Demokrasi İçin Birlik: Demokrasi seferberliğine çağırıyoruz

Demokrasi İçin Birlik: Demokrasi seferberliğine çağırıyoruz

Rıza Türmen ve Binnaz Toprak’ın çağrısıyla bir araya gelen ve CHP, HDP, SHP ve BDP eski milletvekilleri ile aydın, yazar ve sanatçılardan oluşan Demokrasi İçin Birlik (DİB), ''#HAYIR Biz Varız’ şiarıyla Şişli’deki Kenter...

Rıza Türmen ve Binnaz Toprak’ın çağrısıyla bir araya gelen ve CHP, HDP, SHP ve BDP eski milletvekilleri ile aydın, yazar ve sanatçılardan oluşan Demokrasi İçin Birlik (DİB), ''#HAYIR Biz Varız’ şiarıyla Şişli’deki Kenter Tiyatrosu’nda basın açıklaması düzenledi. Birçok siyasetçinin ve Sivil Toplum Kuruluşu’nun, akademisyenin katıldığı basın toplantısında Demokrasi İçin Birlik’in neden ''Hayır’ diyeceğini anlattı.

Demokrasi İçin Birlik’ten yazar Ayşegül Devecioğlu, DİB’in kuruluş amaçlarından bahsettikten sonra ''Bu Anayasa değişikliği diktatörlüktür. Buna direneceğiz’ dedi.

Devecioğlu’nun ardından Özgür Çelik ve Işıl Kurt, DİB’in referandumda neden hayır diyeceğine ilişkin hazırlanmış olan manifestoyu okudu. Manifestoda, yeni Anayasa değişikliği ile yargının tek elde toplanacağı ve halkın iradesinin tek kişiye teslim edileceği totaliter bir rejim hedeflendiği söylendi.

DİB ''hayır’ deme nedenlerini şöyle sıraladı.

HUKUK DEVLETİNİ ORTADAN KALDIRACAK

Referandumda oylanacak Anayasa değişikliği ile yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanacağı, hukuk devletini ortadan kalkacağı, Meclisin devre dışı bırakılacağı, halkın iradesinin tek kişiye teslim edileceği totaliter bir rejim hedefleniyor. Türkiye’nin çoğulcu toplum yapısına ters düşen, demokrasinin ölümü anlamına gelen tek adam rejimine Demokrasi İçin Birlik olarak ''Hayır'' diyoruz.

HER SİYASİ GÖRÜŞTEN İNSANLARIZ

Kadınlar, gençler, Aleviler, emekçiler, LGBTİ bireyler her inanç grubundan, her etnik kimlikten, her siyasi görüşten insanlarız. Çoğulcu ve katılımcı demokrasi hedefi arkasında el ele veren kesimlerden yurttaşlarız. Demokratik değerler çerçevesinde, barış ve refah içinde, farklılıklarımızın zenginliğiyle yaşamak umudundan vazgeçmeyeceğiz.

HALKIN BİLGİ SAHİBİ OLMASINA FIRSAT VERİLMEDİ

Anayasa değişikliği daha tartışılmaya başlandığı andan itibaren meşrutiyetini yitirdi. Meşru değil çünkü  bir toplumsal mutabakat metni olan Anayasa, halkın bilgi sahibi olmasına fırsat verilmeden, uzlaşma aranmadan yapılıyor. Meşru değil, çünkü fikir, ifade, basın, gösteri özgürlüklerinin tümüyle kısıtlandığı, milletvekillerin, gazetecilerin hapiste olduğu OHAL, baskı, terör ve savaş ortamında kapalı kapılar ardında yapılıyor.

TOPLUMU KUTUPLAŞTIRACAK

Toplumun etnik ve dinsel ayrışmaları ortadan kaldıracak, bir arada yaşamı sağlayacak yerde, toplumu daha da kutuplaştıracak bir anayasa yapılıyor. Ülkedeki farklı kesimler, fsrklı düşünceler dışlanıyor. Demokrasinin en temel kuralları çiğneniyor.  Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, temsil adaleti, sosyal adalet gibi değerler siliniyor. Oysa Türkiye’nin acilen normalleşmesi lazım. Bu ancak uzlaşma, uyum, istikrar ve demokrasi ile olur. Tek adam yönetimi istikrarsızlık, gerilim ve çatışma üretecek. Bu ne AKP’ye oy verenlerin ne de karşı çekenlerin meselesi. Bu memleket meselesi.

ÜLKENİN SORUNLARINA ÇARE DEĞİL

Kürtlerin, Alevilerin, kadınların taleplerinin yok sayan tek adam rejimi ülkenin hangi sorununu çözecek ? Anayasa değişikliği yangından mal kaçırıyormuş gibi yapılıyor ki, yarın canı yananlar, yoksulluk canına tak edenler, haksızlığa uğrayanlar hiç sesini çıkaramasın. Kimse bu kadar yetkiye sahip olmamalı. Her kim seçilirse seçilsin bu yetkileri kullananlar ancak diktatör olabilir. Kuvvetler ayrılığının tarihi Cumhuriyetten bile eski. Tek adam yönetimi Türkiye’nin geleceği, huzuru kalkınması, istikrarı açısından kesin bir geri dönüş.

HALK KABUL ETMEYECEK

Çünkü yasaları veto edebildiği gibi lideri olduğu partinin milletvekillerini seçen ve Meclisi fes etmeye karar verebilen partili Cumhurbaşkanı, Meclis üzerinde tam ve mutlak bir vesayete sahip.  Çünkü tek adam rejiminde hesap verme yok. Rüşvet, yolsuzluk, haksızlık adaletsizlik artacak. İktidarın bir sınırı olmalı , onu aşmamalı bu nedenle halkın çoğunluğunun desteğini almış olsa bile iktidarın gücünün siyasal iktidardan tamamen bağımsız, güçlü kurumlar ve yapılar eliyle dengelenmesi ve denetlenmesi zorunlu. Demokrasi İçin Birlik olarak, bütün demokrasi güçlerini, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, temsil adaleti, sosyal adalet ve barış için demokrasi seferberliğine çağırıyoruz.

Demokrasi İçin Birlik’in basın açıklamasında ''Hayır’ kampanyasının yol haritası da sunum olarak gösterildi. Sunumda “Bu süreçte farklı inanç görüşlerine sahip kişilerle ve farklı kesimlerle bir araya geleceğiz, dikkat çekecek sivil eylemler yapacağız ve referanduma katılımın öneminden bahsedeceğiz'' denildi.
KHK İLE İHRAÇ EDİLEN AKADEMİSYENLER UNUTULMADI

Son çıkan KHK ile işten atılan akademisyenler için de konuşan Prof. Dr. Beyza Üstün “Bu süreçte yaptıkları hiçbirinin bedelini ödeyemecekler. Dünkü KHK ile başından beri biz bu suça ortak olmayacağız diyen akademisyenleri araştırmadan, öğrencilerinden uzaklaştırdılar, işlerine son verdiler. Siyasalın Ankara’sını neredeyse tamamına attılar. Anayasa profesörlerinin bu KHK ile görevden uzaklaştırdılar, bu son derece manidardır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz bu analizlerimize devam edeceğiz. Geri döneceğiz Sur’da Cizre’de bir daha gençler, halklar ölmesin diye hep birlikte hayır diyeceğiz, bu sistemi önleyeceğiz'' dedi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan yazar Ayşegül Devecioğlu ve EMEP MYK üyesi Abdullah Levent Tüzel, bu kampanyayı ev dolaşarak anlatacaklarını ayrıca sosyal medyada da bütünlüklü bir kampanya başlatacaklarını söyledi.

HASİP KAPLAN: EV EV DOLAŞACAĞIZ

Basın toplantısına katılan eski HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ''hayır’ kampanyasını Kürt illerinde de ev ev dolaşıp halka anlatacaklarını söyledi.

''ADAY SOSYALİST OLSA AK PARTİLİLER YİNE ''EVET DER’ MİYDİ?’

Oyuncu Barış Atay ise “Aday Erdoğan olmasaydı AK Parti tabanı yine evet diyecek miydi?'' sorusunu ortaya attıktan sonra şunları söyledi: “Teoriye boğmaya gerek yok tek bir arguman var. Söylediğimiz bu Anayasa degisikliği tek adam rejimine imkan veren bir sistem. Bunu da şöyle kurgulamak gerekiyor: Eğer bugün aday Erdoğan olmasaydı solcu, sosyalist, demokrat veya Cumhuriyetçi olabilir. Buna AKP tabanının yüzde kaçı evet diyecek? O zaman hepsi hayırcı olacaktı. Bunun dışında çok fazla argumana gerek yok. Bu yuzden tek adam rejimine izin verilemez.''

">

GENEL