Fehmi Koru yazdı: Başarısızlığı kimse üstlenmez bizde, başarıya düşmanlığı da CHP’lilerden öğreniyoruz

Fehmi Koru yazdı: Başarısızlığı kimse üstlenmez bizde, başarıya düşmanlığı da CHP’lilerden öğreniyoruz

''Yenilen goller ve kaybedilen maç yüzünden orada hakemin eleştirildiğini duymadık''

Liglerde yeni sezon açıldı. Galatasaray, yeni teknik direktörü ve transfer ettiği yeni kadrosuyla çıktığı dün akşamki maçta, kendi oyuncusunun hatası yüzünden yediği bir golle Giresunspor’a yenildi.

Maçtan sonra görüşlerini almak üzere bekleşen gazeteciler, kulüp başkanına ‘hakem’ sorusu yönelttiler; o da önce sezonun yeni başladığını bu sebeple hakem eleştirisi yapmayacağını söyledi, ardından da maçın hakemini eleştirdi.

İngiltere’de de yeni sezon açıldı ve dün Premier League’in iddialı takımlarından Manchester United, fazla iddialı bilinmeyen rakip takımdan tam dört gol yiyerek, lig açılışı bakımından tarihinin en kötü mağlubiyetini yaşadı.

Yenilen goller ve kaybedilen maç yüzünden orada hakemin eleştirildiğini duymadık.

Amazon Prime platformunda her yıl bir İngiliz futbol kulübünde yaşananlarla ilgili belgeseller dizi oluyor; son yıl Arsenal takımının serencamını en mahrem toplantılarına kadar tanıklık ederek izlemiş ve diziye dönüştürmüşler. 

Onu izleyince hatırladım: Arsenal geçen sezon yeni teknik direktörü ve takıma ısınması tam sağlanamamış yeni transferleriyle ilk dört maçında ardı ardına yenilgiler yaşamıştı. Her yenilgi sonrası kulüpten kimse kendileri dışında birilerini veya bir yerleri suçlamadı; kendilerini sorgulayarak sonrasında dokuz maçlık yenilmezlik dönemini getirecek başarıların temelini bu yolla sağladı.

Balık baştan kokuyor. Siyasi hayatta yapılan yanlışlıkların sonucu olan sıkıntılardan bizde hep ‘dış mihraklar’ suçlanır ya, futbolda da kabahati bizde yine kimse üstlenmiyor, yenilgi yaşayan takımların istisnasız hepsinin hedefinde hakemler oluyor.

Geçen yıl, aralarında uluslararası karşılaşmalarda FİFA tarafından kendilerine sürekli görev verilen iftihar kaynağı olanların da bulunduğu tam 13 hakemin üzerini, Futbol Federasyonu bir kalemde çiziverdi. 

Kulüp yönetimlerini haklı çıkartmak için…   

Genç nesil hakemler bu yıl görevde; ancak daha sezon yeni açılmışken, onlar da, bir önceki nesil hakemlerin kaderini yaşamaya başladılar.

Yenilgiler sahipsizdir veya sorumluları hep dışarıda aranır bizde; daha da kötüsü, başarılı olanlar da pek sevilmez.

Örnek siyasetten.

CHP ben bildim bileli kendisini tek başına iktidara taşıyacak bir seçim başarısı yaşamadı; buna son genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu dönemi de dahil. Tek istisna, AK Parti’nin ülke çapındaki başarılarını başlatan İstanbul büyükşehir belediye başkanlığının son yerel seçimde -hem de tam iki kez- kazanılmasıdır.

Ekrem İmamoğlu o başarının mimarı…

[Kemal Kılıçdaroğlu da İstanbul’un belediye başkanlığına adaylığını koymuş (2009) ve kaybetmişti.]

Aday Binali Yıldırım olarak görünse bile, karşısındaki gerçek rakip AK Parti’nin ülke çapındaki başarılarının arkasındaki güç diye bilinen Tayyip Erdoğan iken o başarıları partisine yaşattı İmamoğlu.

İlk seçim yok sayılınca yenilenen seçimde aradaki oy farkını on misli artırarak hem de…

Genel seçimlerde oyunu yüzde 25’in üzerine çıkaramayan CHP adına girdiği İstanbul seçiminde yüzde 54 oy alarak…

Bakıyorum da, CHP’nin rakibi olan partilerden daha çok kendi partisi içerisinde sevmeyenleri var Ekrem İmamoğlu’nun…

İktidar cephesinin destekçisi bilinen gazeteler ve TV kanallarında her fırsatta eleştiriliyor İmamoğlu; ancak aleyhinde olanlar arasında en kıyıcılar, CHP’ye yakın gazetelerde yazan, CHP’yi destekleyen yorumcular…

Peş peşe 10 seçimde partisine zafer yaşatamayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu kendilerinin de ‘tarihi önemde’ olduğunu özellikle vurguladıkları cumhurbaşkanlığı seçiminde aday ilan etmekte zorlanmayan yakın çevre, 70 yılı aşan çok partili dönemde en başarılı iki seçimi kendilerine hediye eden Ekrem İmamoğlu’nu dışlamada yarış halinde.

“Yerelde başarılı olan cumhurbaşkanlığı seçiminden de zaferle çıkar” diye düşünmek için bir sebep yok, ancak CHP’nin başarıyı bu kadar kolay hazmedememesini de anlamakta zorlanıyorum işte.

Bir sanatçımız da, CHP’de aday belirleme komitesi varmış ve orada tek söz sahibi kendisi imiş gibi, “Ekrem’i aday maday yaptırmıyorum” diyerek hazımsızlar kervanına katıldı.

[Aynı sanatçımız, o açıklamasını, İstanbul belediye başkanı sıfatını taşıyan Ekrem İmamoğlu’nun iktidar yanlısı bilinen bir gazeteciye röportaj vermesi üzerine yaptı. O gazeteci için uygun gördüğü de ‘cezaevine giden otobüsün yolcusu olmak’… AK Parti son genel seçimde halkın yarısının oyunu alırken, Tayyip Erdoğan da cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52 oy almıştı; o oyları verenleri içine bindirebilecekleri büyüklükte bir otobüs için sipariş de verilmiş midir acaba?]

Futbolumuz bir tuhaf, siyasetimiz aynı tuhaflıkta, sanatçılarımız da pek farklı değil…

Nasıl bir ülke olduk, anlayan varsa bana da anlatsın.

Başarısızlıkların faturasını hep hakemlere çıkarta çıkarta futbolumuzun uluslararası alanda düştüğü durumu biliyoruz: Belçika’nın 1780 puanla birinci, Meksika’nın 1632 puanla 10. sırada yer aldığı FİFA dünya sıralamasında, Türkiye, 1488 puanlı Cezayir’in ardından, 1487 puanla ancak 32. olabildi.  

Ekonomide en güçlü 10 ülke arasına girmeyi hedefleyen ülkemiz, bugün geldiğimiz noktada 17. sıradan 21. sıraya düştü; 20. sıraya çok yoğun ambargo ve yaptırımlara muhatap İran yükseldi.

Şimdilerde havaya hakim olan anlayışla gidilecek genel seçimde ve cumhurbaşkanlığı seçiminde ne olur dersiniz?

CHP’nin ve destekçisi medyanın sürüklemesiyle gidilecek o seçimler sonrasında, içinde ‘dış mihraklar’ sözcüklerinin de geçtiği türden suçlamaları, bugünkü durumun ve dolayısıyla o seçimin sorumlularının ağzından duyarsak hiç mi hiç şaşırmayacağım.

[Günümüzde siyasetle meşgul olanlar ile siyaseti yakından izleyenlere ‘Amazon Prime’ın geçen yıl Manchester City ve bu yıl Arsenal futbol kulüplerini konu alan ‘All or Nothing’ genel başlıklı belgesel dizilerini izlemeyi tavsiye ederim. Başarısızlıktan nasıl kurtulup başarının nasıl yakalanabileceğinin ipuçları var o dizilerde. Başarıya kilitlenme kadar ‘takım ruhu’ da önemli. ‘Takım ruhu nasıl yaratılır’ sorusunun cevabı için de izlemeye değer futbolla ilgili o diziler.]

Önceki ve Sonraki Haberler
Politika