DİSK Genel-İş: 3,7 milyon kişi çalıştığı halde yoksul

DİSK Genel-İş: 3,7 milyon kişi çalıştığı halde yoksul

DİSK Genel-İş raporuna göre 31,7 milyon kişi sağlıklı gıdaya ulaşamıyor

DİSK Genel İş Sendikası Araştırma Dairesi EMAR "Gelir Yaşam ve Yoksulluk Araştırma Bülteni" raporunu  yayımlandı. Türkiye’de enflasyonun AB üye ülke ortalamasının 9 katı olduğu belirtilen raporda sağlıklı gıdaya ulaşamayan sayısının pandemide 4,6 milyon kişi artarak 31,7 milyona çıktığı ifade edildi. Çalıştığı ve bir geliri olduğu halde yoksul olduğunu belirten çalışanların sayısı da yüzde 13,6 artarak 3,7 milyon kişiye ulaştı.

 Sendikamızın Araştırma Dairesi EMAR'ın rapordan şu bulgular öne çıktı:

Türkiye’de enflasyon, Türkiye’de Mayıs ayı enflasyon oranının AB üye ülke ortalamasının 9 katı, OECD üye ülke ortalamasının da 8 katı oldu.

Gıda enflasyonunun artış oranı, genel enflasyon oranının çok üstündedir. Mayıs ayı TÜİK verilerine göre gıda enflasyonu yüzde 91, 6 olarak açıklandı. Bu oran Nisan ayı AB üye ülke ortalamasında 8,6, OECD üye ülke ortalamasında ise 11,5’dir. Yani Türkiye’de gıda enflasyonu AB’nin 10,3 katı, OECD üye ülkelerin ise 7,7 katıdır.

Gıda enflasyonunun yüksekliği halkın gıdaya ulaşımını da zorlaştırdı. Son iki yılda, iki günde bir et ya da tavuk yiyemediğini söyleyenlerin sayısı 1,2 milyon arttı. 2019 yılında 27,1 milyon kişi (%33,6) iki günde bir et, tavuk vb. ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtmiştir. 2021 yılına gelindiğinde ise bu sayı 4,6 milyon kişi artarak 31,7 milyon kişi ile yüzde 38,3’e yükseldi.

İşçi sınıfının milli gelirden aldığı pay her geçen yıl düşerken, sermaye sınıfının payı arttı. 2019 yılı 1. çeyreğinden 2022 yılı 1. çeyreğine katma değer içindeki emeğin payı 7,3 puan azalarak yüzde 38,8’den yüzde 31,5’e geriledi. Aynı dönemde katma değer içinde sermayenin payı 6,8 puan artarak yüzde 40,8’den yüzde 47,6’ya yükseldi. Veriler göstermektedir ki, pandemi döneminin kazananı sermaye, kaybedeni emekçiler oldu. Bu durum yoksulluğu derinleştirdi, eşitsizliği artırdı.

Çalıştığı ve bir geliri olduğu halde yoksul olduğunu belirten çalışanların sayısı ise 3,7 milyon kişiye (yüzde 13,6) ulaştı. Cinsiyete göre çalışan yoksulluğuna baktığımızda erkek çalışanların, kadın çalışanlara göre daha yoksul olduğu görülmektedir. Çalışan erkek yoksul sayısı 2,8 milyon kişi ile yüzde 14,8 iken çalışan kadın yoksul sayısı 882 bin kişi ile yüzde 10,6’dır.

Güvencesiz çalışma, işçilerin yoksulluk riskini artırıyor. Türkiye’de sözleşme türlerine göre geçici bir işte çalışanların yoksulluk riski, sürekli çalışanlara göre çok daha fazladır. AB ortalamasında sürekli çalışanların yoksulluk riski yüzde 5,5 iken geçici bir işte çalışanların yoksulluk riski oranı yüzde 15’dir."

Raporun sonuç kısmında talep ve öneriler şöyle sıralandı:

"Tüm maaş ve ücretler en az asgari ücret artış oranı kadar artırılmalı, yılın daha başında enflasyon karşısında eriyen asgari ücret yeniden belirlenmelidir. En düşük emekli aylığı en az asgari ücret düzeyine çekilmelidir.

 İşçi sınıfının yaşadığı gelir kaybını telafi etmesinin en önemli yolu, sendika ve grev hakkıdır. Bu hakların kullanımının önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalıdır.

 Yoksullukla mücadele için sosyal koruma programları oluşturulmalı ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesim olan kadınlar için sosyal koruma artırılmalıdır.

 Güvencesizliğin yoksulluğu artırıcı etkisi göz önünde bulundurularak her kesim için geçici ve güvencesiz işler yerine tam zamanlı, insan onuruna yaraşır istihdam olanakları sağlanmalıdır."

 

Ekonomi