Yeni Çıkanlar | 21 Ocak 2019

Yeni Çıkanlar | 21 Ocak 2019

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Leo Perutz

ŞEYTAN TOZU

Çeviren:Zehra Aksu Yılmazer

İş Bankası Kültür Yayınları

Perutz'un 1933 tarihli romanı Şeytan Tozu, Almanya'da Nazilerin aynı yıl iktidara gelmesiyle yasaklandı. Halkı histeriye ve isyana sürükleyen bir laboratuvar deneyinin hummalı öyküsü muktedirleri bu denli rahatsız etmişti. Kitlenin manipülasyonu üzerine ustaca yazılmış, 1930'ların başında geçen bu romanda yazar bizi gizemli bir eski dünya atmosferine buyur eder. Girdiği komanın ardından hastanede bilinci yerine gelen Dr. Amberg, Vestfalya'nın hâlâ feodal dönemi yaşayan uzak bir köyünde doktor olarak işe başladığını hatırlar. Hizmetine girdiği Baron von Malchin, Kutsal Roma İmparatorluğu'nu canlandırma düşleri kurmakta, hatta iktidarı devralacak bir veliaht yetiştirmektedir. Baronun Tanrı inancını dünyaya geri getirmek için laboratuvarda çavdar mahmuzundan damıttığı uyuşturucu ise köy halkını felaketin eşiğine getirmiştir. Amberg'in hatırladığı bütün bu olaylar gerçek midir? Yoksa doktorların ileri sürdüğü gibi komadayken gördüğü rüyalardan mı ibarettir?..

176 s.

İstanbul 2019

Esther Leslie

WALTER BENJAMİN HAKKINDA HER ŞEY

Çeviren: Baran Güzel, Meryem Sena Özgüven, M. Murtaza Özeren

Dedalus Kitap

Walter Benjamin'in hayatı yazmakla, düşünmekle, gezmekle ve kaçmakla geçti.

Savaş, ayrılıklar, uyuşturucu, tecrit, faşizm gibi ölümcül unsurlar girdiği her sokakta onu karşıladı.

Kültür endüstrisini ve ürünlerini acımasızca eleştirdi ve korkunç bir yalnızlıkla karşılaştı.

Adorno, Brecht, Zweig, Horkheimer, Arendt çevresindeki isimlerdi, ancak ne yazık ki, kendisini daha çok ölümünden sonra anlamaya çalıştılar.

Tarihsel materyalizmi, Alman idealizmini, Musevi mistisizmini, Marksist anlayışı, estetik teoriyi aynı potada eritti ve Kafka, Baudelaire,

Proust, Leskov, Goethe, Zweig gibi edebiyatçılar üzerine yaptığı eleştiriler çığır açıcı oldu.

Sinema, müzik, tiyatro ve edebiyat üzerine yaptığı çalışmalarla, bir 20. yüzyıl sürgünü olarak 21. yüzyıla kaldı. Ölümü ise hala büyük bir sır.

Esther Leslie'nin bu kitabı, Benjamin'in hayatının gizli kalmış yönlerine, eserlerine, fikirlerine, ilişkilerine ışık tutmayı başarabilen en kapsamlı eser. Benjamin'i daha iyi anlamak, onu daha verimli okumak için kesinlikle başvurulması gereken bir kaynak.

304 s.

İstanbul 2019

Thomas Love Peacock

KARABASAN MANASTIRI

Çeviren: Yiğit Yavuz

İş Bankası Kültür Yayınları

Thomas Love Peacock (1785-1866): İngiliz şair, denemeci, opera eleştirmeni ve roman yazarı. Üslubunun hâkim özelliği hicivdir. Yazar en tanınmış eseri olan Karabasan Manastırı'nı ilk kez 1818'de yayımlamış, 1837'deki basımında bazı küçük değişiklikler yapmıştır. Eser roman olarak sınıflandırılsa da Peacock'ın diğer kitapları gibi deneme, oyun, şiir ve roman türlerini harmanlayan farklı bir yapıya sahiptir. Konu alışılagelmiş tarzda bir olay örgüsüyle aktarılmamıştır. Karakterler gerçek kişilerden çok onların karikatürü niteliğindedir. XIX. yüzyıl İngiliz Edebiyatı'nda kendine özgü bir yere sahip olan Karabasan Manastırı ince bir mizahla derin bir düşünce ve renkli bir düş gücünün gücünün ürünüdür.

144 s.

İstanbul 2019

Rafik Schami

SOPHİA VEYA TÜM HİKAYELERİN BAŞLANGICI

Çevirmen:Sevinç Altınçevik

Kafka Yayınevi

“Hafıza dediğin aslında neydi? Salman düşünüp yazarken, birçok şeyin üzerini çizerken, hafızayı sadece bir arşiv gibi görmenin onu fazlasıyla basite indirgemek olduğunu fark etti. Hafıza bundan çok daha fazlasıydı. Uygun betimlemeyi ancak günler sonra bulabildi: Hafıza görünmez bir şehirdi. Birkaç eğlence mahallesi, gizli kuytuları, her türden tamirhaneleri, bir mezarlığı, bir morgu, bir krematoryumu, azizler için birkaç tapınağı, korkup kaçınılacak karanlık bölgeleri, bir müzesi, nefret edilenler için zindanları, buzhaneleri, eski maceraların ısıtıldığı kalorifer kazanları ve sulanan, bakılan veya ihmal edilen bahçeleri vardı. Bilimin bütün çabalarına rağmen, bu tuhaf hafıza şehrinin işleyişi, tıpkı okyanusların karanlık dehlizleri gibi sırlarını koruyordu.”

Sophia gençliğinde Kerim'e aşık olmuş ancak aile baskısı sonucunda zengin bir kuyumcuyla evlenmiştir. Yıllar sonra Kerim işlemediği bir cinayetle suçlandığında Sophia onun hayatını kurtarır ve Kerim bir gün ihtiyacı olursa canı pahasına da olsa onun yardımına koşacağına söz verir.

Bu olaylar hafızanın tozlu raflarında yıllanmışken, Arap Baharı öncesindeki sessiz fırtınanın ortasında Sophia'nın biricik oğlu Salman, Roma'daki sürgününden, çok özlediği vatanı Şam'a döner. Ancak bir yandan ailesive dostlarına kavuşup çocukluğunun mahallelerinde gezmenin heyecanını,bir yandan da memleketindeki değişimin şaşkınlığını yaşayan Salman'ı tehlikeli günler beklemektedir; bir sabah gazetede kendi fotoğrafını,altında da bir cinayetten arandığı haberini görünce tuzağa düştüğünü anlar. Canını kurtarmak için saklanıp izini kaybettirmeli ve ülkeden yeniden kaçmalıdır. İşte, Sophia, onca yılın ardından aşkı başka biriyle yeniden keşfetmiş olan Kerim'in sözünü böyle hayati bir günde anımsayacaktır.

Rafik Schami, Doğu masallarının canlılığını Avrupa edebiyatının keskinliğiyle bir araya getiren incelikli ve şiirsel üslubuyla hem çok yakınımızdaki bir topluma benzersiz bir bakış sunuyor hem de toplumsal fırtınaların ortasında bile umudu ve cesareti yeşertip hayat kurtarabilen aşkın gücünü anlatıyor. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, sadakat ve ihanet arasında çok hassas bir denge kuranSophiatüm insanlar için anlayış ve uzlaşının bir hayal değil, gerçekleştirilebilir bir hedef olduğunu hatırlatıyor.

424 s.

İstanbul 2019

Abram de Swaan

KİTLE KATLİAMLARI

Çeviren:Mine Karataş

Ayrıntı Yayınları

Kitle katliamları “modernite”nin, hatta “demokrasi”nin ya da aksine “medeniyetin çöküşü”nün veya “barbarlığın geri dönüşü”nün doruğa ulaşmasının bir göstergesi midir? Bu katliamları işleyen kişiler “sıradan” mı yoksa “psikopat” olarak mı nitelendirebilirler? Holokost vakasının başlı başına tarihsel bir tekilliğe, eşsizliğe sahip olduğu ya da diğer soykırım örnekleriyle kıyaslanabilir olduğu söylenebilir mi?

Elinizdeki kitap, yirminci yüzyılda meydana gelen yaklaşık yirmi adet kitlesel imha olayının analizini yaparak, geçirilen cinai cinnetlerin hangi koşullar altında patlak verdiğini ve bireylerin bu vakalarda yer almak için sonunda nasıl birer gönüllüye dönüştüklerini anlamak amacıyla, yukarıdaki çoğaltılabilecek soruları ve yaklaşımları tartışmaya açma niyetindedir. Bu hususta benzersiz bir görüş öne sürülmektedir: Haftalarca, aylarca, hatta yıllarca, tereddüt etmeden, acımasızca, kimi zaman da coşkuyla, iş olup bittikten sonra vicdan azabı duymadan hemcinslerini katleden kişiler, sadece zamane ideolojilere ya da emirlere itaat eden “sıradan insanlar”dır: “siz ve ben ya da herhangi biri aynı koşullar altında aynı şeyi yapmış olabilir.” Abram de Swaan bu araştırmasında, kitle katliamlarının oluşumunu, gelişimini ve tanıklarını, olaylarda önemli roller oynayarak genellikle göz ardı edilen ya da harfi harfine itibar edilen kahramanları inceleyerek, baştanbaşa “kötülüğün sıradanlığı” tezini mercek altına alıyor...

336 s.

İstanbul 2019

Lisa Halliday

ASİMETRİ

Çeviren: Begüm Korkmaz

Domingo Yayınevi

New York, 2002. Genç editör Alice kendisinden yaşça oldukça büyük, ünlü yazar Ezra Blazer'la bir ilişkiye başlıyor.

Heathrow, 2008. Irak'taki ağabeyini görmek için yola çıkan Irak kökenli Amerikalı ekonomist Amar, havaalanında alıkonup yılın son hafta sonunu sahipsiz topraklarda, ülkesiz bir bekleme odasında geçiriyor.

Edebiyatın dikkat çeken yeni isimlerinden, Whiting Ödülü sahibi Lisa Halliday, yaşamdaki dengesizlikleri merkeze alarak, birbiriyle alakasız görünen bu iki öyküden sıra dışı bir roman ortaya çıkarıyor. Gençlik-yaşlılık, eşitlik-adaletsizlik, Batı-Orta Doğu, şans-yetenek gibi asimetriler arasında gücün nasıl keskinleştiğini ve böyle bir dünyada kendimize yer edinmek adına yaptıklarımızı çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Yer yer komik yer yer iç burkan anlatımı ve kurmacanın sınırlarını zorlayan kurgusuyla Asimetri, son yılların en özgün romanlarından biri.

272 s.

İstanbul 2019

Ak Welsapar

KOBRA

Çeviren:Mazlum Beyhan

Bilgi Yayınevi

“Hayali” bir Orta Asya ülkesi… Bir yanda halkın Sayın Başkan Yoldaş'a ve devlete “sorgulanamaz bağlılığı” diğer yanda değişen politik dengeler içinde tüm canlıların verdiği yaşam savaşı…

Kobra, bir diktatörün yönetimi altında var olmak için savaş veren bir halkın, çöl hayvanlarının ve hiçe sayılan doğanın hikâyesini fantastik bir kurgu içinde mizahi bir dille okuyucuya sunuyor.

“Ülkemde, tutuklanmış olanlarla tutuklanmamış olanlar arasındaki farklar sonsuza dek ortadan kaldırılmıştır! Böylece, her tutuklanmamış insan kendini tutuklanmış gibi, tutuklanmış olanlar da kendilerini henüz tutuklanmamış gibi hissedebilirler. Sonuçta, sizlerin de herhalde anlamış olduğunuz gibi halkım iki eşit parçaya bölünmüş durumdadır: Tutuklanmış olanlar ve gelecekte tutuklanacak olanlar. Yurttaşların tümünün eşit haklara sahip olması şeklindeki demokrasi ilkesini ülkemde bu şekilde hayata geçiriyoruz biz. Büyük bir özgüvenle iddia ediyorum ki dünyanın başka hiçbir ülkesinde bu ilke böylesine bütünlüklü, böylesine kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilememiştir. Bizde ise son derece basit, doğal ve herkes için kolayca ulaşılabilir bir uygulama.”

680 s.

İstanbul 2019

B. Suat Çağlayan

TIBBIYELİ HİKMET

Bilgi Yayınevi

Sivas Kongresindeki çıkışıyla, bugün bile yurtsever Türk hekimliğinin gururu olan Tıbbiyeli Hikmet'in gerçek yaşamının kurguyla harmanlanmış hikâyesi…

Henüz bir öğrenciyken Kurtuluş Savaşında aldığı rol ve mandaya karşı tavizsiz duruşuyla tarihe iz bırakmış Tıbbiyeli Hikmet, geçmişe yolculuk yapmak isteyenler için önemli bir rehber.

438 s.

İstanbul 2019

Isaac Asimov

UZAY AKIMLARI

Çeviren:M.İhsan Tatari

İthaki Yayınları

Florina gezegeninin yükseklerine kurulmuş Yüksek Kent'te Sark'ın Toprak Efendileri rahat ve bolluk içinde yaşıyorlardı. Yüksek Kent'in gölgesinde de köylüler çalışarak Sarklı efendilerini zengin eden "kirt" adlı önemli bir maddeyi üretmeyi başardılar. İsyan ise Florina için unutulmuş bir kelimeydi. Fakat işçilerin arasında yaşayan, hafızasını yitirmiş Rik isimli bir adam, kendisine iletilmesi için verilen mesajı hatırlayınca gezegende işler tersine dönmeye başlayacaktı: Florina'daki herkes ölecek. Toprak Efendileri ve Trantor İmparatorluğu casusları Rik'in peşine düşerken Uzay Akımları da Florina'ya yıkım getirecekti.

272 s.

İstanbul 2019

ABC Kitap