Yeni Pandora Belgeleri: Türkiye’den 220’den fazla isim var

Yeni Pandora Belgeleri: Türkiye’den 220’den fazla isim var

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) paylaştığı ve 117 ülkeden 600’den fazla gazetecinin incelediği yaklaşık 12 milyon belge, vergi cennetleri sisteminin nasıl çalıştığını açık şekilde gözler önüne serdi.

Deutsche Welle Türkçe, The Washington Post, Süddeutsche Zeitung, BBC, Istories, El Pais, Le Monde ve The Guardian’ın da aralarında olduğu 150 medya ortağı yaklaşık iki yıl boyunca kimliği bilinmeyen birisi tarafından sızdırılan 2,94 terabayt boyutundaki verileri inceledi. Türkçe basından ise DW Türkçe katıldı.

Pandora Belgeleri’nde Türkiye’den 220’den fazla isim yer alıyor. Bu isimler arasında Türkiye’nin yeni zenginlerinden köklü holding sahiplerine iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin yanı sıra sanat ve spor dünyasından kamuya mal olmuş kişiler de bulunuyor.

330’dan fazla politikacı
Yine bir ICIJ projesi olan Panama Belgeleri, 2016’da sızdırıldığında büyük ses getirmiş, farklı ülkelerde offshore’a karşı yeni düzenlemelerin -yetersiz de olsa- yapılmasını sağlamış, İzlanda ve Pakistan başbakanlarının da istifasına neden olmuştu.

DW Türkçe’den Pelin Ülker ve Serdar Vardar’ın aktardığına göre, 31 ülkede faaliyet gösteren 14 ‘hukuk’ ve ‘finansal danışmanlık’ firmasından sızan yeni belgelerde, Panama Belgeleri’ne göre iki kat daha fazla politikacı var. Sızıntılar, dünyanın her yerinden 35 ülke liderinin ve 336 politikacı ve yüksek kamu görevlisinin vergi cennetlerinde şirketler açtığını gösteriyor.

Pandora Belgeleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, Ekvator Cumhurbaşkanı Guillermo Lasso Mendoza, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in ailesi, Şili Devlet Başkanı Sebastián Piñera’nın çocuğu ve eski Britanya Başbakanı Tony Blair’in denizaşırı ilişkilerini ortaya koyuyor

2017’de ‘ekonomik ve siyasi elitlere savaş açarak’ göreve gelen Çekya’nın milyarder başbakanı Andrej Babis de belgelerde yerini alıyor. Sızıntılar, Babis’in de tıpkı savaş açtığı insanlar gibi, offshore firmalar üzerinden Fransız Rivierası’nda iki havuzlu ve sinema salonlu 22 milyon dolarlık bir malikaneyi aldığını ortaya koyuyor.

Belgelere göre, Ürdün Kralı II. Abdullah ise ülkesinde ve bütün Arap dünyasında insanların fakirliği, işsizliği ve yolsuzlukları protesto etmek için sokaklara döküldüğü Arap Baharı sırasında offshore firmaları üzerinden Malibu’da toplam 68 milyon dolar değerinde üç adet malikane satın aldı.

Gizli belgeler, Fas Prensesi Lalla Hasna, Birleşik Arap Emirlikleri başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum ile Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani’nin de vergi cennetlerindeki faaliyetlerini gözler önüne seriyor.

130’dan fazla milyarder
Pandora Belgeleri ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘resmi olmayan propaganda bakanı’ Konstantin Ernst ile Türkiye, Rusya, Brezilya, Hindistan, ABD, Meksika ve diğer ülkelerden 130’dan fazla milyarderin mali faaliyetlerini detaylandırıyor.

Belgeler Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski direktörü Dominique Strauss-Kahn ve Hollanda Maliye Bakanı Wopke Hoekstra, Brezilya Maliye Bakanı Paulo Guedes ve Pakistan Maliye Bakanı Shaukat Rarin gibi finans çevrelerinin yakından tanıdığı isimlerin de offshore kervanında yerini aldığını gösteriyor.

ICIJ’e göre, sızdırılan kayıtlar, offshore sistemine son verebilecek güçlü politikacıların, bunu yapmak yerine offshore’dan kendilerinin faydalandığını kanıtlıyor. Varlıklarını gizli şirketlerde ve tröstlerde saklarken, sorumlu oldukları hükümetleri suçluları zenginleştiren ve ulusları yoksullaştıran bu küresel para akışını yavaşlatmak için çok az şey yapıyor.

Britanya Virjin Adaları, Samoa, Belize, Panama gibi bölgelerdeki ‘hukuk firmaları’ birkaç yüz dolar karşılığında gerçek sahiplerin gizlendiği offshore şirketler açıyorlar. Zenginler, 2 bin ile 25 bin dolar arasında bir fiyata ise ‘tröst’ adı verilen, parasını işletmesine rağmen, oldukça yaratıcı bir şekilde işletmiyorlarmış gibi ‘yasal bir düzenleme’ yapılmasına olanak sağlayan servisi kullanabiliyor.

Türkiye mücadele ediyor mu?
Türkiye’de Ocak 2006’dan itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7 no’lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 vergi uygulanması kararlaştırıldı. Ancak bakanlar kurulu hangi ülkelerin vergi cenneti olduğuna karar vermediği için 15 yıldır bu vergi uygulanamıyor. Bu yüzden Maliye Bakanlığı harekete geçemiyor. Hazine ise gelir kaybına uğruyor.

Türkiye’de vergi cennetleriyle mücadele, paranın kaçışını önlemekten ziyade halihazırda vergi cennetlerine aktarılmış kayıt dışı zenginliğin ülkeye dönmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik. Kamuoyunda ‘varlık barışı’ olarak bilinen ve periyodik olarak çıkarılan bu düzenlemeler, offshore ile mücadele yerine teşvik ettiği yönünde eleştiriliyor.

Yurt dışında tutulan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi durumunda, “Nereden buldun” diye sormayan bu düzenlemeler, kara para aklamanın önünü açtığı için tartışma konusu. 2008’den bu yana uygulanan varlık barışı sayısı şimdiye dek yediyi buldu. Düzenleme, en son geçen haziran ayında yıl sonuna uzatıldı. Türkiye’de sisteme girerek yasal hale getirilen bu kaynakların daha sonra yurt dışına çıkarılmasında hiçbir engel de bulunmuyor.

Kaynağı belirsiz varlığını kayıt altına alanlara ise sıfır vergi avantajı uygulanıyor. Bu durum, kara paranın Türkiye’de aklanma riskinin yanı sıra vergi adaletsizliğine de yol açıyor.

 

Futbol dünyasından isimler

Futbol dünyası da vergi cennetlerinin müdavimlerinden. İtalya Milli Takımı'nın teknik direktörü Roberto Mancini, Avrupa'nın en büyük kulüplerinde oynamış Arjantinli futbolcu Angel di Maria, Manchester City'nin teknik direktörü Pep Guardiola da varlıklarını offshore firmalara taşımış isimler arasında.

Di Maria'nın temsilcisi "vergi uzmanlarının" önerisi üzerine offshore'da firma kurduklarını ve İspanya'da oynayan birçok yabancı futbolcuya bu yöntemin önerildiğini belirtti.

Britanya Virjin Adaları, Samoa, Belize, Panama gibi bölgelerdeki "hukuk firmaları" birkaç yüz dolar karşılığında gerçek sahiplerin gizlendiği offshore şirketler açıyorlar. Zenginler, 2 bin ile 25 bin dolar arasında bir fiyata ise "tröst" adı verilen, parasını işletmesine rağmen, oldukça yaratıcı bir şekilde işletmiyorlarmış gibi "yasal bir düzenleme" yapılmasına olanak sağlayan servisi kullanabiliyor. Bu servisi kullanmak için başvuru sırasındayken, varlıklarını alacaklılardan, kolluk kuvvetlerinden, vergi tahsildarlarından ve boşanmakta oldukları eşlerinden korumaya çalışan insanlarla tanışabilirsiniz.

Belgeler neden önemli?

Offshore firmalara sahip olmak ve bu firmalar üzerinden faaliyetler yürütmek dünyanın birçok ülkesinde yasadışı değil ancak önemli bir kamusal tartışma konusu. Bu firmaları kullanan iş insanları, finansal faaliyetlerini yürütmek için bu şirketlere ihtiyaçları olduklarını belirtiyor. Uzmanlar ise yolsuzluğun ve kara para aklamanın önüne geçilmesi, vergi adaletinin sağlanması ve küresel eşitsizliğin azaltılması için vergi cennetlerinin kontrol altına alınması gerektiğini söylüyor.

ICIJ ve medya ortaklarına konuşan Global Financial Integrity Politika Direktörü Lakshmi Kumar, mevcut sistemde zenginlerin sahip olduğu 'vergiden kaçınma imkanının' toplumun geneline nasıl yansıdığına dikkat çekiyor: "Bu sistem, çocuğunuzun daha kaliteli bir eğitim alma, sağlık hizmetlerine daha kolay erişme ve barınma hakkını elinden alıyor."

DW Türkçe'nin incelediği belgelere göre Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı müteahhidi olan Rönesans Holding'in kurucularından Ayşe Ilıcak'ın sadece 2015 yılında offshore'a aktardığı paranın vergisiyle 25 ilkokul, 8 hastane, 15 bin öğrenciye yetecek yurt yapılabilir ya da 115 bin öğretmenin bir aylık maaşı ödenebilirdi.

Türkiye vergi cennetleriyle mücadele ediyor mu?

Türkiye'de Ocak 2006'dan itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30'uncu maddesinin 7 no'lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 vergi uygulanması kararlaştırıldı. Ancak Bakanlar Kurulu hangi ülkelerin vergi cenneti olduğuna karar vermediği için 15 yıldır bu vergi uygulanamıyor. Bu yüzden Maliye Bakanlığı harekete geçemiyor. Hazine ise gelir kaybına uğruyor.

Türkiye'de vergi cennetleriyle mücadele, paranın kaçışını önlemekten ziyade halihazırda vergi cennetlerine aktarılmış kayıt dışı zenginliğin ülkeye dönmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik. Kamuoyunda "varlık barışı" olarak bilinen ve periyodik olarak çıkarılan bu düzenlemeler, offshore ile mücadele yerine teşvik ettiği yönünde eleştiriliyor.

Varlık Barışı kara paraya kılıf mı?

Yurtdışında tutulan varlıkların Türkiye'ye getirilmesi durumunda, 'nereden buldun' diye sormayan bu düzenlemeler, kara para aklamanın önünü açtığı için tartışma konusu. 2008'den bu yana uygulanan varlık barışı sayısı şimdiye dek yediyi buldu. Düzenleme, en son geçen haziran ayında yıl sonuna uzatıldı. Türkiye'de sisteme girerek yasal hale getirilen bu kaynakların daha sonra yurt dışına çıkarılmasında hiçbir engel de bulunmuyor.

Kaynağı belirsiz varlığını kayıt altına alanlara ise sıfır vergi avantajı uygulanıyor. Bu durum, kara paranın Türkiye'de aklanma riskinin yanı sıra vergi adaletsizliğine de yol açıyor.

Pandora Papers'ta Türkiye'den 220'den fazla isim yer alıyor.Bu isimler arasında Türkiye'nin yeni zenginlerinden köklü holding sahiplerine iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin yanı sıra sanat ve spor dünyasından kamuya mal olmuş kişiler de bulunuyor.

Yargı