Yeni Çıkanlar | 25 Şubat 2019

Yeni Çıkanlar | 25 Şubat 2019

ABC Kitap''a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Doris Lessing

DUYGUSAL AJANLAR

Argos’taki Kanopus Arşivleri 5

Çeviren:Niran Elçi

Delidolu Yayınları

İnanmak ya da inanmamak: İşte tüm mesele bu.
Duygusal Ajanlar, 2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing'in, fantezi ve felsefeyi harmanlayan politik bilimkurgu başyapıtı "Argos'taki Kanopus Arşivleri" dizisinin beşinci ve son cildi.
Lessing'in, milyonları “yönlendiren” yöneticilere karşı uyarı niteliğindeki bu politik romanı, üstü örtülü şekilde Fransız İhtilali'nden, II. Dünya Savaşı'ndan ve Nazilerin yarattığı yıkımdan bahsederek; sosyo-politik göndermeleri ve hatta yer yer psikosomatik çıkarımlarıyla dikkatleri üzerine çekiyor.
Söylem ve manipülasyonun gücünü ve tehlikesini vurgularken tarihsel gerçekliklerden de ilham alan Duygusal Ajanlar, Niran Elçi'nin pürüzsüz çevirisi ve Delidolu'nun özenli baskısıyla ilk kez Türkçede!
Kanopus'un hükümranlık alanının çok ötesindeki Volyen İmparatorluğu büyük kargaşa içinde. Manipülasyon, yalan, kandırmaca ve “Söylem” sayesinde, yönetim kademesi, halkı köleleştirmiş. Üstelik, bu konuda o kadar yetkinler ki, gözlem için gönderilen Kanopus ajanı Incent bile etkilenmiş, nesnelliğini yitirmiş, gerçeklik algısını kaybetmiş… Şimdi, tedavi ve yeniden yapılanmadan başka çare yok.
Şikeste ile başlattığı “öznel dünya tarihini” Duygusal Ajanlar ile nihayete erdiren Doris Lessing, belagatin gücünü dünya tarihinden örneklerle vurguladığı bu politik bilimkurgu romanında, inanmak ile inanmamak arasındaki o ince çizginin köklerine iniyor.
"Argos'taki Kanopus Arşivleri" serisindeki tüm diğer kitaplar gibi bağımsız olarak da okunabilen bu alegorik bilimkurgu, geçmişten günümüze uzanarak, yer verdiği bazı “söylem” cümleleriyle, siyasi aktörlerin geçen zamana inat hiç değişmediklerini gözler önüne seriyor.
"Çünkü bu Söylemciler biliyorlardı ki, kitlelerin daimi acılarını unutturabilecek gerçek ve hayali düşmanlar bulabilirlerse iktidarda kalabilirlerdi ancak..."
“İmparatorlukların yükselişi ve düşüşü; devrimciler, teröristler, diktatörler ve söylemin gücü... Tüm bunlar, romanda işlenen konuların yalnızca birkaçı. Ama kitabın asıl başarısı, yepyeni bir dünya yaratmasında ve bu dünyaya, her şeyi kucaklayan, istikrarlı bir vizyon sunabilmesinde.”
Daily Telegraph

268 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN


Kolektif

50 MUHTEŞEM KISA HİKAYE(TÜRK EDEBİYATI)

Tefrika Yayınları

Büyük beğeniyle karşılanan 50 Muhteşem Kısa Hikâye'den sonra en az onun kadar iddialı bir seçkiyle karşınızdayız. Bu toprakların yazarları, bu toprakların hikâyeleri... Edebiyat tarihimize yön vermiş, üslupları ve anlattıkları itibariyle hikâyeciliğimize iz bırakmış önemli isimleri ilk defa bir arada sunan bu derleme, yazarlarımızın diğer eserleriyle de tanışmak için sağlam bir basamak olacaktır.
Bir yolculuğa çıkacaksınız; bir asrın hikâyesini, tarihimizin en usta kalemlerinden dinleceyeksiniz.

464 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Frank Close

HER ŞEYİN TEORİSİ

Çeviren:Barış Emre Alkım

Domingo Yayınevi

1900'ların başlarında, Lord Kelvin fizikte artık keşfedilecek bir şey kalmadığını öne sürdü. Sadece birkaç yıl sonra, Einstein görelilik teorisiyle dünyamıza dair o güne kadar oluşmuş bilgiyi tersyüz etti. Ardından 1980'lerde Stephen Hawking kuramsal fiziğin sonuna geldiğimizi, her şeyi açıklayan tek bir teorinin yakın olduğunu iddia etti… ve yanıldı.
Evrene dair her şeyi, her bir fizik olgusunu açıklayabilen tek bir teori… Her Şeyin Teorisi. Bilim böyle bir teorinin izini sürmekten ve sıklıkla ona ulaşıldığı yanılgısına düşmekten vazgeçmedi.
İngiliz Bilim Yazarları Derneği Ödülü'nü üç kez kazanmış tek bilim insanı olan Frank Close, “her şeyin teorileri” tarihinde zaferler ve hayal kırıklıklarıyla dolu sürükleyici bir yolculuğa çıkıyor. On yedinci yüzyılda Newton'ın hareket yasalarından başlayıp, on dokuzuncu yüzyılda termodinamiğe ve James Clerk Maxwell'in elektromanyetizma yasalarına, oradan da yirminci yüzyılda Max Planck'la Paul Dirac'ın kuantum fiziğine giren Close, nihayet günümüz fiziğine (süpersicim, çoklu evren, döngü kuantum kütleçekimi) gelip mevcut her şeyin teorisinin kalıcılığını sorguluyor. Bir teorinin, önce her şeyin teorisine meydan okuduğu, sonra onun yerini aldığı amansız döngünün, bilimin ilerlemesinde nasıl büyük bir rol oynadığını gözler önüne seriyor.
Aklayakın serisi, mühim fikirler/zamanlar üzerine, önemli zihinler tarafından kaleme alınmış kısa ama tesirli kitaplardan oluşuyor.

172 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN


Cemal Süreya

ON ÜÇ GÜNÜN MEKTUPLARI

Can Yayınları

Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum şu senlen ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte, ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri de var bizde. Seni seviyorum; ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun; ve benim için her şeysin. 

Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki.

Cemal Süreya, Temmuz 1972'de Okmeydanı SSK Hastanesi'ne yatan eşi Zuhal Tekkanat'a hastanede kaldığı on üç gün boyunca mektuplar yazmıştı. Zuhal'e ve oğulları Memo'ya olan sevgisini, hayallerini ve özlemlerini, mutluluk ve kaygılarını anlattığı, şiirinden tanıdığımız içtenlikle kaleme alınmış bu mektuplar, Süreya'nın ölümünün ardından Erdal Öz'ün sunumuyla kitaplaştırıldı. Kitabın ikinci kısmını oluşturan 1967-1978 tarihli mektuplarla birlikte On Üç Günün Mektupları, bir büyük aşkın “sevda sözleri”yle bezeli tanıklığı ve tarihçesi.

192 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Fatih Erbaş 

19. YÜZYILDA DONANMALAR

Doğu Akdeniz’de Güç Mücadelesi

İş Bankası Kültür Yayınları

Doğu Akdeniz 19. yüzyılda önemli bir güç mücadelesine sahne olmuş, bu mücadelede karşı karşıya gelen Osmanlı, İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları önemli roller üstlenmiştir. Bir yanda değişen teknoloji, diğer yanda sürekli değişen bir ittifaklar düzeni temelinde denizci güçlerin donanmaları, Türk boğazları ve Süveyş Kanalı gibi stratejik düğüm noktalarının hâkimiyeti için gerek sıcak savaşta gerekse de gambot diplomasisi çerçevesinde faaliyet göstermişlerdir. Fatih Erbaş'ın Doğu Akdeniz'de Güç Mücadelesi. 19. Yüzyılda Donanmalar adlı çalışmasında, söz konusu donanmaların mücadelesi beş ana parametre çerçevesinde bir mukayese temelinde analiz edilmektedir.
Jeostrateji, iktisat, insan gücü, teknoloji ve dış politika parametreleri ışığında geçmişten bugüne, ama özellikle de 19. yüzyılda Doğu Akdeniz'deki güç çatışması değerlendirilirken, denizcilik gücü ve donanmanın bu coğrafyadaki ülkeler için bir kader olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Bu kitap coğrafyaya ve tarihe denizden bir bakıştır.

224 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Philippe Soupault

GÖRÜNMEYEN YÖNLERİYLE

Çeviren:Tozan Alkan

Yapı Kredi Yayınları

Guillaume Apollinaire, 1917 baharında, her çarşamba akşam saat altıda, evinin bitişiğindeki Café de Flore'da arkadaşlarıyla buluşurdu. Blaise Cendrars düzenli gelenler arasındaydı. Max Jacob'u, Raoul Dufy'yi, Carco'yu, André Breton'u ve adlarını anmak istemediğim birkaç silik kişiliği hatırlıyorum. Café de Flore o dönemde bugünkü kadar popüler bir yer değildi. Orada rahat nefes alabiliyor, bağırmak zorunda kalmadan birbirimizle konuşabiliyorduk. Bir taşra kahvesi gibiydi. Remy de Gourmont da gazete okumaya gelirdi.

Gerçeküstücülüğün öncülerinden şair Philippe Soupault Görünmeyen Yönleriyle'de bir araya getirdiği anı-denemelerini ilk kez 1963 yılında yayımladığında 66 yaşındaydı. Geçmişe ve hafızanın derinliklerine yeniden dönme isteği ve yazınsal yaşamının kısa da olsa bir çetelesini tutma arzusuyla kaleme almıştı bu metinleri. Soupault, Marcel Proust ile nasıl tanıştığını, Georges Bernanos ile Rio ve Paris'te yaptıkları sohbetleri, James Joyce'un Finnegan Uyanması'nın çevirisi için nasıl özenlice çalıştığına dair tanıklığını, Apollinaire ve Cendrars gibi isimlerle olan dostluklarına ilişkin anılarını aktarırken fonda Paris sokaklarını, Dadaizm macerasını ve 20. yüzyılın en önemli sanatçılarının geçiş törenini büyük bir keyifle izliyoruz.

80 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Hakan Çörekçioğlu

RÖNESANS’IN DOĞASI

Say Yayınları

Nasıl olup da Rönesans, modernitenin eşiğinde, on yedinci yüzyılın hemen öncesinde büyüsel düşüncenin en güçlü dönemini temsil eder? Nasıl olup da bu çağın insanı ve hatta filozofu, antikitenin yeniden doğduğu bir dönemde, bütün tarihsel ve entelektüel belleği yitirip ilkel doğa anlayışına geri döner? Felsefi ve bilimsel bilgide meydana gelen tüm birikimi bir anda terk edip ilkel zihne böyle geri dönüş mümkün müdür? Bu ve benzeri soruların izinde bu çalışma, Rönesans'ı kendi koşulları içinde anlamayı, büyüsel doğa tasarımında açığa çıkan kadim felsefi sorunları kavramayı ve Rönesans'tan modern dünyaya kalan mirası göstermeyi amaçlıyor. Hakan Çörekçioğlu'nun tüm eserleri gibi bu titiz çalışması da düşünce dünyamızda önemli bir boşluğu dolduracak nitelikte.

248 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Vedat Özdemiroğlu

VEDAT BEY’İN GÖRKEMLİ HAYATI

Kara Karga Yayınları

O'nun vakarlı kahramanlığından herkes nasipleniyordu; ajanlar ve şairler, sokak adamları ve bilim insanları, yıldızlar ve çocuklar... Onun sınırsız gücüyle başa çıkmaya çalışırken her yolu deneyen kötüler denizin dibini boyluyor, hemzemin geçitte trenden atılıyor yahut bir süre çok feci dövülüyorlardı.
Bir kahraman, başarıdan başarıya koşar. Bunu herkes bilir. Herkesin bilmediği ise şudur: Vedat Bey, başarıdan başarıya koşarken, alçakgönüllülüğe uğrar, sadeliğe bir selam gönderir, efendiliğin de bir çayını içer.

144 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Nadia Murad

SON KIZ

Epsilon Yayınları

“Bu kitap mürekkeple değil kanla yazılmıştır.Yazarın kendi kanıyla.”
Zülfü Livaneli 

Bütün Koço'nun okul bahçesine sığdığını görene dek köyümün ne kadar küçük olduğunu fark etmemiştim. Kuru otların üstünde büzülüp durduk. Kimisi neler olduğunu merak ederek fısıldaşıyordu. Diğerleri sessizdi; şoke olmuşlardı. Kimse daha ne olduğunu idrak edebilmiş değildi. O andan itibaren aklımdan geçen her düşünce ve attığım her adım Tanrı'ya bir yakarıştı. Militanlar silahlarını bize doğrultmuşlardı. “Kadınlarla çocuklar ikinci kata,” diye bağırdılar. “Erkekler burada kalsın.”
Nadia Murad, Kuzey Irak'ta küçük bir kasaba olan Koço'da doğup büyümüştü. Çobanlık ve çiftçilikle yaşamını sürdüren sıradan bir Ezidi ailesine mensuptu. Okula gidiyor, tarlada çalışıyor, tarih öğretmeni olmak ya da bir kuaför salonu açmak gibi hayaller kuruyordu.

Nadia henüz yirmi bir yaşındayken, 15 Ağustos 2014 günü bu kendi halindeki yaşamı bir anda sona erdi. IŞİD militanları köyünde yaşayan halkı katletti: Erkekleri ve seks kölesi olamayacak kadar yaşlı olan kadınları öldürdü. Nadia'nın annesi ve altı ağabeyi de öldürülenler arasındaydı ve bedenleri toplu mezarlara atıldı. Nadia, Musul'a götürülerek binlerce Ezidi kızı ile birlikte IŞİD'in köle pazarlarında satıldı.

Birçok militan tarafından tutsak edildi, defalarca tecavüze uğradı ve dövüldü. Nihayet Musul sokaklarında kıl payı kaçmayı başardı ve en büyük oğullarının Nadia'yı kurtarmak uğruna hayatını tehlikeye atacağı Sünni Arap bir ailenin yanına sığındı.

Nadia'nın hikâyesi tüm dünyanın dikkatini süregelen soykırıma çekti. Bir hikayeden çok daha fazlası; insanın hayatta kalma dirayetinin bir kanıtı, kayıp bir ülkeye ve savaşla paramparça edilen bir halka serenat, tüm dünya için bir harekete geçme çağrısı ve soykırım mağdurları için umut ışığı oldu.Son Kızdünyada başka hiçbir kız aynı acıları yaşamasın diye yazıldı.

304 s.
İstanbul 2019

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

ABC Kitap