Abdurrahman Dilipak: Bu yasa neyin nesi

Abdurrahman Dilipak: Bu yasa neyin nesi

''Bakın bu yasa yerli ve milli reflekslerle gündeme gelen bir konu değil''

AK Parti arkası arkasına çıkardığı yasalarla aslında kendi başına iş açıyor.

Hayvan hakları yasasından sonra al sana şu “yanıltıcı bilgi” ile ilgili yasa düzenlemesi.. Dilerim bu oyunun farkına varılır ve yasalaşmadan süreç durdurulur. 

Bakın bu yasa yerli ve milli reflekslerle gündeme gelen bir konu değil. 

Bizdeki bu düzenleme, “Avrupa Birliği’nin dezenformasyonla mücadele kapsamındaki yeni yasası”nın bizdeki sonucu. Reuter ve VOA haberi “Dijital Platformlardan Sahte Haberle Mücadele Sözü” başlığı ile duyurdu. Bu düzenlemeyi “Meta, Google ve Twitter gibi şirketler olumlu karşıladı”. 

İşin aslı anlaşılmıştır. DSÖ, FDA gibi kuruluşların yalanlarının aksine yapılacak açıklamalar suç kapsamına alınıyor. 

Yoksa Google, Twitter, Microsoft ile Facebook ve Instagram’ın çatı kuruluşu Meta, Avrupa Birliği’nin ağır para cezaları getiren yeni dezenformasyon düzenlemesine uymak için, yanlış haber ve bilgilendirmeye karşı daha sert tutum takınmak konusunda anlaştığını açıklamıştı geçenlerde. Halbuki, DSÖ raporunda da açıkça ifade edildiği gibi CoVID 19, maske, mesafe, PCR, ilaç ve aşı konusunda kendileri yalan söyleyip, milyarlarca insanı bu yalanlarına inandırdılar. Ekonomiler çöktü, insanlar öldü ve bunlar hâlâ inatlarından vazgeçmiyorlar. “Laf ile veriyorlar aleme binlerce nizamat, bin teseyyüb bulunur hanelerinde”.

Bu yasayı kim, niye istiyor anlaşılmıştır. 

Hani bu yıl sonundan itibaren iklim, pandemi konusunda sürecin tüm dünyada tek merkezden yönetilmesi konusu gündeme gelmişti ya. Bu şekilde herkesi susturacaklar, kendileri konuşacaklar.

Bu durum bana kurtla kuzu hikayesini hatırlattı. Hani kurtla kuzu aynı arktan su içiyormuş. Kurt yukarıda, kuzu aşağıda. Kurt, kuzuya “suyu bulandırma” demiş. Kuzu, “aman efendim, nasıl olur, siz yukarıda ben aşağıdayım” demiş. Kurt, “şuna bak, bir de cevap veriyor” demiş ve gitmiş kuzuyu yemiş.

Şu hale bakın. Uluslararası sistem, ulusal hükümetleri nasıl ikna ediyorsa, onlar da kamuoyuna “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlığı altında “iç-dış güvenlik, kamu düzeni, halk sağlığı” bir şablon üzerinden, zaten varolan bir düzenlemenin kapsamını genişleterek, cezaları artırıyorlar.

 Bakın, daha kısa süre önce “Avrupa Komisyonu, reklam kuruluşları dahil 30’dan fazla firmanın dezenformasyonla ilgili güncellenmiş Uygulama Kuralları”nı kabul etmişti.. 

İmza sahiplerinin “deepfake” olarak bilinen mevcut bir görüntü veya videoda yer alan bir kişinin, “yapay sinir ağları kullanarak bir başka kişi üzerine montajlandığı görüntüler, sahte hesaplar ve siyasi reklamlarla başa çıkabilmek için daha fazla çaba göstermeyi kabul ettiklerini, kurallara uymayanların şirketin küresel cirosunun % 6’sına kadar para cezasına çarptırılabileceği” belirtilmişti.. 

Ama mesela kendileri olmayan bir mikrobun grafik stüdyosunda ürettiği fotoğrafı gerçekmiş gibi servis ettikleri için suçlanmıyorlar. PCR yanı, aşı yalanı konusunda kimseye ceza verilmiyor. Kendileri artırılmış sanal gerçeklikle dünyayı kandırıyorlar, kimsenin sesi çıkmıyor. Birileri istatistik verileri maniple edebiliyor, ya da halk sağlığı genel müdürlüğünün istatistikleri siliniyor ve onaylanan “politik gerçekler” bilimsel gerçekler gibi sunuluyor, ama kimsenin gıkı çıkmıyor.

AB ülkeleri 2023’ün başına kadar bu yasaları çıkarıp uygulamaları rapor etmeleri gerekiyor. Farkında mısınız bu kirli oyun karşısında her konuda kavga eden iktidar muhalefet kanadından birileri de çıkarak, batıdan gelen tavsiyeler konusunda ciddi bir muhalefet sergilemiyor. Global çete bu yeni yasal düzenlemeler konusunda “Avrupa’nın dersini aldığını” söylüyor. Onlara göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, CoVID-19 salgını(!) ve İngiltere’nin AB’den çekilmesinin, AB’nin sahte haberlere baskısını hızlandırdı.

Bu çetenin adamları, ülkelere ve şirketlere yaptırımdan söz ediyorlar. “Kurallara ısrarla itaat edilmemesi durumunda, enformasyon sahamıza erişimlerini durdurmayı da düşünebiliriz” diyor malum çetenin adamları. 

Sosyal Medya yasası ile ilgili cevabını arayan soru şu: UYDURULMUŞ DOĞRULARI, DSÖ gibi milletlerarası kurumlar belirleyecek ve GERÇEK DOĞRULAR ile birlikte söyleyen de sansürlenecek mi? 

NFK’nın mısralarında ifadesini bulan bir durum var, 

“… Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç 

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan”. 

Yasada yapılan değişiklik şu şekilde:

MADDE 29- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 217’nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma

MADDE 217/A-(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”

MADDE 30- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286’ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine (6) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

“7. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),”

Sahi merak ediyorum, 5G hakkında gerçeği söyleyenler mi suçlu, 5G’yi milletin başına bela edip, bunun doğru olduğunu söyleyen mi? 

Her zaman hükümetin tarafını tutan haklı, karşı çıkan taraf, yani muhalefet eden taraf suçlu mu kabul edilecek. İktidar değişip, aksi isbat edilir ya da kabul edilirse ne olacak. Toplumun bilgisi, kanaati, vijdanı iktidara göre mi şekillenecek. 

Selâm ve dua ile.