Yeni Şafak yazarı Kılıçarslan'dan 'Altın Kelebek' yorumu: Türkçe bilmiyorlar, politik bilinçleri balıklardan daha kötü ama yardırıyorlar babam yardırıyorlar

Yeni Şafak yazarı Kılıçarslan'dan 'Altın Kelebek' yorumu: Türkçe bilmiyorlar, politik bilinçleri balıklardan daha kötü ama yardırıyorlar babam yardırıyorlar

Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, isim vermeden 48. Pantene Altın Kelebek Ödülleri töreninde konuşan ünlü isimleri eleştirdi.

Kılıçarslan “‘Mesaj vermeye’ pek meraklılar maşallah. Türkçe bilmiyorlar, politik bilinçleri balıklardan daha kötü, konuya dair hiçbir bilgileri yok lakin yardırıyorlar babam yardırıyorlar. Sanki boğazlarına bıçak dayamışlar da ‘konuş, mesaj ver’ demişler gibi” dedi.

 Altın Kelebek Ödülleri törenine ilişkin “zannediyorum her yılı bir önceki seneden daha kötü olabilen tek ödül töreni” yorumunu yapan Kılıçarslan, “Küfürbaz Hasan Can Kaya komedyen, bir şarkısı dışında şarkısı olmayan 'autotune Sefo' rapçi, Şevval Sam türkücü, Şevval Sam’ın oğlu olmaktan gayrı bir özelliğini göremediğimiz Tarık Emir Tekin oyuncu, Müge Anlı 'başarılı televizyon programcısı' oluyor. Olmakla kalmıyorlar, ödül de alıyorlar. Hatta inanır mısınız çok başarılı bir oyuncu olmasına rağmen Erşan Kuneri’de küfür edip pornografik göndermeler yaparak salınmak dışında hiçbir oyunculuk niteliğini sergileyemeyen Ezgi Mola bile ödül aldı gecede. Memleketin eğlence endüstrisindeki kuraklığı varın siz hesap edin” diye yazdı.

Türk sinema ve tiyatrosunda oldum olası  “yetenekli kadın oyuncu azlığı” yaşandığını ve son yıllarda bunun tabiri caizse arş-ı alaya çıktığını yazan Kılıçarslan “Durum böyle olunca da oyuncu olmadıkları halde kendilerine ‘sen oyuncusun’ denilen genç kızlar aradaki boşluğu ‘boğazlarına kadar çıplaklaşarak’ kapatmaya çalışmışlar. Sanki ‘daha yeteneklinin’ değil de ‘daha çok soyunabilenin’ ödüllendirildiği bir gece gibiydi Altın Kelebek” yorumunu yaptı.

Kılıçarslan şöyle devam etti:

“İnsan istiyor ki geçtik bağımsız zihinli Marlon Brando’yu, politik algı ve bilinçleri Amerikan emperyalizminin ve küresel neoliberalizm zırvasının çıkarlarına odaklı George Clooney, Sean Penn düzeyinde olabilen birkaç zanaatkârımız olsun. Ne konuştuklarını anlayabilelim, mesajlarını berrak şekilde iletebilsinler muhataplarına. Ama yok, ne gezer? Modern çağın 'öğretilmiş duyarlılıklarını' bile kurallı cümleler kurarak muhataplarına aktarma başarısı gösteremiyor bizim zanaatkârlar. Cahil değil eblehler bu yanlarıyla.

‘Politik yönelimin popüler temsili’ konusuna kafa yormak şöyle dursun, içinde yaşadığımız dünyanın nasıl bir yer olduğuna dair bile bir tek fikirleri olduğunu sanmıyorum. Hani ‘Türkiye’nin komşularını sayınız?’ düzeyinde bir soruyla karşılaşsalar ‘komşu derken, hmm, anladım, apartman komşusu gibi yani, kalmadı artık öyle komşuluklar şekerim’ falan gibi bir cevap vereceklermiş gibi duruyorlar.

Buna rağmen ‘mesaj vermeye’ pek meraklılar maşallah. Türkçe bilmiyorlar, politik bilinçleri balıklardan daha kötü, konuya dair hiçbir bilgileri yok lakin yardırıyorlar babam yardırıyorlar. Sanki boğazlarına bıçak dayamışlar da ‘konuş, mesaj ver’ demişler gibi.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın