• Çalışan Gazeteciler Günü: İşsiz gazeteci sayısı 11 bin 157’ye ulaştı

    TGC, TYS, PEN Türkiye, ÇGD, ve TURKYAYBİR, ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ sebebiyle bugün İstanbul’da bir toplantı düzenledi. İşsiz kalan gazeteci sayısının 11 bin 157’ye ulaştığı, 12 bin gazeteciye de dava açıldığı aktarıldı.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), PEN Türkiye, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), ve TURKYAYBİR ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ nedeniyle İstanbul’da bir toplantı düzenledi.

    TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘İşsizlik ve Sansürün Kıskacında Gazetecilik‘ başlıklı toplantıda son beş yılda basın kartı iptal edilen gazeteci sayısının 3 bin 804 olduğu, ’15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi’nden sonra da 685 gazetecinin milli güvenlik nedeniyle basın kartının iptal edildiği, 91 gazetecinin cezaevinde tutuklu olduğu belirtildi. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2003-2018 yılları arasında 12 bine yakın gazetecinin hakim karşısına çıktığına işaret edildi.

    ‘Günümüzde işsizlik sorunu çok ciddi boyutlara ulaştı’

    TGC Başkanı Turgay Olcayto ‘bir ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü daha gazeteciler olarak üzüntü ile karşıladıklarını’ belirterek şunları söyledi: “Günümüzde işsizlik sorunu çok ciddi boyutlara ulaştı. Basın sektöründe haberin görünmediği gazetelerini satamayan, televizyonlarını izlettiremeyen medya patronları zararı kapamanın yolunu işten gazeteci atmakta buluyor. Son günlerde sendikalı oldukları gerekçesiyle Hürriyet’ten çıkarılan 45 arkadaşımızın yanı sıra birçok gazetede daha tensikat yapıldı.”

    Olcayto ‘kamuoyunu haberle buluşturmak isteyen yaygın ya da yerel gazetelerin çeşitli ekonomik baskılar altına alındığına’ dikkat çekti: “Yalnızca iktidara biat eden gazetecilere devletten ve çeşitli kaynaklardan olanak sağlanıyor. Basın İlan Kurumu’nun bu tür gazetelere sudan bahanelerle ilan kesintileri yaptığı ve bu gazetelerin yaşama kaynaklarını kesmeye çalıştığı da ortadadır.”

    Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ortadan kalktıktan sonra yeni kurulan İletişim Başkanlığı’nın ‘adeta Milli İstihbarat Teşkilatı gibi’ çalıştığını belirten Olcayto, “685 meslektaşımızın basın kartları sağlıklı bir gerekçe gösterilmeksizin güvenlik açısından denilerek iptal edilmiş bulunuyor. Pek çok arkadaşımızın basın kartları ise halen ‘beklemede’ denilerek henüz kendilerine ulaştırılmış değil” diye konuştu.

    Olcayto sözlerine şöyle devam etti: “Bugün çekilen sıkıntılar geçmişteki dönemlerde sendikal dayanışmaya yüz vermeyen, patrondan aldıkları yüksek ücretlerin sarhoşluğunda gazeteciliklerini unutanların hazırladığı bir ortamdan kaynaklanmıştır ne yazık. Gazeteciliği suç saymaya çalışan bir zihniyetle, gazetecileri potansiyel terörist görmek isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Ama bütün bunlar hak odaklı, insan odaklı gazeteciliğe gönül vermiş, yürekten inanmış gazetecileri mesleklerini yapmaktan alıkoyamayacaktır.”

    ‘Sektörün yüzde 95’i iktidarın kontrolünde’

    Toplantıda konuşan ÇGD İstanbul Temsilcisi Uğur Güç ise 2020 yılında gazeteciliğin iktidar sahipleri tarafından yok edildiğini söyleyerek, “Sektörün yüzde 95’i iktidarın kontrolünde manipülasyon ve propaganda aygıtı olarak kullanılıyor” dedi.

    ‘İşsiz kalan gazetecilerin tek çıkar yolu internet gazeteciliği oldu’

    İşsiz kalan gazetecilerin tek çıkar yolunun internet gazeteciliği olduğunu ifade eden Güç, “Ancak basın yasası interneti kapsamadığından ve yeni düzenleme bir türlü yapılamadığından dolayı gazeteciler, örgütlülük ve erken emeklilik gibi özlük haklarından mahrum kalıyor, güvencesiz çalışmak zorunda bırakılıyor” dedi.

    ‘Hakkında dava açılmamış gazeteci neredeyse yok gibi’

    PEN Türkiye 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan oto sansürün önemine işaret ederek, “Oto sansürün ağırlığı önceki yıllarda olduğu gibi devam etti ardımızda bıraktığımız yılda da. İşsizlik insanları çaresizlik burgacında bıraktı” dedi.

    Özcan şöyle devam etti: “Hakkında dava açılmamış gazeteci neredeyse yok gibi. Bu yaşanandan dolayı kalbi ülkelerinde atan gönüllü sürgünlük yaşayan insanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Sürgününde kendi dilinden uzakta olmanın acısını yaşayan küçümsenmeyecek kadar gazeteci ve yazar bulunmaktadır dışarıda. Bu da kanayan başka bir yaradır.”

    ’12 Eylül yasaları hortlatıldı’

    Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ise 2019 yılında hapisteki gazetecilerin, gözaltıların, tutuklamaların ve yasakların damgasını vurduğunu belirtti: “Türkiye’de gazeteciliğin yanı sıra yayıncılık sektöründe de ağır sorunlar yaşanıyor. 12 Eylül yasaları hortlatıldı. Sulh Hukuk hakimleri basılan kitapları toplatan kararlar alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı kimin hangi kitabı okuyacağına dair raporlar hazırlıyor. Muzır Kurulu’nda yer alan kimlerden oluştuğunu bilmediğiniz uzmanlar klasik birçok kitabı çocuklar için sakıncalı ilan ediyor.”

    Çalışan Gazeteciler Günü nasıl ilan edildi?

    Toplantıda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün ilan edilmesinin tarihçesi de anlatıldı:

    4 Ocak 1961’de basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan 212 sayılı kanun Resmi Gazete’de yayınlandı. Ancak dokuz gazete patronu, 212 sayılı yasaya ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasaya karşı çıktılar. Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah’ın patronları ortak bildiriye imza atarak gazetelerini üç gün kapattıklarını duyurdu. İstanbul Gazeteciler Sendikası ise çalışanlarla birlikte karara katılmadıklarını şu açıklamayla duyurdu:

    “Bu kapanma kararı, gazetelerin tesis ve maddi imkanlarını ellerinde bulunduran gazete sahipleri tarafından verilmiştir. Basını medyana getiren asıl ve büyük kütle olan biz yazı işleri müdürleri, sekreterler, istihbarat şefleri, muharrirler, muhabirler, foto muhabirleri, karikatüristler, ressamlar, musahhihler (düzeltmenler) ve diğer fikir işçilerinin böyle bir kararda oyumuz olmadığı gibi, bu hareketi asla tasvip etmemekteyiz.”

    Gazeteciler, aynı gün sendikadan başlayan sessiz bir yürüyüş yaptılar. Ellerinde “Simidimiz ve hürriyetimiz için”, “Çalışan gazeteciye cop, patrona hazırlop” gibi dövizler taşıdılar. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler bu 3 gün boyunca İstanbul Gazeteciler Sendikası çatısı altında “Basın” adlı bir gazete yayımladı. Basın Gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında yayınını sürdürdü. Üç gün süren bu dayanışmanın ardından 10 Ocak, Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra gazetecilere yönelik ağır baskılar sebebiyle günün adı, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.