HDP: "Bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akbayır, Efkan Ala ve Mahir Ünal susamazsınız"

HDP:  "Bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akbayır, Efkan Ala ve Mahir Ünal susamazsınız"

HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, milletvekilleri ile birlikte 6 yıl önce 'Kobane olayları' gerekçe gösterilerek yapılan gözaltı operasyonuna tepki göstermek için TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

HDP Grup Başkanvekilleri partilerine 'Kobani eylemleri' gerekçe gösterilerek başlatılan operasyona tepki göstererek, gözaltına alınan siyasetçilerin 2015 yılında da ifade verdiklerini hatırlattı. Dolmabahçe Mutabakatı'ndan çekilen fotoğrafı gösteren Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, "Bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akbayır, Efkan Ala ve Mahir Ünal susamazsınız" dedi.

HDP Grup Başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, milletvekilleri ile birlikte 6 yıl önce 'Kobane olayları' gerekçe gösterilerek yapılan gözaltı operasyonuna tepki göstermek için TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

"HUKUKİ DEĞİL SİYASİ BİR OPERASYON"

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, operasyonun "siyasi intikam ve tasfiye operasyonu" olduğunu söylerken, "HDP'ye oy ve gönül veren milyonları ne yapacaksınız?" diye sordu. 2015 yılında da Kobani eylemleriyle ilgili dönemin Merkez Yürütme Kurulu üyelerine bir soruşturma açıldığını, gözaltında olan siyasetçilerin o dönemde de ifade verdiğini hatırlatan Oluç, şunları kaydetti: "Ortada ne hukuk ne yargı bıraktınız, artık herşey ama herşey Saray'ın kararları ve AKP’nin Adalet Komisyonu’na dönüşmüş olan mahkemeler aracılığıyla yapılıyor. Bu operasyon kesinlikle hukuki bir operasyon değildir, kesinlikle siyasi bir operasyondur. Siyasi bir karar alınmıştır. Bu siyasi kararla arkadaşlarımız gözaltında tutmaktadırlar. Bunu öncelike söyleyelim. Neden bu siyasi karar alındı? Bu siyasi kararı hedefi ne? Bu siyasi kararın hedefi açık biçimde AKP ve MHP ittifakını ve iktidarın demokrasi mücadelesinde büyük bir tehlike olarak gördükleri HDP’yi, tüm kurum kuruluşları, ittifakları ve bileşenleri ile demokratik siyasetten tasfiye etmektir. Amaç budur. İktidar tasfiyeci bir iktidardır, iktidar siyasi olarak rakibi olan HDP’yi siyaset yoluyla yenememektedir, o nedenle yargıyı kullanarak HDP'yi tasfiye etmeye çalışmaktadır. Bu tasfiyeci iktidarın hukuk dışı bir uygulamasıdır." 

"İNTİKAM VE TASFİYE OPERASYONU'

"Bu, sadece tasfiye değil bir siyasi intikam operasyonudur. Bugün gözaltında tutulan MYK üyelerimiz aslında 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinin de ayrıca yürütücüsü olan MYK üyelerimizdir. 7 Haziran 2015’te bu toplum büyük bir deli gömleğini attı kenara ve büyük bir umutsuzluğu toprağa gömdü. AKP’nin seçim yoluyla da tek başına hükümet kuramayacak duruma geleceğini bütün toplum gördü ve yaşadı. 7 Haziran 2015’in özelliği budur işte. 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimlerini yürütmüş olan MYK üyelerimize yönelik o nedenle de bir intikam operasyonudur aslında. O günün intikamı bugün alınıyor. Neden? Çünkü bugünkü konjonktür bu intikamı almayı gerektirdi."

"BÜTÜN RAKAMLARI OYNAMA GİRİŞİMLERİNE RAĞMEN PAHALILIK İNANILMAZ BOYUTLARA VARMIŞTIR"

"Bugün Türkiye’nin iç politikasına baktığımızda iktidar tam bir fiyasko ile karşı karşıyadır. Ekonomik kriz, sosyal kriz bütün bütün ağırlığıyla yaşanmaktadır. Bugün Türkiye’de işsizlik cumhuriyet tarihinin rekor düzeyine varmıştır. Bugün Türkiye’de hayat pahalılığı iktidarın bütün rakamlarına oynama girişimine rağmen inanılmaz boyutlara varmıştır. Halk bunun farkındadır. İşsizlik, hayat pahalılığı ve demokraside yaşanan büyük kriz, tek adam yönetimi, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmış olması, yürütmenin yargıyı tahakküm ve baskı altına almış olması, yürütmenin yasamayı bir noter gibi kullanmaya başlaması ortadadır. Bu büyük demokrasi krizi ve yönetememe krizi de gündemedir ama sadece bu değil bir taraftan da dış politikada bu iktidar, fiyasko üzerine fiyasko yaşamaktadır. Bakın biz HDP olarak Doğu Akdeniz ve Ege meselesinde Meclis tatile girmeden önce getirilen bütün bildirilerde ve önergelerde şu açıklamayı çok net yaptık. Savaş ve çatışma değildir olması gereken, müzakere, diplomasi ve barış yolu ile sorunların çözülmesi gerekir dedik. O zaman bizi dinlemeyenler sonra NATO’yu, Almanya’yı, ABD’yi, Fransa’yı dinlemek zorunda kaldılar ve biz haklı çıktık. Müzakere, diplomasi, görüşme, komşularla görüşerek sorunlara çözme en doğru yoldu, bizim savunduğumuz gibi. İşte bu dış politikada yaşanan fiyasko da şimdi bir kere daha dönmüş dolanmış iktidarın ayağına dolanmıştır."

"HDP'YE GÖNÜL VERMİŞ MİLYONLARCA İNSANI NE YAPACAKSINIZ?"

"İşte bu konjonktürde HDP demokrasi mücadelesinin ittifakının hukuk, adalet, eşitlik ve barış mücadelenin öncüsü olduğu için intikam operasyonu ile karşı karşıya kalmıştır. Siyaseten yenemediklerini yargı yoluyla yok etmeye çalışıyorlar. Hedef HDP’siz bir Türkiye’dir, hedef, HDP’siz bir siyasettir, HDP’siz bir yaşamdır, HDP’siz parlamentodur. Dertleri budur. Ama şunu görmezden geliyorlar. HDP en az 6 milyon seçmeni ve alileri birlikte 20 milyon insanı temsil eden bir siyasi partidir. Türkiye'nin ve Meclisin üçüncü büyük partisidir. Biz HDP’yi bu tür tasfiye operasyonlarıyla ortadan kaldıramazsınız, etkisiz hale getiremezsiniz. Bunu dün de söyledik, bugün söylüyoruz. HDP’ye oy ve gönül vermiş milyonlarca insanı ne yapacaksınız?" 

"BU OPERASYON, YÜZDE 50+1'İ ELDE ETME OPERASYONUDUR"

Şimdi HDP’nin halkla, toplumla, demokrasi güçleri ile ilişkisinden, barış, demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesindeki gücünden korktukları için bu intikam operasyonunu yapıyorlar. Bu intikam operasyonu aynı zamanda yapılacak genel ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde yüzde 50+ 1’i elde etme operasyonudur. Bu intikam operasyonu aynı zamanda 31 Ağustos’ta Eş Genel Başkanlarımızın burada açıkladığı barış deklarasyonuna karşı savaş cevabıdır. Bunun da farkındayız. Yani onlar barış istemiyorlar. HDP, barış, toplumsal müzakere, diyalog, toplumsal uzlaşma dedikçe onlar HDP’yi tasfiye etmek için uğraşıyorlar. HDP bitirilirse otokratik düzen, tek adam düzeni başarıya ulaşır diye düşünüyorlar. Demokrasi ittifakını girişimlerini engellemeye çalışıyorlar. Barış çabasını yargılıyorlar."

KOBANİ PROTESTOLARINDAN 5 AY SONRA ÇEKİLEN FOTOĞRAFI GÖSTERDİ

28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe Sarayı’ndaki görüşmeler sırasında çekilen fotoğrafı gösteren Oluç, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Bu fotoğrafta olan kişilerden Mahir Ünal, Efkan Ala, Yalçın Akdoğan AKP milletvekilleri ve yöneticileridir. 28 Şubat 2015’te yani 6-8 Ekim 2014 Kobane protestolarından 5 ay sonra Dolmabahçe’de bir mutabakat metni okunmuştur. Şimdi bu metni okumuş olan, bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akbayır, Efkan Ala ve Mahir Ünal susamazsınız. Bu toplantıya katılmış olan o zamanki Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken şimdi cezaevindedir. O zaman o toplantıya katılan Sırrı Süreyya Önder bugün gözaltındadır. Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan hakkında da fezleke hazırlandığı iddiası ortaya atılmıştır. Bir kez daha söylüyoruz. Bu toplantıya katılanlar Kobane protestolarından 5 ay sonra neden oturdunuz bu açıklamayı yaptınız. Bunların hepsini soracağız ve o günün yaşanmış olan olaylarını Meclis'te de kamuoyununda da tartışacağız, biz her şeyin açığa çıkmasını istiyoruz. Bugün şunu çok açık bir şekilde ifade ediyoruz. Bugün HDP’ye sahip çıkmak demek HDP’nin tüm politikalarını benimsemek değildir. HDP’ye sahip çıkmak demek demokrasiye, demokrasi, özgürlük, barış ve eşitlik mücadelesine sahip çıkmak demektir."

BEŞTAŞ: YARGI APARATIYLA BİZİ SUSTURMAYA ÇALIŞIYOR

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da operasyonların AKP'nin kaybettiği seçimlerin 'intikam'ı olduğunu belirterek, "Karşımızda o kadar siyasi etikten ve ahlaktan yoksun bir iktidar aygıtı var ki bizimle rekabet etmiyor, bizimle siyasi bir yarışa girmiyor, siyasetin yarış yeri konuşulacağı yer sandıktır, seçim meydanlarıdır, bizimle yarışamadığı için, bizi tasfiye demediği için elindeki yargı aparatıyla bizi susturmaya çalışıyor" dedi.

"OPERASYON 82 MİLYONA YÖNELTİLMİŞTİR"

"Bu intikam operasyonunda seçimin hedeflendiğini, seçimdeki oylarının azalması, bizim oylarımızın yükselmesi ve Türkiye'deki demokrasi güçlerinin, toplumsal güçlerin yeni bir Türkiye, demokratik bir Türkiye özlemini engelleme çabasıdır aynı zamanda. Kendilerine karşı çıkan her sözü, her sesi kısma çabasıdır. Bu operasyon HDP şahsında 82 milyon insana yöneltilmiş bir operasyondur."

"HESAP VERECEK OLAN MUTABAKATTA RESİMLERİ OLANLARDIR"

"Kobani eylemlerinde yaşanan can kayıplarının sorumlusu AKP'dir" diyen Beştaş, sözlerine şöyle devam etti: "Hesap verecek olan işte şu Dolmabahçe Mutabakatı’nda resimleri olan ve o dönem iktidarda olan kendi yönetimleridir. Neden? İktidardaki parti bu kadar insanın katledilmesine neden göz yumdu? Sokağa çıkma yasağı ilan ettiği halde neden insanların bu şekilde canice öldürülmesini engellemedi? Öldürüldükten sonra neden katilleri, failleri yargı önüne çıkarmadı? Bunun sorumlusu biz değiliz, bunun sorumlusu yürütmedir, bu işin yürütücüsü olan iktidar partisidir. Kobane protestolarında yaşanan can kayıplarının da mal kayıplarının da yaralanmaların da müsebbibi, sorumlusu, hesap sorulması gereken merkez kesinlikle AKP iktidarıdır."

"TÜRKİYE NEDEN KORİDOR AÇMADI?"

"Kobani, AKP’nin elinde bir maymuncuğa dönüştü. Her kapıyı açabilirim bununla. Bir yıl sonra soruşturma başladı, 2014’te oldu protestolar, bir yıl sonra başladı soruşturmalar. Ve şunu hatırlatmak isterim: o dönem Kobani halkıyla dayanışma gösteren 70 ülke vardı, bütün dünya IŞİD’e karşı Kobane halkının yanındaydı. IŞİD barbarlığının Şengal’de yaptığı katliamların, insanlık dışı uygulamalarının karşısındaydı. IŞİD’e karşı bir dünya cephesi vardı, Kürtlere yönelik saldırıların, barbarlığın karşısında bir dünya cephesi vardı, önce bunu tartışalım. Türkiye neden koridor açmadı? Neden o protestolara giden yola mahal verdi? Demokratik protesto hakkı herkesin temel haklarındandır. Ama bugün failleri, katilleri, öldürülenlerin ailelerinin beklentileri olan yargılamayı yapmayan iktidar buradan kendine bir çıkar elde etmeyi amaçlıyor. Ne yapıyor? HDP’yi günah keçisi ilan ediyor. HDP’nin tek bir tweeti vardır; o da demokratik protesto hakkıdır. Bunun dışında bütün dünya Kobani'de Kürt halkının, oradaki Arap halkının, Ermeni halkının yanında, IŞİD’in karşısında yer almıştır. Türkiye’de de bütün demokrasi güçleri, toplumsal muhalefet yine IŞİD’e karşı saf tutmuştur, ama bu maymuncuk bu sefer kapıyı açmayacak. Bir yıl sonra başlatılan soruşturmada 6 yıl sonra, hepsinin ifade verdiği bir soruşturmada tekrar bir yıl önce Yüksekdağ ve Demirtaş’ın ikinci kere sahtecilikle, hukukta olmayan bir yöntemle tutulan akıl bugün hepsi ifade veren MYK üyelerimizi tekrar gözaltına alarak bir sonuç elde etmeye çalışıyor."

Politika