CHP’li Özgür Özel: Türkiye’nin devletin başındaki kavgacıdan, küfürbazdan kurtulmaya ihtiyacı var

CHP’li Özgür Özel: Türkiye’nin devletin başındaki kavgacıdan, küfürbazdan kurtulmaya ihtiyacı var

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’deki basın toplantısında Erdoğan’ın ‘CHP ağzı’ söylemine tepki göstererek geçmiş sarf ettiği sözleri hatırlattı.

AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin son grup toplantısında TÜSİAD’ın iktidara ekonominin rasyonel kurallarına dönük hareket edilmesi çağrısına tepki gösterdi. Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’deki basın toplantısında Erdoğan’ın  ‘CHP ağzı’ söylemine tepki göstererek geçmiş sarf ettiği sözleri hatırlattı. 

Özgür Özel, Erdoğan’ın geçmişte bir çiftçiye söylediği, “Ananı da al git” sözlerini sarf ettiğini vurgulayarak,  “Recep Tayyip Erdoğan, kurban olsun CHP ağzına. Kendi ağzından neler çıktığını düşünecek olursak, bu ülkenin en az yarısına ettiği hakaretleri, küfürleri düşünecek olursak, CHP’nin milli mücadeleyi müjdelemiş, örgütlemiş; kuruluşu müjdelemiş, kuruluşu ve kurtuluşu başarmış, ülkeyi bugünlere getirmiş kurucu idarenin ağzına kurban olsun” dedi.

Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda da Gezi Direnişi’ne katılan vatandaşlara ‘sürtük’ diyerek hakaret ederek büyük tepki toplamıştı.

Özgür Özel, basın toplantısında şunları dile getirdi:

“ERDOĞAN KURBAN OLSUN CHP AĞZINA”

“Recep Tayyip Erdoğan, kurban olsun CHP ağzına. Kendi ağzından neler çıktığını düşünecek olursak, bu ülkenin en az yarısına ettiği hakaretleri, küfürleri düşünecek olursak, CHP’nin milli mücadeleyi müjdelemiş, örgütlemiş; kuruluşu müjdelemiş, kuruluşu ve kurtuluşu başarmış, ülkeyi bugünlere getirmiş kurucu idarenin ağzına kurban olsun, o. Herkes tarihte CHP’nin kurucusundan bugününe, bütün genel başkanlarının ağzının hangi düzeyde olduğunu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından neler çıktığını tarih hiçbir zaman unutmayacak.

Beğenmediği her beyanata, bunu söyleyen her kişiye, derneğe, vakfa, aileye, kapısını kapatan bir anlayışla karşı karşıyayız. 85 milyonu kucaklaması gereken Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden kişinin bir partinin genel başkanı olmasının sonucudur bu. Yeri geldiğinde bir dernek üzerinden iş dünyasını, yeri geldiğinde meslek örgütü üzerinden tüm hekimleri, tüm avukatları; yeri geldiğinde bir siyasi parti üzerinden memleketin en az yarısını ötekileştiren, şeytanlaştıran bir anlayışla karşı karşıyayız. Recep Tayyip Erdoğan; önce çiftçilerle, kendisine isyan eden bir çiftçiye ‘al ananı da git’ diyerek yolları ayırmış, ona kapıyı göstermişti. Sonra barolarına sahip çıkan avukatlara gösterdi. Hekimlere, ‘siz gidersiniz asistanlarla yol yürürüz’ demişti. Sonra tüm hekimleri hedefine almıştı. İş dünyasını kapının önüne koyuyor. Meslek örgütlerini kapının önüne koyuyor. Ve kendisinden olmayan, kendisini eleştiren herkese haddini bildiriyor kendince ve yolları ayırıyor. Zaten sorunun kendisi de bu.

Düşünün ki bir cumhurbaşkanı devleti temsil edecek, herkesi temsil edecek; görevini yaptığı makamına ki orası da bütün itirazlara ve mahkeme kararlarına rağmen tamamen kaçak bir şekilde inşa edildi. Ama düşünün kapısını küçük, ortağı ve en minik ortağı dışında çalan yok. Bir iktidar partisi düşünün bayramlaşmada dünya kadar parti ile bayramlaşamıyor. Kendisi ile birlikte siyaset yapmış, kendisi gibi başbakanlık, cumhurbaşkanlığı görevi yapmış olanlarla bayramlaşamıyor.

“TÜRKİYE’NİN ÖNCE DEVLETİN BAŞINDAKİ KÜFÜRBAZDAN KURTULMASI LAZIM”

Biz CHP olarak; Türkiye’de tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen, görüşebilen, tartışabilen kendi doğrularını savunup, diğerlerinin fikirlerine saygı duyan bir parti olarak Türkiye’ye, önümüzdeki süreçte herkesle bayramlaşabilen, kapısı herkese açık olan bir Cumhurbaşkanı müjdeliyoruz. Her şeyden önce devletin başındaki kavgacıdan, küfürbazdan, herkesi şeytanlaştıran ve kavgadan medet uman bu kişiden kurtulmaya ihtiyacı var.”

“KENDİ ÖNERGEMİZİ DESTEKLEMEZ MİYİZ?”

Erdoğan’ın, öğrenci affına ilişkin yasa teklifinin TBMM’ye sunulacağını duyurması ile ilgili olarak da Özel, şunları söyledi:

“Biz iktidar refleksi gösterirken karşımızdakiler muhalefet refleksi gösteriyor… ‘Ne yapalım’ diye dönüp, CHP geçmişte ne önerdiyse bakıyorlar. Biz bundan memnunuz. Elimde 30 Aralık 2019 ve 20 Aralık 2019 tarihinde verilmiş iki tane teklif var. Bunlardan bir tanesi öğrenci affına ilişkindir ve dün öğrenci affını getireceğini söyledi. CHP’nin 2 buçuk yıldır Meclis komisyonundaki öğrenci affı, şu anda Recep Tayyip Erdoğan’ın; ‘Acaba anketlerde yüzde 15’inin bile desteğini alamadığım genç seçmenin desteğini almak için ne yaparım?’ veya ‘CHP bunların gönlünü nasıl kazandı?’, ‘Normalde benim aldığım oy anketlerde CHP’nin önündeyken yeni 6 buçuk milyonluk seçmen ile CHP beni nasıl ikiye katladı’ diye bakarken kendince öğrenci affını bulmuş, doğrudur. Bunu yapsın, destekleyeceğiz. Kendi önergemizi desteklemez miyiz? Tabii ki destekleyeceğiz lakin bu tek başına olmaz. Bunun bir de kardeşi var. Bu da KYK borçlarına af. Öğrencilerin geçmişte kullandıkları Kredi Yurtlar Kurumu borçları, yüksek faizlerle ödenemez hallere geldi. Gelsin, eğer gençlerin gönlünü kazanmak için bir adım atıyorsa, bizim adımızı taklit ediyorsa, esas bunun ayrılmaz parçası, gençlerin KYK borçlarının silinmesi ve hayata ödeyemeyecekleri bir borç yükü ile başlamalarını önleyecek bu kanun teklifimizi de aynı şekilde öğrenci affıyla birlikte gündeme almasını bekliyoruz.”

“SIĞINMACI SORUNUNDA ERDOĞAN, SOYLU, AK PARTİ SORUMLUDUR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, dün CHP tarafından hazırlanan göç raporunu eleştirdiğini aktaran Özel, “CHP, ‘bunların hepsi vatandaş yapmalı’ diyormuş. Öyle bir cümle yok. Öyle bir kelime yok, öyle bir harf yok. Öyle bir virgül yok, öyle bir ima yok. Ne var? Süleyman Soylu’nun at yalanı, dönüp sayalım inananı.’ Kaç kişiyi kandırırsam kardır. Türkiye’deki sığınmacı sorunundan; Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu, AK Parti ve onların kurnazca hesapları sorumludur. Başka bir sorumlu yok, kimse aramasın” dedi.

“BAHÇELİ VE ERDOĞAN’I YÜZLERCE FEZLEKE MUHATAP EDECEK BİR KANUNDUR”

Dün TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifi hakkında Özel, şunları söyledi:

“Bir dezenformasyon yasası var. Bu dezenformasyon yasası; gazeteci meslek örgütlerinin, basın meslek kuruluşlarının görüşleri alınmadan, kısıtlı imkanlarla ifade edebildikleri görüşleri dinlenmeden, komisyondan geçti. Bu kanun, ‘korkunun ecele faydası yok’ kanunudur. Ama gelecek sene yapılacak seçimlerden önce muhalefeti, muhalif basını, susturma, sindirme ve birazcık bir özgürlük alanı bulunan yerden haber geliyorsa orayı da bir şekilde macunlama, kapatma gayretidir. Bu kanun bağımsız yargının elinde başta Sayın Bahçeli ve Erdoğan’ı onlarca yüzlerce fezleke muhatap edecek bir kanundur. Kanun, gerçek dışı bilgi alana yaymayı suç saymaktadır.

Örneğin, İstanbul’da yapılmış mitingimizde; ‘Her yer Taksim, her yer direniş’ sloganını bir gazetecinin değiştirdiği, AK Parti’nin bile sahiplenmediği bir şekilde, ‘Her yer Kandil, her yer direniş’i, herkesin yalan olduğunu bildiğinden dört gün sonra prompterden okuyan Devlet Bahçeli’ye, eğer bağımsız bir yargı varsa, 1 yıldan 3 yıla kadar fezlekeyi düzenleyip, Meclis’e yollamak durumundadır… En son ‘cami yaktı bunlar’ diyen Recep Tayyip Erdoğan, bu suçun Türkiye’deki dünya markasıdır.

Ama elbette ki baskı altında tuttukları, kendi istedikleri gibi atadıkları hakimlere güvenmektedirler. Ama biz bunlara milletimize güvenmekteyiz. Ne yaparlarsa yapsınlar; elbette itirazlarımız sürecek, elbette Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz, lakin ne yaparlarsa yapsınlar; onların, gençleri ilk kez oy kullanacakları görüşlerini açıklamaktan bizleri doğru bildiğimizi söylemekten, namuslu gazetecileri de doğru bildikleri meslek ahlakları gereği doğru bildikleri şekilde haber yapmaktan alıkoyamayacaktır.”

 

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika