Estetik operasyon geçiren kadının ölümüne ilişkin 4 sanığın yargılanmasına başlandı

Estetik operasyon geçiren kadının ölümüne ilişkin 4 sanığın yargılanmasına başlandı

Beylikdüzü'nde bir güzellik merkezinde estetik operasyon geçirmesinin ardından hayatını kaybeden Kübra Boyraz'ın ölümüne ilişkin biri doktor 4 sanığın yargılanmasına başlandı.

Büyükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Erdal Doğruya, Öner Özsoyeri ve tutuksuz sanık Ömer Elmalı, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Duruşmada, tutuksuz sanık Bülent Bostancı ve tarafların avukatları da hazır bulunurken maktul Boyraz'ın babası müşteki Ekrem Solmazgül'ün ise Kovid-19 temaslı olması nedeniyle duruşmaya gelmediği belirtildi.

Savunması alınan doktor olan tutuklu sanık Öner Özsoyeri, Erdal Doğruya'yı 2009'dan beri tanıdığını, beraber çalıştıklarını, 2017-2019 yılında kendisinin cezaevine girdiğini, bu dönemde de dolgu ve botoks işi yapan Doğruya'nın kendisine baktığını söyledi.

Daha sonra çok müşteri olduğu düşüncesiyle İstanbul'da bir yer açtıklarını belirten Özsoyeri, yeri sanık Bülent Bostancı adına tuttuklarını, Erdal Doğruya'nın da dolgu botoks alanında kendisine ait müşterileri olduğunu kaydetti.

Özsoyeri, maktul Kübra Boyraz'ın ilk seansının temmuz ayında kendisi tarafından yapıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bazı müşterilere ilk seansı ben yapıyordum. Sonraki seansları ise eli yatkın olduğu için Erdal yapıyordu. Ben olmadığım zamanlarda dolgu botoks yapardı. Erdal'ın vergi borcu olduğu için hesapları blokeliydi, paralar benim hesabıma geliyordu. Boyun fıtığım olduğu ve dolgu, botoksu yapmak güç istediği için olay günü Kübra hanıma işlemi bugün yapamayacağımı, yarın yapacağımı söyledim. Erdal bey kendisinin yapacağını söyledi. Odaya ben, Kübra ve Erdal girdik. Girmekteki amacım kontrol etmek ve Kübra'yı kırmamaktı. Ben Kübra'ya Erdal tarafından dolgu botoks yapılmasına izin vermedim. Telefonum çalınca dışarı çıktım. Kapı çaldı. Bülent bey geldi. O ara bir ah sesi duydum. Kübra'ya sorduğumda canının acıdığını söyledi ancak dolgu botoks verdiğini görmedim. Erdal'ın elinde enjektör gördüm sonra Kübra'yı salona götürdük. Ardından evine bıraktık. Hastaneye gitmeyi kabul etmeyince kendisinin Kovit-19 olduğundan şüphelendim. Suçsuzum, tahliyemle beraber beraatimi istiyorum. Tarafımca yapılmış hatalı bir tıbbi muamele bulunmamaktadır."

 "Ben Kübra hanıma herhangi bir işlem yapmadım"

Tutuklu sanık Erdal Doğruya da savunmasında, Öner Özsoyeri'nin elinde çantasıyla sürekli çevrede dolaşarak insanlara botoks yapan biri olduğunu, kendisinin de ona ufak tefek işlerde yardım ettiğini belirterek, "Ben Kübra hanıma herhangi bir işlem yapmadım. Müşterilerle Öner ya da Ömer muhatap oluyordu. Doktor Öner enjeksiyon yapmaya girdiğinde sadece iki kişi vardı. Kamera kayıtları sabittir. Kullanılan ilaçların içeriğiyle ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Tahliyemi istiyorum." dedi.

Duruşmada dinlenen tanık Kadriye Arslan ise Erdal Doğruya'yı doktor sandığını ifade ederek, "Olay günü Kübra yanıma gelip iyi olmadığını söyledi. Kanepeye uzandırdık. Tuzlu ayran içirdik. Enjeksiyonu kimin yaptığını görmedim. Öner benim orada olduğum zaman zarfında hep terastaydı. Bu işyerinin sahibi Erdal beydi. Ben Kübra Boyraz'dan herhangi bir ah sesi duymadım. Duysaydım zaten hastaneye götürülmesi için ısrarcı olurdum." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Erdal Doğruya ve Öner Özsoyer'in bu hallerinin devamına hükmederek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

İddianameden

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların ruhsatsız olarak bir yeri işlettikleri ve sanık Öner Özsoyeri'nin ilçe sağlık müdürlüğünden gelen yazıda pratisyen hekim olup, uzmanlık eğitimi ve sertifikasının bulunmadığı belirtiliyor.

İddianamede, 9 Temmuz 2020'de maktul Kübra Boyraz'a sanık Öner Özsoyeri tarafından kalça dolgusu yapıldığı, 19 Eylül 2020'de tekrar randevu alan maktulün saat 17.54'te siteye girdiği ve personel ile görüştükten sonra işyerine yöneldiği kaydediliyor.

Sanıkların, saat 20.20 sıralarında site içerisinde çıkış kapısına yarı baygın şekilde yönelen maktulün koluna girerek dışarı çıkarttıkları anlatılan iddianamede, maktulün sanıkların biri tarafından bacaklarından kucaklanarak gelen araca bindirildiği, akabinde Kadriye Arslan'ın kolunda ikametine götürülerek, babasına teslim edildiği ifade ediliyor.

Maktul Boyraz'ın babası Ekrem Solmazgül'ün, kızının rahatsız olduğunu görmesi üzerine 112 ekiplerine haber verdiği aktarılan iddianamede, maktulün hastaneye kaldırıldığı 20 Eylül 2020'de hayatını kaybettiği, kamera görüntülerinde de sanıkların işyerinden malzemeleri 21 Eylül'de çıkardıklarının tespit edildiği anlatılıyor.

İddianamede yer alan otopsi raporuna göre, maktulün kimyasal ve toksikolojik inceleme sonucunda kanında ve akciğer dokusunda silisyum tespit edildiği, kişinin ölümünün yağ embolisi (silisyum içerikli madde enjeksiyonunda ileri gelen) ve beraberinde gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtiliyor.

İddianamede, sanıkların iştirak halinde yetkisiz oldukları halde sağlık hizmeti veren ruhsatsız meskeni işyeri olarak işletmek suretiyle 3359 sayılı yasanın ek 11. maddesine aykırı faaliyette bulundukları kaydediliyor.

Sanık Erdal Doğruya'nın "bilinçli taksirle ölüme neden olma", "diploması olmadığı halde hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınma" ve "Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na muhalefet" suçundan 5 yıl 8 aydan 17 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanık Öner Özsoyeri'nin de "bilinçli taksirle ölüme neden olma" ve "Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na muhalefet" suçlarından 3 yıl 8 aydan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediyor.

İddianamede, sanıklar Bülent Bostancı ve Ömer Elmalı'nın ise "Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na muhalefet" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

 

Kaynak:Haber Kaynağı

3. Sayfa