Hrant Dink cinayeti davasında gerekçeli karar: FETÖ, cinayeti tasarlayıp adım adım yürürlüğe koyup gerçekleştirdi

Hrant Dink cinayeti davasında gerekçeli karar: FETÖ, cinayeti tasarlayıp adım adım yürürlüğe koyup gerçekleştirdi

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davanın gerekçeli kararı açıklandı. Kararda „FETÖ, cinayeti tasarlayıp adım adım yürürlüğe koyup gerçekleştirdi“ denildi.

Hrant Dink cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı.

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davada altısı tutuklu, biri firari olmak üzere 76 sanık yargılandı. Son duruşma 26 Mart’ta görüldü ve karar verildi. Davanın 4 bin 532 sayfalık gerekçeli kararı da açıklandı.

Gerekçeli kararda sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Faruk Sarı’nın bilgi ve belgeleri yok ettiği ifade edildi.

Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:

Cinayetin işlenmesinde tespit edilen sorumluluklarının yanında örgütle irtibat ve iltisakı ile sonraki eylemlerinden dolayı yapılan tespitlerle örgüt mensubu oldukları anlaşılan sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Faruk Sarı'nın örgütün çıkarlarını gözeterek birlikte hareket ettikleri, konumları itibari ile gereken tedbirleri alıp müdahale etmek yerine cinayetin gerçekleşmesini, bunun öncesi ve sonrasında bilgi, kayıt ve belgelerin yok edilmesini sağladıkları, tüm istihbarat ağının bulunduğu bilgi havuzuna ilgili verilerin kaydedilmesi gibi işlemleri yapmadıkları ve yapılan kaydı ise cinayetin hemen sonrasında sildikleri…

Fiziki takip ve araç dinleme

Öte yandan; Akyürek, Yılmazer ve Sarı’nın kendilerinden olmayan sıralı amirlerinden istihbari bilgileri gizledikleri de ifade edildi. Araç dinleme, fiziki takip iddialarına ilişkin bu üçlü hakkında, „işleneceği bilinen cinayetin hazırlık hareketleri ile azmettirici ve faillerinin iletişim araçlarını dinleyip fiziki takiplerini yaptırdıkları“ söylendi.

Ev ve iş yerinde keşif

Muharrem Demirkale’nin katledilen Gazeteci Hrant Dink’in ev ve iş yerinde keşif yaptırdığı da belirtilen gerekçeli kararda şöyle denildi:

Olay tarihlerinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde tim komutanı Yüzbaşı olarak görevli olup, 15 Temmuz 2016'daki darbe kalkışmasında Jandarma Genel komutanlığında yaralı vaziyette ele geçtiğinden bahisle hakkında yapılan yargılamada ‘darbeye teşebbüs' suçundan mahkumiyetine hükmedilen örgüt mensubu sanık Muharrem Demirkale'nin maktulün ev ve iş yerlerinin cinayet öncesinde emri altındakiler keşfinin yaptırıldığı, sanık Muharrem ile sanık Ali Fuat'ın önceye dayalı tanışıklıklarının bulunduğu, failin cinayet günü takip edildiği, bu takibi yapan kişilerin sanık Ali Fuat ile irtibat halindeki sanık Muharrem'in emir ve komutasındaki unsur elemanları olduğu…

"FETÖ'nün yıkıcı emelleri doğrultusunda..."

Gerekçeli kararda, cinayetin FETÖ’nün yıkıcı emelleri doğrultusunda işlenmesinin sağlandığı ifade edildi. Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:

Cinayet mahalliyle Levent bölgesi arasında cinayet öncesi ve sonrasında aynı gün içinde sanığın uzunca bir süre ve sürekli şekilde mekik dokumak şeklinde gidip geldiğini ortay koyan baz bilgilerinin tespit olunmasıyla bu sanığın cinayeti, öncesini ve sonrasını diğer sanık Ali Fuat ile işbirliği içinde takip ettirdiğinin anlaşıldığı, söz konusu cinayetin işlenmesinde işbu sanıkların ayrı ayrı aldıkları rolün sübuta ermesi karşısında, söz konusu işbirliği içerisinde cinayetin azmettirici ve faillerini desteklemek ve eylemi tasarlamak suretiyle mensubu oldukları FETÖ/PDY silahlı terör örgütün yıkıcı emelleri doğrultusunda cinayetin işlenmesini sağladıklarının anlaşıldığı…

Davada ne olmuştu?

Dava, 26 Mart 2021’de karara bağlanmıştı. Sanıklardan İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer’e ‘başkasını araç olarak kullanma suretiyle insan öldürme' ve ‘resmi belgeyi yok etme' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Cezada indirim uygulanmamıştı.

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire eski Başkanı Ramazan Akyürek ise ‘başkasını araç olarak kullanma suretiyle insan öldürme', ‘resmi belgede sahtecilik' ve ‘resmi belgeyi yok etme' ağırlaştırılmış müebbet ile 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Akyürek’in cezasında da indirim uygulanmamıştı.

Sanıklardan Ali Öz,  ‘başkasını araç olarak kullanma suretiyle insan öldürme' ve ‘resmi belgede sahtecilik' suçlarından toplamda 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Öte yandan Yavuz Karakaya da ‘Anayasayı ihlâl’ suçlamasıyla müebbet, ‘kasten öldürmeye yardım’ suçlamasıyla 12 yıl 6 ay hapis cezası almıştı.

Davada, sanık gazeteci Ercan Gün ‘silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 10 yıl, Abdullah Dinç 6 yıl 3 ay, Ahmet Faruk Aydoğdu 6 yıl 3 ay, Metin Balta 6 yıl 8 ay, Yakup Kurtaran 7 yıl 6 ay ve Özkan Mumcu 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmışlardı.

Eski subay Muharrem Demirkale'yi ‘başkasını araç olarak kullanmak suretiyle kasten öldürmek' ve ‘Anayasayı ihlal' suçundan 2 kez müebbet hapse çarptıran mahkeme, müebbet hapis, sanık Okan Şimşek'i ‘başkasını araç olarak kullanmak suretiyle kasten öldürmek' suçundan 25 yıl, ‘resmi belgede sahtecilik' suçundan ise 3 yıl 4 ay hapse mahkum etmişti.

Sanık Faruk Sarı'yı ‘ihmali davranışla kasten öldürme' 12 yıl 6 ay, ‘resmi belgeyi yok etmek' suçundan 3 yıl 9 ay hapse mahkum eden mahkeme, sanık Hasan Durmuşoğlu'nu ‘ihmal suretiyle adam öldürme' ve ‘resmi belgeyi yok etme' suçlarından 16 yıl 3 ay hapse çarptırılmasına hükmetmişti.

Yargı