HDP binasında öldürülen Deniz Poyraz'ın otopsi raporunda işkence iddiası

HDP binasında öldürülen Deniz Poyraz'ın otopsi raporunda işkence iddiası

HDP binasında öldürülen Deniz Poyraz'ın otopsi raporunda işkence izlerine rastlandığı iddia edildi.

İzmir'in Konak ilçesindeki HDP İl Başkanlığı'nda, partide çay servisi yapan ve annesi rahatsız olduğu için yerine 1 günlüğüne çalışmaya gelen Deniz Poyraz, eski sağlık çalışanı Onur Gencer tarafından tabancayla ateş edilerek öldürüldü.  Gencer'in daha sonra Suriye'de çekilmiş fotoğrafları kamuoyuna yansıdı.

BirGün gazetesi yazarı Erk Acarer, 'Sadece öldürmedi işkence de yaptı iddiası' başlıklı yazıda, Deniz Poyraz'ın otopsi raporunda işkence bulgularına rastlanıldığını yazdı.

Acarer'in yazısının ilgili bölümü şöyle:

İşlenen cinayetteki yeni bilgiler ise çok daha tehlikeli bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. 38 yaşındaki Deniz Poyraz’ın ön otopsi raporunun inceleme aşaması bitmek üzere. Rapora ilişkin bilgiler içinde çarpıcı bir nokta bulunuyor: Poyraz’ın bedeninde sadece kurşun yarası değil, başka cisimlerin izleri de var. Bu bilgi, 27 yaşındaki katil Onur Gencer’in, genç kadının bedenine öldürmeden önce ya da öldürdükten sonra işkence yaptığını gösteriyor. Suriye’den alışık olduğumuz cihadist bir yöntem.

Cinayetin işleniş biçimi ve siyasetin sahiplenişi, bir kez daha Türkiye’nin yüz yüze bırakıldığı riskleri gösteriyor” diyen Acarer, devamında HDP MYK üyesi Mahfuz Güleryüz’ün şu açıklamasını aktardı:

Ön inceleme yeni bitti. Ön otopsi raporuna ilişkin olarak avukat arkadaşlarımız ile görüşme fırsatımız oldu. Detaylı olarak paylaşacaklar. Cinayetin işleniş tarzı cihadist grupların Suriye’de gerçekleştirmiş oldukları cinayet tarzına çok benziyor. Poyraz’ın vücudunda kurşun yaraları dışında başka yaralar da var. İşkence yapılmış ama şu aşamada öldürüldükten önce mi yoksa sonra mı yapıldığını bilemiyoruz. Raporun çıkmasını beklemeliyiz. Cinayetin organize, katilin eğitimli olduğunu görüyoruz.

 

İçimdeki intikam ateşini Barış Atay, Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan, Leyla Zana ve Pervin Buldan'ı öldürerek söndürebileceğimi fark ettim. Bu kişilere ulaşmanın zor olması sebebiyle HDP'nin İzmir'deki binasını öğrendim. Etrafa baktım. İkinci defa gittiğimde üst katındaki İngilizce kursu bahanesiyle binayı gezdim. HDP kapalıydı. İçeriyi göremedim. Telefon numarası vardı. ‘Şerefsizler’ diye kaydettim.Haziranın ilk haftası kursa kaydolmak için gittiğimde HDP'nin kapısı açıktı. Ufak bir oda ve iki üç kişi vardı. Girmedim. Kaç kişi olduğunu öğrenmek için iletişime geçmeye çalıştım. Numara kapalıydı. Ulaşsam, planlı saldırı yapacaktım.

 

İçeriden yetkili birinin çıkmasını istedim. İşkence yaparak öldürme isteği vardı. Rüya ve gerçek ayrımını yitirmiştim. Terörist kanı elime bulaşamaz, temizlemem gerekir diye merdivenden çıktım. Daireler kapalı olduğu için elimi yıkayamadım. Kanın bana ait olduğunu fark edince yıkamaya gerek kalmadı. Ölen kızın fotoğrafını çektim. Fotoğrafı WhatsApp'ın durumunda “Leş 1” yazısı ekleyerek paylaştım. Silahı çantaya koydum. Merdivenlerden indim. Girişte polisler vardı. Teslim oldum. PKK'ya karşı büyük bir nefret besliyorum. Öleni tanımıyorum. Amacım içeri girdiğimde karşıma çıkacak kim varsa öldürmek ve kan kusturmaktı.

GENEL