpıcı bir düşünsel yaklaşımla, kurban mefhumunu yeniden yerli yerine oturtmaya çalışıyor.

224 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

W.B.  Yeats
İRLANDA MASALLARI
Çeviren: Servin Sarıyer
Kara Karga Yayınları

Periler olmasa İrlanda köylüleri şiire ve öykülere bu kadar düşkün olur muydu? Denizi ve karayı sevmeyi efsanelerinden öğrenmemiş olsalar, Donagal'ın köylü kızları ülkenin başka yerlerinde çalışırken eğilip de denizi öperler miydi? İrlanda masallarının temelinde, topluluklar halinde ya da yalnız yaşayan kara ve su perileri var. Eski zamanlarda olduğu kadar olmasa da, bu perilerin varlığına olan inanç hâlâ yok olmuş değil. Nobel Edebiyat Ödüllü İrlandalı şair W. B. Yeats, bu masalları hikâye anlatıcılarından dinleyip derleyerek aktarıyor ve İrlanda'nın meşhur perileri hakkında ayrıntılı bilgi veriyor.

200 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

İlker Başbuğ
ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ
Kırmız Kedi Yayınları

Bu kitap sizin tarihe şahitlik yapmanıza ve TSK'ya karşı yürütülen komplolara ilişkin kafanıza takılan bütün sorulara cevap bulmanıza yardımcı olabilir.
- Türk Silahlı Kuvvetleri neden hedef alındı?
- FETÖ oluşumuna, içerden ve dışardan sağlanan destekler nelerdir?
- 26. Genelkurmay Başkanı neden hedef oldu?
- 2010 YAŞ toplantısında kimler ne istedi?
- Kozmik Oda olayı nedir? Ne değildir?
- 26 ay Silivri'de kalmanın bir yararı oldu mu?
- TSK, FETÖ'cülerin TSK'dan temizlenmesinde neden başarılı olamadı?
- Siyasi iktidar TSK'ya karşı yürütülen komplolar karşısında ne yaptı?
- Ergenekon komplosu neden bitirilmiyor?

264 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Rudolf Rocker
MİLLİYETÇİLİK VE KÜLTÜR
Çeviren:Ali Çakıroğlu
Kaos Yayınları

1930'lar Almanya'sının felakete götüren koşullarında yazılan kitap, milliyetçiliğin kültür içindeki izlerini kılcal damarlarına kadar sürerken bütün bir Batı dünyasının kültür ve düşünce tarihini liberter bir gözle analiz etmekte…
Bu kitap hakkında ne dediler:

Milliyetçilik ve Kültür her türlü övgüyü hak eden, özgün fikirlerle dolu olağanüstü aydınlatıcı bir kitap. 
Albert Einstein

Milliyetçilik ve Kültür, hem geniş çaplı bilgilendirici analizleri hem de devlet tapıncına yönelik mükemmel eleştirileriyle siyaset felsefesine önemli bir katkıdır. Bertrand Russell

Rocker'ın, uzun tarihsel geçmişi keskin bir zekayla analiz ettiği bu çalışma insan toplumuyla ilgili düşüncemize önemli bir katkıdır. Despotizmin şu veya bu biçiminin insanlığın umutlarını, amaçlarını ve imkanlarını ele geçirdiği çağımızda, kitapta ifadesini bulan bakış açısının altı iki kez çizilmelidir. Lewis Mumford Milliyetçilik ve Kültür, çağımızın sorunları ve aydınlanma yıllarıyla ilgilenen herkes için iyi bir rehber olacak. Geniş bilgi birikimiyle dolu bu önemli esere sahip olmaktan büyük mutluluk duyuyorum; ve dünyanın her yerine ulaşmasını diliyorum. 
Thomas Mann

704 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Julio Cortazar
HAYVAN HİKAYELERİ
Çeviren:Süleyman Doğru
Can Yayınları

Evlerinde yalnız olmadıklarını fark eden iki kardeş. Şiddetli ve tuhaf bir hastalık nöbetiyle aksayan bir mektup. Ölümden bir anlığına dönen sevgili. Bir evin bahçesini işgal etmiş bir kaplan…Hayvan Hikâyeleri'nde Julio Cortázar bizi hayallerin ve kâbusların musallat olduğu apayrı bir gerçekliğe götürüyor.
Cortázar, 20. yüzyıl sonu Latin Amerika edebiyatına damgasını vuran “patlama”nın fitilini ateşlemiş isimlerin başında gelir. Üst orta sınıfın, küçüklü büyüklü burjuvaların doluştuğu mekânlara saldığı dehşetin ve saçmalıkların ardında karşı konulamaz bir coşkuyu, beklentileri baltalamaktan hoşlanan usta bir oyuncunun aldığı keyfi görmek mümkün. Cortázar'ınBütün Öyküleri'nde yer alan ilk öykü kitabıHayvan Hikâyeleri, 1951'de yayımlandığı haliyle Türkçede ilk kez okurlarla buluşuyor. Yazar labirentler, “öteki”ler ve doğası anlaşılamayan mahluklarla dolu bir dünyanın kapısını bize aralıyor.
128 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Neval Es-Sadevi
HAVVA’NIN SAKLI YÜZÜ
Arap Dünyasında Kadınlar
Çeviren:Ayşecan Ay
Ayrıntı Yayınları

Havva'nın Saklı Yüzü, ilk olarak 1977'de Arapça yayımlandı, İngilizce çevirisiyse 1980'de piyasaya çıktı. Kitap çıkar çıkmaz başarı yakaladı ve Arap toplumunda kadın çalışmalarının başlıca ders kitaplarından biri haline geldi. O zamandan bu yana Arap kadınları uluslararası arenada sivrilmiş ve toplumdaki statülerini iyileştirmeye yönelik önemli bir ilerleme kaydetmişlerdir. Fakat ne yazık ki Nevâl es-Sâdevî'nin kitabında gündeme getirdiği konuların pek çoğu bugün de geçerliliğini korumakta. Kitabı okumak, tam da bu nedenle, otuz yıl önce ne kadar gerektiyse bugün de o kadar gerekiyor.

Havva'nın Saklı Yüzü, Nevâl es-Sâdevî'nin külliyatında bir dönüm noktası ve Batılı bir okur kitlesiyle ilk buluşmasıdır. Kitap Arap dünyasında muazzam bir hiddetle karşılandı. Yazarı eleştirenler, onun Arap kadınları tasvirinin Arap dünyasına ilişkin kalıplaşmış yargıları ve önyargıları pekiştirdiği iddiasıyla ona ateş püskürdüler. Sözümona “ahlak bekçileri” için bir nefret nesnesi haline geldi, sürekli ölüm tehditlerine ve tacizlere maruz kaldı. Arap kadınları ve dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, Nevâl es-Sâdevî'nin geleneklere karşı çıkışına ve sıra dışı cesaretine çok şey borçlu. Nevâl es-Sâdevî, Havva'nın Saklı Yüzü ve diğer kitapları vasıtasıyla bir diyalog başlattı ve değişime dair tek umudumuz da bu türden bir açıklık ve diyalogda.

368 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Hazırlayan:Serhat Yüksekbağ
BAŞKA BİR SANAT MÜMKÜN MÜ?
Patika Kitap

“...[S]anatın topyekûn piyasaya teslim olduğunu, hiçleştiğini, tüm gücünü yitirdiğini iddia etmiyoruz. Aksine, ‘Başka bir dünya mümkün mü?' sorusundan yola çıkarak, ‘Başka bir sanat mümkün mü?' sorusunu sormanın bir zorunluluk hâlini almış olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Çünkü her şeyin sanat, herkesin sanatçı kabul edildiği günümüzde sanat alanının giderek silikleştiğini görüyoruz. Mevcut dünya ve kapitalist üretim biçimi bir bunalım içerisindedir. Bu bunalım hayatın her alanında kendini hissettirirken, sanatın tüm dallarında ciddi bir dizi krizin belirginleşmesi, bu krizlerden çıkış yollarının aranmasına yol açıyor. Nitekim elinizdeki kitabın merkeze koyduğu günümüzün sanat tartışmaları da buna işaret etmektedir. Biz de sanattan hayata, ‘başka bir dünya ihtimali' içerisinde tüm bu alanların tekrar tartışılmaya açılması gerektiğini düşünüyor, sanatın hâlâ bir gücünün olup olmadığının tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için kendi üretim alanımızda tartıştığımız bazı soruları yaygınlaştırmak, tekrar gündeme getirmek istedik.

Bugün kapitalist üretim ilişkileri içerisindeki sanat ve sanatçı bu ilişkilerden muaf mıdır? Üretilen her sanat eseri meta mıdır? Sanatın özerkliği neoliberalizm koşullarında mümkün müdür? Avangard sanat postmodernizm koşullarında varlığını sürdürebilir mi? Herkesin sanatçı olduğunun öne sürüldüğü bir dönemde sanat demokratikleşmiş midir? Yoksa avangard sanatın, hayatın sanat, sanatın hayat olduğu, herkesin sanatçı olabileceği toplum hayali, bugün piyasanın çağdaş sanat stratejisine mi dönüşmüştür? Sanatın bu kadar demokratikleştiği, herkesleştiği söylenen bir dönemde neden hâlâ sanat kavramına ihtiyaç duyuyoruz? Sanatın ve yaratıcılığın kökleri nelerdir? Sadece yetenekli insanlar mı sanatçı olabilir? Bu gibi soruların önemini daima hatırlamanın ve hatırlatmanın bir zorunluluk olduğuna dair inancımız, bu çalışmayı doğurmuştur...”

256 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Hannah Arendt
KANT’IN SİYASET FELSEFESİ ÜZERİNE DERSLER
Çeviren:Devrim Sezer, İsmail Ilgar
İletişim Yayınevi

Kant Dersleri organik bir bütünlük arz eder. Ele alınan temaların hepsi birbiriyle yakından ilişkilidir: İnsan yaşamına anlam ve değer verenin tam olarak ne olduğu sorunu; yaşamın hoşlanma ve hoşlanmama duyguları bakımından değerlendirilmesi; temaşa insanlarının insani ilişkiler dünyasına beslediği husumet; metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuz ve eleştirel düşünme ihtiyacı; ortak duyu ile anlama yetimizin savunusu; insan onuru kavramı; tarihsel düşünümün doğası; İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim; evrensel ile tikel arasındaki ilişki ve son olarak, yargı yetisinin kurtarıcı gücü.”
Ronald Beiner

Hannah Arendt'in 1970'te Kant'ın siyasi felsefesi üzerine verdiği dersler, hem Kant'ın hem de asıl, Arendt'in düşüncesinin yeniden inşasına katkıda bulunmuştur. Kant'ın Yargı Yetisinin Eleştirisi eserine odaklanan Arendt, bu muhakemeye dayanarak, kendi siyaset
felsefesini geliştirip tamamlar.

Arendt, siyasetin, düşünce etkinliğinin ve insanların birbirleriyle konuşarak var olmalarının anlamı, olanakları, sorunları üzerine konuşuyor, tartışıyor Kant'la. Bu eserin Arendt'in ölümünden sonra yayımlanmasını sağlayan Ronald Beiner'in açımlayıcı yorumları, Türkçe basıma yazdığı uzunca önsözle tamamlanıyor.

264 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Roger Garaudy
HATIRALAR
Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum
Timaş Yayınları

“Ben geçitlerden de geçtim, çıkmazları da yaşadım. İsterim ki, bunca mücadelenin, düşüşün ve yanlışın, umudun ve kardeşçe buluşmaların bana kazandırdıkları benimle gömülüp gitmesin.”Fikir ve eylem adamı olarak 20. yüzyıla adını yazdıran Garaudy, elinizdeki kitabı bu cümlelerle özetliyor.
Stalin'denNasır'a,De Gaulle'denFidel Castro'ya,Bachelard'danJean-Paul Sartre'a,Pablo Neruda'danPicasso'ya nice ünlü devlet, düşünce ve sanat adamlarıyla görüşüp tartıştığı meseleleri okuyucularıyla paylaşıyor.
Yazar, yaşadıklarından hareketle kendisinin kim olduğunu ve ne için yaşadığını sorgularken; tespitleri, tahlilleri ve teklifleri ile geleceğin dünyasına da ışık tutuyor.
Güleryüzlü bir geleceğe özlem duyanların heyecanla okuyacakları çok önemli hatıralar ve gerçek anlamda bir temel eser…

480 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

VE İNSAN TANRI’YI YARATTI
Çeviren:Melih Pekdemir
Ayrıntı Yayınları

MÖ 1. yüzyıl dolaylarında dünya tıka basa tanrılarla doluydu. Bunlardan binlercesi itişip kakışmakta, birbirleriyle rekabet etmekte ve kaynaşmaktaydılar. Birçoğu da göz açıp kapayıncaya dek sahneden kaybolmaktaydı. Suriye'de, caddelerde vecde gelmiş müritler, Atargatis'in aşk ve savaşın, bereket ve bekâretin tanrıçası rahipleri olmak uğruna kendilerini hadım ediyorlardı; bu durum putperestler (paganlar) bakımından Suriyeli, Fenikeli, Babilli ve Kenanlı tanrıçaların kaynaşmış oluşunun çelişkili fakat hiç de sorun yaratmayan bir sonucuydu. İsa dönemindeki Celile'de, henüz yüzyıl önce cebren Yahudileştirilmiş olan bu bölgede kutsal insanlar yağı şaraba dönüştürmekte, hastalara şifa vermekte, şeytan çıkarmakta ve kendilerinin Mesih olduklarını iddia etmekteydiler. Günümüz Türkiye'sindeki Tarsus'tan döneminin en ünlü vaizlerinden Yeni Pisagorcu birisi, ölü bir kızı ayağa kaldırmış müritlerine göre kendi ölümünden kısa süre sonra da dirilmişti. İşte bu şahıs Babil'deki Partlı İmparatora vaaz vermekteydi. Ve daha da uzaklarda, yün harmani giymiş ve Yunan tanrısı edasıyla duran Buda resimlerinin dağ yamaçlarına yontulduğu günümüz Afganistan ve Pakistan'ında gelişmekte olan Kuşan İmparatorluğun'un yöneticisine de vaaz vermekteydi.
Bu kitapta hayranlık uyandırıcı bir eleştirel tutumla dinler tarihi mercek altına alınıyor: dini duygu ve düşüncelerin toplumsal kökenlerinin yanı sıra, din olgusunun siyasal iktidarlar tarafından nasıl değerlendirildiği de kitabın esas meselelerinden biri... Kralların, imparatorların, kraliçelerin, dini otoritelerin dinle kurdukları ilişkiler sözünü sakınmayan ama bilimsel temellere dayanan eleştirel bir bakışla yeniden tartışmaya açılıyor; muazzam bir kaynak ve belgesel film lezzetinde bir anlatım eşliğinde...

400 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

İnci Aral 
AŞKIN GÜZELLİĞİ
Kırmız Kedi Yayınevi

"Kalbimin ritmini en çok sevgiler, aşklar yükseltti. Ben de herkes gibi geçici hevesler, uçucu mutluluklar, kırılma ve yıkım anları yaşadım. En güzel yıllarımı, mektuplar yazarak geçirdim. Sözcüklerin bin bir anlam taşıyan yankısının, coşku ve özlemlerin yakıcı gelgitlerinin, kuşkular, suçlama ve çaresizliklerin sabırla satırlara döküldüğü uzun geceler yaşadım.
Sonraları, aşk üzerine çok şey söyledim, aşkın türlü görünümlerini, yaşanma biçimlerini anlatan romanlar, öyküler yazdım. Hayal ettiğim ya da yeniden kurguladığım her aşk sözcüklere dönüşürken gerçeği aştı ve yeni bir gerçeklik kazandı.
Aşk, kendi imgemizi yeni baştan yarattığımız, kendimize yeni ve anlamlı bir varoluş aradığımız bir süreç. Benzersiz güzellik ve zenginlikte bir olgu. Başka biriyle bütünleşmeye yönelik derin, evrensel bir arzu. Bir başkaldırı ve özgürlük eylemi olduğu kadar imkânsız bir sonsuzluk rüyası.
Bu kitap benim aşk üzerine düşünme ve yazma deneyimlerimden doğdu. Yazdıklarımdan örneklerle ilerlerken aşka dair bildiğim ne varsa içine aldı. Dilerim, yaşanmakta olan, yaşanıp bitmiş ya da yaşanacak tüm aşklara bir ayna ve armağan olur. "

176 s.
İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYIN

ABC Kitap