Deniz Zeyrek yazdı: Kafa bulmak mı kafayı bulmak mı?

Deniz Zeyrek yazdı: Kafa bulmak mı kafayı bulmak mı?

“Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Sel felaketi oldu bakan arkadaşlarım ve ben hep birlikte Doğankent'te Dereli'deydik. Balıkçıya gitmedik. Nereye gittik? Biz vatandaşlarımızın yanına gittik''

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, siyasi rakiplerini muhafazakar seçmen önünde kötülerken en çok “alkollü olma” kavramını kullanıyor.

Bir ara kurucu önderleri kastederek “iki ayyaşın yaptığı yasa muteber mi oluyor” ifadesini kullanmış, “Atatürk'ü ve İnönü'yü kastetti” diye çok fazla tepki çekince lafı nasıl çevireceğini bilememişti.

Geçenlerde de Giresun'da konuşma yaparken, İstanbul'da yaşanan kar fırtınası sırasında Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bir balıkçıda yediği yemeğe gönderme yaparak şunları söyledi:

“Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Sel felaketi oldu bakan arkadaşlarım ve ben hep birlikte Doğankent'te Dereli'deydik. Balıkçıya gitmedik. Nereye gittik? Biz vatandaşlarımızın yanına gittik. Onlarla beraber olduk, dertleriyle dertlendik. Birileri de bir yerlerde kafayı bulmaya gidiyor. Öbür tarafta kar bora fırtına esiyor. Hiç umurlarında değil.”

Bir kere Giresun'da 15 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketi, 23 Ağustos 2020 günü yaşandı. Erdoğan ise Giresun'a 31 Ağustos 2020 günü gitti. Hatta Dereli'de yaptığı miting sonrasında insanların üzerine keyif çayı atması çok tepki açtı.

Bu topraklarda yaşayan birçok insana göre değil ama Erdoğan'a göre “alkol alma”“kafayı bulma” bir “karalama” ifadesidir.

Erdoğan, biraz önce aktardığım sözleriyle de İmamoğlu'nu karalıyor ve bununla yetinmiyor “kafayı bulmakla” itham ediyor.

Sırf politik çıkarlar için başka bir insanı “karalamak” bu kadar kolay mı olmalı?

Sırf yemek balıkçıdaydı diye İmamoğlu'nun “kafayı bulmaya” gittiğini söylemek tek kelimeyle insafsızlık.

Bir de işin çifte standartlı, adaletsiz tarafı var.

Zira aynı lokantaya Erdoğan da, başbakanlığı döneminde gitmiş.

İmamoğlu kalksa, sırf o balıkçıda yemek yedi diye Erdoğan'a, “Siz de gitmişsiniz o balıkçıya. Kafayı bulmaya mı gittiniz” dese “Cumhurbaşkanı'na Hakaret” suçlamasıyla hakkında dava açılır.

Cumhurbaşkanı, dokunulmazlığını kullanarak herkesi suçlasın, herkesi etiketlesin, rakipleri için çok ağır ifadeler kullansın ama bir rakibi ya da bir vatandaş, aynı ifadeleri cumhurbaşkanı için kullandığında mahkemelerde sürünsün. Bunun neresi adalet?

Şimdi gelelim işin “kafa bulma” kısmına.

Son AK Parti MYK toplantısından sonra Sözcü Ömer Çelik çok ilginç bir açıklama yaptı. Aynen aktarıyorum

“Bugün en kapsamlı değerlendirmelerden biri de, Ömer İleri başkanımızın gerçekleştirdiği sunum oldu. Metaverse kavramına kadar geniş çerçevede MYK'mız bu konuyu ele aldı. Dijitalin siyaseti diyoruz, dijital siyaset demiyoruz. Dijitalle ilgili olarak bunu yakından takip etmemiz gerektiği gözüküyor. Geleneksel kurumlarla ilgili, mülkiyet tanımı ile ilgili yeni boyutların açıldığını, yeni tehditlerin güçlü şekilde ortaya çıktığını görüyoruz. Metaverse kavramının insan, toplum hayatına yönelik etkileri ortaya koyuldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde yakın zamanda bir forum düzenlenecek. Teknolojik, felsefi, ekonomik boyutları kapsamlı şekilde ele alınacak.”

Bilmeyenler için söyleyeyim: “Metaverse” sanal bir evren. Üç boyutlu uygulamalarıyla, dijital teknolojileriyle gerçekliği çok artırılmış bu evrende konserler, toplantılar, sergiler, davetler yapılabiliyor. Teknoloji dünyası Metaverse için “yeni internet” ifadesi kullanılıyor.

Ömer Çelik'i dinleyince önce sevindim. “AK Parti gelecek yüzyılın teknolojilerini konuşuyor” dedim.

Ancak perde arkasına ve o konuşmaların devamında ortaya çıkanlara bakınca hayal kırıklığı yaşadım.

– Çünkü “Ya yabancı bir yatırımcı sanal alemde Meryem Ana'yı satın alırsa ne olur?” gibi sorulara yanıt aradıklarını öğrendim.

– Çünkü Netflix gibi Metaverse gibi platformların da “eşcinselliği özendireceği” tespitleri yapıldığını öğrendim.

– Çünkü o toplantıdan 4 gün sonra yayınlanan ve dili nedeniyle eski sıkıyönetim bildirilerine benzettiğim “Basın Yayın Faaliyetleri” başlıklı Cumhurbaşkanlığı genelgesinin bu tür gelişmelerin zararlarına karşı yazıldığını öğrendim.

– Çünkü, Diyanet'in -doğru okudunuz; TÜBİTAK'ın, üniversitelerin değil Diyanet'in- yakında Metaverse toplantısı yapacağını öğrendim.

Vatandaş işsizliğin, hayat pahalılığının, zam yağmurlarının, kesinti ve kısıntıların altında inim inim inlerken, bu sorunları çözmesini beklediğimiz yöneticiler “toplumun ahlakını korumaya” kafayı takmış.

“Vatandaş Netflix'le Metaverse'le yoldan çıkıyor mu alkolle kafayı buluyor mu?” bilemem ama ülkeyi yönetenlerin vatandaşla “kafa bulduğu” kesin.

Önceki ve Sonraki Haberler
Gündem