Akif Beki: Gün batımına yürüyoruz

Akif Beki: Gün batımına yürüyoruz

“Gün gelir, gün gelir bu da geçer/Zamana, zamana bel bağlama...”

Gün batımına yürüyoruz

Kırk yılın başı TV’de, “Kim Milyoner Olmak” adlı bilgi yarışmasını izliyorum.

Hepsi aynı akşama mı rastlar, bana mı denk gelir! Genç ve iddialı üç yarışmacının üçü de şöhretli şarkıcı ve şairleri bilemedi. Kazık geldi sorular, ya çekildi ya elendiler.

Şarkıları dinletiliyor...

Biri, Zerrin Özer’in karakteristik sesini tanıyamadı, Nükhet Duru’nunkinden ayıramadı mesela.

Diğeri, Barış Manço ile Cem Karaca arasında kaldı, bocaladı.

Bir başkası, Orhan Veli’nin şiir tarzını, Cahit Sıtkı’nınkiyle karıştırdı.

Sorulan isimlerin kimi hayatta, kimi değil. Ama hepsi, günümüz müzik ve edebiyatına damgasını vurmuş, yakın dönemde iz bırakmış çok ünlü isimler. Ve şöhretleri sürüyor.

Divan şairi Baki için “şöhret ve tesiri asırlarca devam eden” diye yazar biyografiler.

Hatırladım da acı acı güldüm.

Kızılderililerin ataları böyle bir söz etmediyse bile yakışıyor ki onlara mal ediliyor. Şu sert gerçekçi vecizeyi, sosyal medyada okumuşsunuzdur:

“Adını anan son kişi de öldüğünde, hiç doğmamış gibi olacaksın.”

Babil efsanesidir; ölümsüzlüğü arayan Gılgamış, bulduğu iksir elinden kayıp düştüğünde isyanla göğe haykırır:

“Madem vermeyecektin, içimdeki bu ebediyet arzusunu niye kımıldattın!”

Öyleyse o da yeryüzüne kendi mührünü vuracaktır. Gılgamış, adını ölümsüzleştirmeye and içer.

Baki’nin asırlar öncesinden bugüne seslenen beyti gibi:

“Avazeyi bu aleme Davud gibi sal/ Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.”

Kaçımızın kulaklarında çınlıyor?

Fakat hayır, bilmedikleri için gençleri ayıplamıyorum. Bunlardan habersiz büyüyen yeni nesli, cehaletle de suçlamıyorum.

Suçlanacak bir vefasız varsa o da zaman.

Sosyal medyadaki aforizma merakı sayesinde, hala güncelliğini koruyan sadalar var.

Hiç değilse şu Özdemir Asaf dizelerine aşinadır genç allameler:

“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu/Birinciliği beyaza verdiler.”

Bütün şöhretler de aynı hızla unutuluyor, birinciliği ise popçulara verdiler.

Arjantinli şair, yazar Borges’in büyülü gerçekçiliği de müsait, esinlenebilirsiniz bu hususta.

Derslerinden derlenen “Yedi Gece” kitabının “Körlük” bölümü, bilgelik ve ilham dolu.

Borges, gözlerini zamanla kaybedişini, yarım asrı aşan yavaş bir gün batımına benzetir.

Yaşamak, bir gün batımına doğru yürümek değil mi zaten?

Güneşin yüz tuttuğu zeval, mecburi istikamet. Ne kadar yavaş da aksa, zamanın acıması yok.

Fakat Borges’in kararan dünyası, kapkaranlık mı?

Aksine, renklerden siyaha ve zifiri karanlıkta uyumaya hasret kaldığını söylüyor.

Puslu, flu, kıra çalan, grimsi bir renge bürünüyor geceleri. Siyahın verdiği huzur ve dinginlikten uzak.

Görebilenler, gözlerini kapatınca herkese simsiyah gece olduğunu zannededursun...

Körler, sanıldığı gibi bütün renkleri yutan bir gece karanlığına gömülmüyor.

Borges’e, gün batımından sonra da sarıyla karışmış, siyahımtırak bir aydınlık var.

Anlıyoruz ki rahatsız edici, daimi bir aklık bekliyor sonradan körleşenleri. İşkence odasında bütün gece hiç sönmeden yanan, göz kırptırmayan beyazımtırak bir ışıldak gibi.

Uzaktan, çok uzaktan en ıssız gecelere sızan ışıltılar yok mu bir de! Umut ve huzur saçan ışık hüzmeleri...

Eski semalarda yıldızı haşmetle parlayan şöhretler, henüz sönmeden zamana yenilebiliyor, bu doğru, belki kaçınılmaz.

Yeni yıldızlar da haşmetli semaları altında oturan yeni kuşakların gözünü kamaştırıp kaybolacak, döngü böyle.

Fakat bütün şöhretler gün batımına aynı hızla yürürken birinciliği, popçulara verdiler. Saman alevi gibi parlayıp sönenlere.

Adları, eserleri bir çırpıda hatırlanmasa dahi suya da yazılmayanlar, uzaktan ışıldamaya devam edecek.

Kürt müziğinin öncülerinden Nizamettin Ariç, onlardan biri.

TRT Radyosu’nda sanatçı. “Ben Yetim” parçasıyla ismini Türkiye’ye duyurmuş. 1980’de, Sinan Çetin’in yönettiği “Bir Günün Hikayesi” filminde, Fikret Hakan ve Nur Sürer’le oynamış. Sinema ve magazin dünyasında kendinden bahsettiriyor. Ve Kürtçe bir aşk şarkısı okuduğu için, kaçıp Almanya’ya yerleşmek zorunda bırakılıyor.

foto1-001.jpg

Sanatçı dostum Ahmet Güneştekin, oralardayken tanıştırdı. Kürt müziğinin özgün seslerinden Xero Abbas da bizimleydi. Hatıra resmimiz, o buluşmadan.

Şarkımız haliyle Nizamettin Ariç’ten “Ben Yetim”:

“Gün gelir, gün gelir bu da geçer/Zamana, zamana bel bağlama...”