Barış Terkoğlu yazdı: TÜRKEN Vakfı’na giden paraların hikâyesini konuşmamız lazım

Barış Terkoğlu yazdı: TÜRKEN Vakfı’na giden paraların hikâyesini konuşmamız lazım

Vakıf “öğrencilere burs, yatakhane sağlamak ve kültürel programlar düzenlemek” amacıyla kurulduğunu açıklıyor, bağış topluyor.

Uzaktan baktığın yerlere şimdi yürüyerek geçiyorsun. Köprü, en çok uçlarda duranları buluşturuyor.

Bir zamanlar ABD’de yaşayan Türklerin işi zordu. 1975’te ABD’ye giden Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’i karşılayanlar “Burada bir lokalimiz bile yok” demişti. 1977’de devletin imkânlarıyla New York’taki 11 katlı Türkevi binası alındı. Konsolosluktan ataşeliklere, derneklerden öğrenci konutlarına kadar o binada toplanıldı. Kamunun mülküydü. Bir modeldi. Devlet, ABD’de kendi vatandaş topluluğuna sahip çıkıyordu.

Devir değişti. AKP iktidar oldu. Artık kamunun okulları, yurtları Türkiye’de bile yerini vakıflara bırakmıştı. 77’de alınan o bina yeniden inşa edilip açılsa da model bozulmuştu bir kere...

Kaçacaklar ya da kaçmayacaklar tartışmasından daha önce... Kılıçdaroğlu’nun salı gecesi açıkladığı TÜRKEN Vakfı’na giden paraların hikâyesini konuşmamız lazım.

Biliyorum, adları birbirine girdi. Milyonlar birbirine karıştı. Ancak TÜRKEN Vakfı bunlardan biraz farklı.

TÜRGEV ve Ensar’ı biliyorsunuz. ABD’deki TÜRKEN Vakfı, işte bu iki kuruluşun projesi.

2014’te, 17-25 Aralık kavgasından kısa süre sonra, Bilal Erdoğan’ın isteğiyle kurulan vakıf Erdoğan ailesine yakın. Eski başkanı Halil Mutlu, Erdoğan’ın kuzeni. Cumhurbaşkanı’nın kızı Esra Albayrak, bir diğer akrabası Ömer Faruk Albayrak vakfın yönetiminde. Behram Turan, Haluk Gani, Memiş Yetim, Ahmet Bayraktutan gibi kimi aile dostu kimi Kartal İmam Hatip’ten okul arkadaşı isimler vakfa “Erdoğan dostu” görüntüsü veriyor.

ABD’YE ÖDENEN DOLARLAR

ABD’deki vakıf hakkındaki bilgileri bugüne kadar iki kaynaktan öğrendik. Biri, CHP’nin ABD Temsilcisi Yurter Özcan. ABD Vergi Dairesi’ne başvurarak resmi belgeleri kamuoyuyla paylaştı. Öteki gazeteci Yılmaz Polat’ın TÜRKEN Vakfı üzerine yayımladığı kitap. (Telgrafhane Yayınları)

Vakıf “öğrencilere burs, yatakhane sağlamak ve kültürel programlar düzenlemek” amacıyla kurulduğunu açıklıyor, bağış topluyor.

Kamu yararına vakıf olması onu vergide özel kılarken, Türkiye kaynaklı olması, kaynaklarını tartışmalı hale getiriyor. Belgelere göre, kurulduğu günden 30 Haziran 2020’ye kadar, 86 milyon dolardan fazla bağış toplamış. Son iki yılı ise henüz açıklanmadı.

Peki, TÜRKEN bu paraları nasıl kullanıyor?

En bilineni, New York’un pahalı bölgesi Manhattan’da, yurt gerekçesiyle, 15.5 milyon dolara alınan ve 21 katlı inşaat yapılan gayrimenkul. Projeye göre, TÜRKEN bu binanın ilk iki katını ticarethane olarak kullanacak.

Öte yandan vakıf, boksör Muhammed Ali’nin çiftliğini 2.5 milyon dolara satın aldı.

Bu kadar değil...

Polat’ın kitabındaki bilgilere göre TÜRKEN’in New York, Washington, Boston, Şikago gibi şehirlerde, tek kişilik odaları 1300 dolara, çift kişilik odaları 800 dolara kiraladığı anlaşmalı evleri var.

Son iki sene bilinmese de 30 Haziran 2020 itibarıyla, TÜRKEN’in toplam varlığı 67 milyon dolar.

CHP’nin açıkladığı son vergi beyannamesinde, vakıf, o yıl burs vermediğini açıkladı. Haliyle, daha çok gayrimenkul ve paralarıyla anılır oldu.

Elbette bu gayrimenkullerin ABD’ye ödenen vergisi de var. Örneğin, 2016 yılında 120 bin 731 dolar, 2017 yılında da 158 bin dolar emlak vergisi ödenmiş görünüyor.

SERMAYE TRANSFERİ KÖPRÜSÜ

Daha ilginç harcamalar da var. Mesela vakıf, Arnavutluk İslam Kültür Merkezi’ne yaklaşık yarım milyon dolarlık bağış yapmış. 2015’te, ABD’de, filarmoni orkestrası kurmak için 1 milyon 37 bin 577 dolar harcamış. 24 Eylül 2018 tarihinde, New York’ta Mandarin Otel’de düzenlenen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı “TÜRKEN Vakfı Geleneksel Gala Yemeği”ne 115 bin 469 dolar ödenmiş.

Türkiye’den TÜRKEN’e giden paralar da tartışma konusu. Torunlar Holding’in Başkentgaz’ı, Aralık 2017’de Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na ve oradan da TÜRKEN’e ulaşan 8 milyon dolarlık bağış yapmıştı. Bağışçı Başkentgaz, o yıl zarar göstererek hiç vergi ödememişti. CHP’nin, bunun gibi, vakfa akan para kaynaklarını tespit ettiği anlaşılıyor.

Kısacası TÜRKEN, öğrenci burslarıyla değil; Türkiye’den giden paralarla, satın aldığı binalarla, pahalı inşaatlarıyla, garip harcamalarıyla anılıyor. “Erdoğan kaçacak mı” tartışmasının gürültüsüne kulaklarımızı kapatırsak, vakfın bir sermaye transferinin köprüsü olduğu açıkça görülüyor. Erdoğan’ın yakınlarının yönetimindeki vakıf, bir zamanlar vatandaşları için bina alan devlet sisteminin dönüşümünün göbeğinde duruyor. Türkiye, bir doları bile ülkeye çağırırken, milyonlarca dolar, aile vakfının ABD’deki hesabında birikiyor, ABD’ye vergi olarak ödeniyor, ABD’de gayrimenkule dönüşüyor.

Bütün bu tartışmaları bitirecek şey belli: Kamudan beslenen bütün bu vakıfların varlığının devlete devredilmesi. O köprüleri kuranlar bunu ister mi sizce?

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika